Hazır Giyim Sektörü Vergi İndirimi: Yeterli mi, Çözüm mü?
Sektörün Kurtuluşu Yurt Dışında: Vergi İndirimi Tek Başına Yeterli Olmayacak
Dr. Timur Bozdemir’in 24 Nisan 2026 tarihli analizine göre, imalatçı-ihracatçı sektörlere yönelik kurumlar vergisinin %9‘a düşürülmesi, ülke ekonomisi ve özellikle hazır giyim sektörü için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak, bu indirimin sektörün temel sorunlarını çözmek yerine geçici bir rahatlama sağlayabileceği ve asıl çözümün yurt dışı pazarlarda rekabet gücünü artırmakta yattığı vurgulanıyor.
Sektörde faaliyet gösteren birçok firma, uzun süredir devam eden talep yetersizliği ve rekabet gücü kaybı gibi temel sorunlarla mücadele ediyor. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği, İTO ve İSO gibi kuruluşlar da bu durumla ilgili defalarca uyarıda bulunmuştu. Vergi indirimi, firmaların nefes almasını sağlasa da, ürününü satamama ve maliyetlerle rekabet edememe gibi köklü sorunları ele almıyor. Laleli, Osmanbey ve Merter gibi bölgelerdeki işlek caddelerin eski kalabalığından uzaklaşması, bu pazar kaybının somut bir göstergesi olarak sunuluyor.
Türkiye’nin hazır giyim ihracatı 20 milyar dolar bandından gerilerken, dünya ticareti büyümeye devam ediyor. Özellikle ABD gibi devasa hazır giyim ithalatı yapan pazarlarda Türkiye’nin payı oldukça düşük kalıyor. 0,6 milyar dolar seviyesindeki ABD ihracatı, pazarın %1‘ine dahi ulaşmıyor. Buna karşılık Vietnam (16 milyar dolar üzeri) ve Bangladeş (10 milyar dolar üzeri) gibi ülkeler, ticari anlaşmaları sayesinde ABD pazarında güçlü bir konum elde etmiş durumda. Türkiye’nin ise aynı pazara %16-32 arasında değişen gümrük vergileriyle girmesi, baştan rekabet dezavantajı yaratıyor.
Analizde, vergi indirimlerinin yurt dışı pazarlardaki vergi avantajları karşısında sınırlı kaldığına dikkat çekiliyor. Sadece ihracatçıların ABD’ye yapacağı düzenli ziyaretlerle satışlarını %20 artırarak 1 milyon dolar ek ciro ve yaklaşık 400 bin dolar ek katma değer yaratabileceği hesaplanıyor. Bu rakamın, bugünkü kurla yaklaşık 12 milyon TL‘ye denk geldiği ve vergi indiriminin sağlayacağı avantajdan çok daha büyük olduğu belirtiliyor. Benzer şekilde, Türkiye’nin ABD pazarında yalnızca %1‘lik bir pay artışı ile 1 milyar dolar ek ihracat ve yaklaşık 10 milyar TL‘nin üzerinde ek kar elde edebileceği öngörülüyor.
Vize süreçlerindeki zorluklar da ihracatçılar için önemli bir engel olarak gösteriliyor. ABD’ye vize almanın haftalar, hatta aylar sürebilmesi, ticaretin sahada yapılması prensibiyle çelişiyor. Basit bir hesapla, ihracatçıların yurt dışı ziyaretleriyle elde edeceği ek gelirin, vergi indiriminin getireceği faydadan kat kat fazla olduğu vurgulanıyor.
Sonuç olarak, yapılan vergi indirimi değerli bir destek olmakla birlikte, sektörün temel sorunlarını çözmek için yeterli görülmüyor. Asıl çözümün, Ticaret Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı’nın atacağı stratejik adımlarda, hedef pazarlarda serbest ticaret anlaşmalarını hızlandırmada, gümrük duvarlarını kaldırmada, vize kolaylığı sağlamada ve ticari diplomasiyi aktif hale getirmede yattığı belirtiliyor. Aksi takdirde, vergi indirimiyle ayakta tutulmaya çalışılan firmaların, müşteri bulamama nedeniyle kapanmaya devam edeceği ve bunun istihdam, ihracat ve vergi gelirlerinde kayıplara yol açacağı öngörülüyor. Sektörün kurtuluşunun, içeriye değil dışarıya bakmakta ve teşvike değil pazara odaklanmakta olduğu net bir dille ifade ediliyor.
- Sektörün mevcut durumu, talep yetersizliği ve rekabet gücü kaybı gibi temel sorunlarla tanımlanıyor.
- ABD gibi büyük pazarlarda Türkiye’nin düşük ihracat payı ve rakiplerin güçlü konumu karşılaştırılıyor.
- Vergi indirimlerinin yanı sıra serbest ticaret anlaşmaları ve vize kolaylığının önemi vurgulanıyor.
Finans Hattı Yorum:
Hazır giyim sektörüne yönelik kurumlar vergisindeki indirimin, mevcut ekonomik koşullarda firmalar için kısa vadede bir nefes alma alanı yaratacağı aşikar. Ancak analizde de belirtildiği gibi, bu tür düzenlemeler hastalığın belirtilerini hafifletmeye yöneliktir. Sektörün temel sorunu olan talep yetersizliği ve uluslararası pazarlardaki rekabet dezavantajı devam ettiği sürece, vergi indirimleri tek başına sürdürülebilir bir çözüm sunmayacaktır. Bu nedenle, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın adımının, Ticaret ve Dışişleri Bakanlıkları’nın stratejik hamleleriyle desteklenmesi büyük önem taşımaktadır.
Piyasa duyarlılığı, bu tür vergi indirimlerine ilk etapta olumlu tepki verse de, sektörel oyuncuların temel sorunlara yönelik somut ve uzun vadeli çözümler talep ettiği gözlemleniyor. Yatırımcılar ve sektör temsilcileri, indirimin kalıcı etkilerini sorgulayacak ve uluslararası pazarlardaki konumumuzu güçlendirecek politikalara odaklanacaktır. Türkiye’nin ABD gibi büyük pazarlarda gümrük vergisi dezavantajının giderilmesi ve vize süreçlerindeki bürokrasinin azaltılması, sektörün küresel ölçekte rekabet edebilirliğini artıracaktır. Bu adımlar atılmadığı takdirde, vergi indirimi faydasını zamanla yitirecektir.
Önümüzdeki dönemde, gözler Ticaret Bakanlığı’nın ABD ve diğer hedef pazarlarla yapılacak ticaret anlaşmaları ve gümrük vergilerinin indirilmesi yönündeki çalışmalarında olacaktır. Ayrıca, ihracatçıların yurt dışı pazarlara erişimini kolaylaştıracak vize ve lojistik destek mekanizmalarının etkinliği yakından takip edilecektir. Sektörün geleceği, sadece içsel teşviklerle değil, aynı zamanda küresel ölçekte pazar payını artıracak proaktif dış ticaret politikalarına bağlı olacaktır. Bu bağlamda, ABD pazarında %1‘lik bir pay artışının yaratacağı katma değer, sektörün potansiyelini ortaya koymaktadır.












