Barem Ambalaj ve Türk İlaç’a Konkordato İçin Ek Süre
Borsa İstanbul’da işlem gören Barem Ambalaj Sanayi ve Ticaret A.Ş. (BARMA) ve Türk İlaç ve Serum Sanayi A.Ş. (TRILC), devam eden konkordato süreçlerinde kritik bir gelişme yaşadı. Her iki şirket için de mahkemeler tarafından birer yıllık kesin mühlet kararı verildi. Bu kararlar, şirketlerin faaliyetlerini sürdürerek borçlarını yeniden yapılandırmasına olanak tanıyor.
Barem Ambalaj Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan bildirimde, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin şirketin konkordato talebini kabul ederek 1 yıl süreyle kesin mühlet kararı aldığı duyuruldu. Mahkeme ayrıca, konkordato komiseri olarak Yeminli Mali Müşavir İbrahim Sadi Erk’in görevine bu kesin mühlet süresince devam etmesine hükmetti. Bu karar, şirketin İzmir, Gaziantep ve Karaman’daki ambalaj üretim tesislerindeki ticari faaliyetlerinin ve üretiminin kesintisiz olarak sürmesini sağlayacak.
Barem Ambalaj’da Üretim Devam Edecek, Yapılandırma Hedefleniyor
Kesin mühlet süreciyle birlikte Barem Ambalaj, borçlarını yeniden yapılandırma, alacaklılarla sürdürülebilir bir ödeme planı üzerinde anlaşma sağlama ve Konya Ereğli Kağıt Fabrikası’nın satışına yönelik görüşmeleri tamamlama gibi önemli hedeflere odaklanacak. Bu adımlar, şirketin mali sağlığını geri kazanması ve operasyonel devamlılığını güvence altına alması açısından büyük önem taşıyor.
Türk İlaç İçin de Benzer Bir Karar Çıktı
Türk İlaç ve Serum Sanayi A.Ş. tarafında da benzer bir gelişme yaşandı. Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Berat Battal ve ortaklarından Battal Holding A.Ş.’nin taraf olduğu dava neticesinde Türk İlaç için de 1 yıllık kesin mühlet kararı verdi. Mahkemenin 2026/477 esas numaralı bu kararı, 2 Kasım 2026 tarihinden itibaren geçerli olacak. Battal Holding’in, Türk İlaç’taki %5,17’lik payı ve %12,66’lık oy hakkı ile şirketteki önemli bir paydaş olduğu biliniyor. Bu kesin mühlet, Türk İlaç’ın da mali yapısını düzelterek faaliyetlerine devam etmesi için bir fırsat sunuyor.
Her iki şirketin de konkordato süreçlerinde aldıkları bu ek süreler, mahkeme gözetiminde borçların yeniden yapılandırılması ve ticari faaliyetlerin devamlılığı için önemli bir zemin oluşturuyor. Süreçlerin nihai sonuçları, şirketlerin borçlu oldukları kurum ve kişilerle yapacakları anlaşmaların başarısına ve sunacakları yeniden yapılandırma planlarının kabul görmesine bağlı olacak. Yatırımcılar ve piyasa gözlemcileri, bu şirketlerin gelecekteki performansını yakından takip edecektir. Bu tür gelişmeler, genel olarak borsadaki şirket haberleri akışında önemli bir yer tutmaktadır.
Finans Hattı Yorum:
Barem Ambalaj ve Türk İlaç gibi halka açık şirketlerin konkordato süreçlerinde kesin mühlet kararları, finansal piyasalarda şirketin yakın vadesindeki operasyonel riskleri bir miktar azaltsa da, uzun vadeli belirsizlikleri ortadan kaldırmaz. Verilen ek süre, şirketlere mali yapılarını düzeltme ve alacaklılarla anlaşma zemini bulma fırsatı sunarken, aynı zamanda piyasalara şirketin mevcut finansal zorluklarının devam ettiğine dair bir işaret vermektedir. Bu durum, yatırımcılar nezdinde temkinli bir yaklaşımı beraberinde getirebilir.
Söz konusu şirketlerin faaliyet gösterdikleri sektörlerin genel ekonomik durumu ve rekabet koşulları, konkordato süreçlerinin başarısı üzerinde doğrudan etkili olacaktır. Ambalaj ve ilaç sektörleri, hem iç hem de dış talep dinamiklerinden etkilenebilen, hammadde maliyetlerindeki dalgalanmalara karşı hassas olabilen alanlardır. Mahkemenin verdiği kesin mühlet, üretim ve ticari faaliyetlerin devamlılığını sağlama hedefiyle olumlu karşılansa da, nihai kurtuluş planının niteliği ve uygulanabilirliği, şirketin gelecekteki değerlemesi açısından belirleyici olacaktır.
Önümüzdeki dönemde, her iki şirketin de alacaklılarla yapacağı müzakereler, sunacakları yeniden yapılandırma planlarının detayları ve bu planların uygulanmasındaki başarı düzeyi kritik önem taşıyacaktır. Yatırımcıların, şirketlerin bilançolarını ve gelecek projeksiyonlarını dikkatle incelemeleri, olası riskleri ve fırsatları değerlendirmeleri tavsiye edilir. Bu tür zorlu süreçlerden başarıyla çıkan şirketler, finansal disiplin ve stratejik yönetim kabiliyetlerini kanıtlayarak piyasada daha güçlü bir konuma gelebilirler.
















