Deutsche Bank’tan TL ve Faiz Politikası Değerlendirmesi
Deutsche Bank Küresel Makro Başkanı Ozan Korman Tarman, Türkiye’ye yönelik yabancı yatırımcı ilgisinin sürdüğünü, carry trade işlemlerinde TL’ye olan talebin devam ettiğini belirtti. Tarman, küresel piyasalardaki risk iştahının azaldığını, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz politikasına ilişkin beklentilerini ve euro/dolar paritesine yönelik öngörülerini paylaştı.
Yabancı Yatırımcıların TL Tercihi Sürüyor
Deutsche Bank Küresel Makro Başkanı Ozan Korman Tarman, yabancı yatırımcıların Türkiye’deki pozisyonlarını koruduğunu ve özellikle carry trade işlemlerinde Türk lirasına yönelik ilginin devam ettiğini vurguladı. Tarman, yabancıların ağırlıklı olarak TL’de kaldığını, ancak tahvil ve bonolara olan ilgilerinin sınırlı olduğunu, en fazla 12 ay vadeli tahvillere yöneldiklerini ifade etti. Yatırımcıların MSCI tarafından alınacak kararları yakından takip ettiğini belirten Tarman, Türkiye’de yabancıların öncelikli tercihinin TL yatırımları olduğunu yineledi.
Carry Trade Fonlarında Azalma ve TCMB Beklentileri
Tarman, Türkiye’deki carry trade işlemlerinin hacminin daha önce 50 milyar dolar seviyesindeyken 35 milyar dolar civarına gerilediğini açıkladı. Türkiye’nin ekonomi politikaları açısından doğru adımlar attığını kaydeden Tarman, buna rağmen küresel piyasalardaki gelişmeler nedeniyle temkinli olunması gerektiğini ekledi. Deutsche Bank olarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan (TCMB) 100 baz puanlık ek bir faiz indirimi beklentisi içinde olduklarını dile getirdi.
Küresel Piyasalar: Risk İştahı ve Yapay Zeka Etkisi
ABD piyasalarındaki gelişmelere değinen Tarman, kısa vadeli yatırımcıların risk alma konusunda daha temkinli bir pozisyona geçtiğini gözlemlediklerini söyledi. Hızlı para oyuncularının savunma pozisyonuna geçtiğini, asıl belirleyici unsurun ise ‘gerçek para’ oyuncularının hamleleri olacağını belirtti. ABD’de kısa vadeli yatırımcı iştahının önemli ölçüde azaldığını ifade etti. Hisse senedi piyasalarında kısa vadeli bir düşüşün ardından tepki yükselişinin mümkün olduğunu öngören Tarman, yapay zekâ yatırımlarının piyasalardaki etkisinin 1999’daki dot-com balonuna benzer bir durum oluşturup oluşturmadığının henüz netleşmediğini ekledi.
Fed Faiz Artırımları ve Jeopolitik Riskler
Tarman, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikasına ilişkin beklentilerini de paylaştı. Deutsche Bank’ın Fed’den aralık ve mart aylarında olmak üzere iki faiz artırımı beklediğini açıkladı. Küresel piyasalarda para politikasının yanı sıra jeopolitik gelişmelerin de belirleyici olmaya devam ettiğini vurgulayan Tarman, özellikle ABD ara seçimleri ve İsrail’deki gelişmelerin yakından izlenmesi gerektiğini söyledi. Bu gelişmelerin ardından İran konusundaki olası gelişmelerin de piyasalar açısından önem taşıdığını ekledi.
Euro/Dolar Paritesi Tahmini
Euro/dolar paritesine ilişkin Deutsche Bank’ın resmi beklentisinin 1,17 seviyesinde olduğunu belirten Tarman, kendi kişisel değerlendirmesinin ise daha temkinli olduğunu ifade etti. İran ve Ukrayna kaynaklı jeopolitik belirsizliklerin sürmesi ve Avrupa’da dikkatlerin Fransa’ya çevrilmesi durumunda euro üzerinde baskı oluşabileceğine işaret etti. Tarman, söz konusu risklerin devam etmesi halinde euro/dolar paritesinin 1,14 seviyesine yükselmesindense 1,09-1,10 bandına gerilemesini daha olası gördüğünü sözlerine ekledi. Bu durum, döviz kurlarındaki değişimleri yakından takip eden yatırımcılar için Canlı Döviz piyasasındaki hareketliliği de etkileyebilir.
Finans Hattı Yorum:
Deutsche Bank’ın analizi, Türkiye’nin mevcut ekonomik politikalarının yabancı yatırımcılar tarafından olumlu algılanmaya başlandığını, ancak carry trade’deki fon miktarının önceki zirvelerine göre gerilemiş olması, tam bir güven tesisi için daha fazla zamana ve istikrara ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor. TL’nin yabancı yatırımcılar için çekici kalmaya devam etmesi olumlu bir işaret olsa da, sınırlı vade tercihlerinin kısa vadeli ve temkinli bir yaklaşımı yansıttığı söylenebilir.
Küresel piyasalardaki risk iştahının azalması ve ABD Merkez Bankası’nın olası faiz artırımları, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde genel bir baskı unsuru oluşturuyor. Bu durum, TL’nin performansını da doğrudan etkileyecektir. Yapay zeka balonuna dair yapılan benzetmeler, teknoloji hisselerindeki potansiyel volatiliteye ve genel piyasa eğilimlerindeki değişimlere işaret ediyor.
Jeopolitik risklerin artması, özellikle euro/dolar paritesindeki belirsizlikler ve olası düşüş senaryoları, hem küresel piyasalarda hem de Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilerde kur ve enflasyon üzerinde ek baskı yaratabilir. Yatırımcıların bu gelişmeleri dikkatle izlemesi ve portföy stratejilerini bu doğrultuda ayarlaması önem taşıyor.
















