Türk Devletleri ile Ticaret Hacmi 72,2 Milyar Dolara Ulaştı
Türkiye’nin, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üye ülkeleri Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan ile son 5 yıldaki karşılıklı ticaret hacmi 72,2 milyar dolara ulaşırken, bu dönemde 10,9 milyar dolarlık dış ticaret fazlası elde edildi. İşbirlikleri serbest bölgelerden yapay zekaya kadar geniş bir yelpazede derinleşmeye devam ediyor.
TDT’nin Güçlenen Rolü ve Ekonomik Hedefler
Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), üye devletler arasındaki ortak bağları jeopolitik, ekonomik ve güvenlik alanlarında somut işbirliklerine dönüştürmek amacıyla 3 Ekim 2009’da kuruldu. 2021’de TDT adını alan teşkilat, “Türk Dünyası 2040 Vizyon Belgesi” çerçevesinde, üye ülkelerin siyasi, ekonomik, kültürel ve toplumsal entegrasyonunu sağlayarak güçlü bir bölgesel güç haline gelmesini hedefliyor. Bu vizyon doğrultusunda TDT, orta ve uzun vadeli stratejiler kapsamında emtia, sermaye, hizmet, teknoloji ve insan kaynaklarının serbest dolaşımını teşvik etmeyi; Orta Koridor’u dünyanın en hızlı, güvenli ve ucuz lojistik hattı haline getirmeyi amaçlıyor. Ayrıca, yenilenebilir enerji ve akıllı şebeke teknolojilerinde ortak yatırımlar yapılması ve bölgesel/küresel krizlerde üye ülkelerin koordineli hareket etmesi de stratejik öncelikler arasında yer alıyor.
Ticaret Verileri ve Dengeler
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2021-2025 döneminde TDT üye ülkelerine yapılan toplam ihracat 41,6 milyar dolar olarak kayıtlara geçti. Aynı dönemde bu ülkelerden yapılan ithalat ise 30,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu rakamlarla birlikte, Türkiye’nin söz konusu dört ülke ile toplam ticaret hacmi 5 yılda 72,2 milyar dolara ulaşırken, dış ticarette 10,9 milyar dolarlık bir fazla elde edildi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, bu yılın ilk 9 ayında ilgili ülkelere yapılan ihracat 4,8 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Ülke Bazında İhracat ve İthalat
Son 5 yıllık verilere göre, Türkiye’nin TDT üye ülkelerine gerçekleştirdiği en yüksek ihracat 13,7 milyar dolar ile Azerbaycan’a yapıldı. Kazakistan’a 12,4 milyar dolar, Özbekistan’a 9,9 milyar dolar ve Kırgızistan’a ise 5,6 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildi.
İthalat tarafında ise en büyük pay 16,7 milyar dolar ile Kazakistan’dan geldi. Azerbaycan’dan 6,2 milyar dolar, Özbekistan’dan 6,9 milyar dolar ve Kırgızistan’dan ise 951,9 milyon dolarlık ithalat yapıldı.
Orta Koridor ve Stratejik İşbirlikleri
Orta Koridor, Türkiye’nin TDT üye ülkeleriyle ticari ve ekonomik ilişkilerini güçlendiren kilit bir güzergah olarak öne çıkıyor. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler; savunma, enerji, ulaşım, medya ve teknoloji gibi birçok alanda ortak projelerle ilerliyor. Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolu Hattı, bu işbirliğinin önemli bir lojistik ayağını oluşturuyor. Kazakistan ile tarihi bağlar, Orta Koridor sayesinde stratejik bir ekonomik ortaklığa evrildi. Yapay zeka, inovasyon, uzay faaliyetleri ve madencilik gibi alanlarda karşılıklı işbirlikleri geliştiriliyor. Kırgızistan ve Özbekistan ile olan ilişkiler de Orta Koridor, uluslararası ulaşım ağları, enerji, madencilik, serbest bölgeler, dijital ticaret ve karşılıklı yatırımlar aracılığıyla derinleştiriliyor. Bu gelişmeler, Türkiye’nin Avrasya’daki ekonomik ve stratejik konumunu pekiştiriyor.
Bu işbirliği potansiyeli, gelecekte güncel şirket haberleri ve sektörel analizler açısından da yakından takip edilmesi gereken alanları işaret ediyor.
Finans Hattı Yorum:
Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üye ülkeleriyle artan ticaret hacmi ve stratejik işbirliği alanları, Türkiye ekonomisi için önemli bir büyüme potansiyeli sunmaktadır. Orta Koridor’un lojistik bir merkez haline gelmesi, hem ihracatın artması hem de enerji ve teknoloji gibi stratejik sektörlerde dışa bağımlılığın azalması açısından kritik bir gelişmedir. Bu entegrasyon, bölgesel ticaret dengelerini Türkiye lehine çevirme potansiyeli taşırken, aynı zamanda küresel tedarik zincirlerindeki risklere karşı da bir tampon görevi görebilir.
Yatırımcılar açısından bakıldığında, TDT üye ülkeleri ile geliştirilen ticari ve ekonomik ilişkiler, bu coğrafyadaki potansiyel büyüme fırsatlarına işaret etmektedir. Özellikle lojistik, enerji, madencilik ve teknoloji sektörlerinde faaliyet gösteren şirketler için yeni pazarlara erişim ve ortak yatırım imkanları doğmaktadır. Bu durum, uzun vadede bu şirketlerin gelir ve karlılık beklentilerini olumlu yönde etkileyebilir ve Borsa İstanbul’daki ilgili hisse senetlerine olan ilgiyi artırabilir.
Ancak, bu potansiyelin tam olarak realize edilebilmesi için jeopolitik risklerin yönetilmesi, bölgesel istikrarın sürdürülmesi ve üye ülkeler arasındaki hukuki ve bürokratik engellerin kaldırılması büyük önem taşımaktadır. Orta Koridor’un tam kapasiteyle çalışabilmesi için altyapı yatırımlarının hızlandırılması ve gümrük süreçlerinin basitleştirilmesi gerekmektedir. Bu unsurların göz ardı edilmesi, hedeflenen ticaret hacmine ulaşılmasını engelleyebileceği gibi, mevcut pozitif ivmenin de sekteye uğramasına neden olabilir.
















