Tekstil Sektöründe Kritik Uyarı: Maliyetler Rekabeti Zorluyor
Türkiye’nin tekstil ve hazır giyim sektöründe artan maliyetler, finansmana erişimdeki zorluklar ve küresel pazarlardaki talep daralması, sektörün rekabet gücünü olumsuz etkiliyor. Sektör temsilcileri, üretim ve istihdamda yaşanabilecek kayıpları önlemek adına acil destek çağrısında bulunurken, 2027’nin yeniden büyüme patikasına geçiş yılı olabileceği öngörülüyor. İhracatta toparlanmanın anahtarı ise rekabetçi maliyet yapısı, kolaylaşan finansmana erişim ve katma değerli üretime odaklanmaktan geçiyor.
İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Mustafa Paşahan, hazır giyim sektöründeki ihracat daralmasının ve bunun sonucunda ortaya çıkan istihdam kayıplarının altını çizerek, sektöre yönelik ‘pozitif ayrımcılık’ yapılmasının gerekliliğini vurguladı. Paşahan, sunulan taleplerin karşılanması halinde 2027’de hızlı bir toparlanma sürecine girilebileceğini ve 2030’a gelindiğinde sektörün eski gücüne yeniden kavuşabileceğini belirtti. Hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün, Türkiye ekonomisi için stratejik bir öneme sahip olduğunu kaydeden Paşahan, 81 ilde üretim kapasitesine yayılan sektörün, istihdamın %55’ini kadın çalışanların oluşturduğunu ve yalnızca üretim kolunda 500 bini aşkın kişiye doğrudan iş imkanı sağladığını ifade etti. En zorlu dönemlerde dahi 12,5 milyar doların üzerinde cari fazla üreterek ülke ekonomisine katkı sağladığını sözlerine ekledi.
2022 yılında 21,2 milyar dolar ile zirveye ulaşan yıllık hazır giyim ihracatı, sektördeki rekabet gücündeki zayıflama paralelinde 2023 yılından itibaren sürekli bir gerileme eğilimi sergiledi. Paşahan, 2025 yılında 16,8 milyar dolarlık bir ihracat rakamı öngörüldüğünü belirtti. Bu yılın ocak-eylül döneminde ise ihracatın, geçen yılın aynı dönemine göre %2,6’lık bir düşüşle yaklaşık 12,4 milyar dolarda kaldığına dikkat çekildi. Bununla birlikte, ithalattaki artış trendinin devam ettiğine işaret eden Paşahan, 2025’te 4,5 milyar dolar seviyesine ulaşması beklenen hazır giyim ithalatının, bu yıl 5 milyar doları aşmasının sürpriz olmayacağını dile getirdi.
İhracattaki bu daralma ve ithalattaki artışın, istihdam üzerinde ciddi kayıplara neden olduğunu vurgulayan Paşahan, 2022 yılı sonunda hazır giyim üretiminde 738 binin üzerinde kişinin istihdam edildiğini hatırlattı. Ancak, Mart 2026’da bu rakamın 500 binin altına indiğini ve Haziran 2026 itibarıyla ise 507 bin civarında seyrettiğini belirtti.
‘Düşük Kur, Yüksek Faiz’ Paradigması Rekabet Gücünü Zayıflattı
Sektörün rekabet gücünü kaybetmesinin temel nedenlerinden birinin artan maliyetler olduğunu belirten Paşahan, bu maliyet sorununun altında üç yılı aşkın süredir uygulanan ‘düşük kur, yüksek faiz’ politikalarının yattığını ifade etti. Bu durumun, sektörün uluslararası pazarlardaki fiyatlandırma avantajını törpülediği değerlendiriliyor.
Mevcut olumsuz gidişatın durdurulması ve rekabet gücünün yeniden kazanılması için hazır giyim gibi net ihracatçı sektörlere özel teşvikler ve ‘pozitif ayrımcılık’ uygulanması gerektiğini savunan Paşahan, İHKİB olarak ilgili kamu kurumları ve kamuoyu ile paylaştıkları 6 maddelik destek talebini sıraladı. Bu taleplerin, sektörün sürdürülebilirliği ve büyümesi için kritik önem taşıdığı belirtildi.
İHKİB’den Sektör İçin 6 Maddelik Destek Paketi Talebi
Paşahan, hazır giyim sektörünün rekabetçiliğini artırmak amacıyla, Türkiye genelindeki hazır giyim yatırımlarının en az üç yıl boyunca 6. Bölge teşviklerinden faydalandırılmasını talep etti. Bu adımın, yatırımları teşvik ederek üretim ve istihdamı canlandırması hedefleniyor.
Ayrıca, 4., 5. ve 6. bölgelerde süresi dolan veya dolmak üzere olan mevcut teşvik belgelerinin sürelerinin öncelikli olarak 10 yıl daha uzatılması istendi. Paşahan, teşvik belgeli yatırımlarda, brüt asgari ücretin %50 fazlasına kadar maaş alan personelin SGK primlerinin tam teşvik kapsamına alınması gerektiğini belirtti. Bu yatırımlarda görev alan emekli çalışanlar için ödenen SGK priminin de tamamen kaldırılması yönünde bir talep dile getirildi.
Finansmana erişim noktasında ise reeskont kredisi faiz oranlarının azami %15 seviyesine indirgenmesi ve acil destek paketlerinin devreye alınması gerektiği vurgulandı. Döviz kazandırıcı faaliyetlerde bulunan hazır giyim gibi sektörlere yönelik döviz dönüşüm desteğinin de artırılması veya sürdürülmesi önem taşıyor. Bu destekler, sektörün döviz ihtiyacını karşılamasına ve ihracat performansını güçlendirmesine yardımcı olacaktır. Sektör temsilcileri, bu önlemlerin alınması durumunda güncel şirket haberleri ve genel piyasa dinamiklerinin de olumlu etkileneceğini düşünüyor.
Finans Hattı Yorum:
Tekstil ve hazır giyim sektöründeki mevcut durum, Türkiye’nin dış ticaret dengesi ve istihdamı açısından stratejik bir öneme sahip. Artan maliyetler ve azalan ihracat, özellikle cari işlemler hesabına olan olumlu katkıyı riske atıyor. Sektörün küresel ölçekteki rekabetçiliğini sürdürebilmesi için ithalat ve ihracat arasındaki makasın kapanması, cari fazla potansiyelinin korunması büyük önem taşıyor.
Sektörün karşı karşıya olduğu zorluklar, yatırımcı hissiyatını ve şirketlerin karlılık beklentilerini doğrudan etkileyebilir. ‘Düşük kur, yüksek faiz’ politikalarının yarattığı maliyet baskısı, firmaların marjlarını daraltırken, finansman bulma zorluğu da operasyonel büyümeyi sekteye uğratıyor. Bu durum, sektördeki genel fiyatlama dinamiklerini ve dolayısıyla talebi de etkileyebilir.
Geleceğe yönelik stratejik planlamada, sektörün katma değeri yüksek ürünlere odaklanması, Ar-Ge ve inovasyon yatırımlarını artırması gerekmektedir. Hükümetin sunacağı destek paketlerinin, sadece mevcut durumu kurtarmaya yönelik değil, aynı zamanda sektörün uzun vadeli rekabet gücünü artıracak yapısal reformları da kapsaması önemlidir. Aksi takdirde, istihdam kayıpları ve üretim kapasitesinde daralma gibi riskler giderek artacaktır.
















