Dünya Bankası’nın Avrupa ve Merkez Asya bölgelerine odaklanan güncel raporunda, Türkiye ekonomisine yönelik gelecek dönem büyüme öngörüleri aşağı yönlü güncellendi. Küresel finans kuruluşu, Türkiye’nin ekonomik performansına dair beklentilerini değiştirerek yeni rakamları paylaştı.
Ekonomik Büyüme Beklentilerinde Gerileme
Yayımlanan son rapor verilerine göre, Türkiye’nin 2026 yılına ilişkin büyüme öngörüsü yüzde 3,7 seviyesinden yüzde 2,8‘e çekildi. Kuruluş, 2027 yılı için daha önce paylaştığı yüzde 4,4‘lük büyüme tahminini ise yüzde 3,7 olarak revize etti.
Dünya Bankası, Türkiye’nin son dönemde yüksek büyüme ivmesi yakaladığını ve yoksulluk oranlarının düşürülmesinde kayda değer bir başarı sergilediğini not etti. Bu gelişim sürecinde, ülkenin dünya pazarlarıyla kurduğu entegrasyonun ve özel sektörün sergilediği dirençli yapının temel belirleyiciler olduğu ifade edildi.
Büyüme Tahminleri Karşılaştırma Tablosu
| Yıl | Eski Tahmin (%) | Yeni Tahmin (%) |
|---|---|---|
| 2026 | 3,7 | 2,8 |
| 2027 | 4,4 | 3,7 |
Yüksek Teknoloji ve İhracat Çıkmazı
Raporda dikkat çeken bir diğer unsur ise sanayi üretimi oldu. İmalat sanayi ihracatı içerisinde yüksek teknolojili ürünlerin aldığı payın son 10 yıl boyunca yüzde 5 dolaylarında kalarak durağan bir grafik çizdiği vurgulandı. Bu durumun, daha gelişmiş teknolojilere dayalı üretim modellerine geçiş için yeni hamlelere ihtiyaç duyulduğunu kanıtladığı belirtildi.
Dünya Bankası uzmanları, 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi‘nin Türkiye’nin yüksek gelir grubu ülkeler arasına katılma vizyonu için kritik bir yol haritası sunduğunun altını çizdi. Bununla beraber; makroekonomik dengelerin sağlamlaştırılması, finansman imkanlarının genişletilmesi, rekabetçi ortamın iyileştirilmesi ve ekonomik açıklığın korunması gerektiği hatırlatıldı.
Yapısal Dönüşüm ve Rekabet Koşulları
Sanayi alanındaki politikalarda sadece yeni teknolojiler geliştirmeye değil, aynı zamanda mevcut teknolojilerin adaptasyonuna da ağırlık verilmesi gerektiği ifade edildi. Bu süreçte iş gücü niteliklerinin geliştirilmesinin ve küresel değer zincirlerine olan katılımın derinleştirilmesinin hayati önem taşıdığı kaydedildi.
Son olarak raporda, sürdürülebilir bir ekonomik büyüme yapısının inşa edilebilmesi için tüm ticari işletmeler adına adil ve eşit rekabet şartlarının tesis edilmesinin önemi vurgulandı.
















