KKM’de Düşüş Sürerken Döviz Teşvik Ediliyor
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 15 Mayıs haftası verilerine göre, parite etkisinden arındırılmış döviz mevduatlarında 476 milyon dolarlık bir artış kaydedildi. Bu artış, önceki hafta yaşanan 56 milyon dolarlık düşüşün ardından döviz mevduatlarına yönelik bir yönelimi işaret ediyor.
Gerçek kişilerin döviz mevduatları 325 milyon dolar azalırken, tüzel kişilerin döviz mevduatlarında 801 milyon dolarlık önemli bir yükseliş gözlemlendi. Bu durum, kurumsal yatırımcıların döviz varlıklarını artırma eğiliminde olduğunu gösteriyor. Kur Korumalı TL Mevduat (KKM) hesaplarında ise düşüş eğilimi devam ederek, bu hesaplar geçen hafta 3 milyon lira azalarak 389,1 milyon liraya geriledi.
Bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi, 15 Mayıs itibarıyla 45 milyar 673 milyon lira artışla 25 trilyon 676 milyar 319 milyon liraya ulaştı. Toplam mevduat ise bankalar arası dahil olmak üzere 523 milyar 426 milyon lira artış göstererek 29 trilyon 611 milyar 519 milyon liraya yükseldi.
Finans Hattı Yorum:
Geçen haftanın döviz mevduat verileri, Türkiye’de hem kurumsal hem de bireysel yatırımcıların risk algısında yaşanan değişimlerin bir yansıması olarak okunabilir. Tüzel kişilerin döviz mevduatlarındaki belirgin artış, enflasyonist ortamda TL’deki değer kaybı beklentisinin sürdüğüne işaret ederken, KKM’den çıkışın hızlanması, hükümetin dövizden TL’ye geçişi teşvik politikalarının potansiyel etkisini göstermekte. Bu durum, bankacılık sektörü için hem mevduat yapısı hem de kredi piyasası dinamikleri açısından yakından takip edilmelidir.
Yatırımcı duyarlılığı açısından bakıldığında, döviz mevduatlarındaki bu artış, TL’ye olan güvenin henüz tam olarak tesis edilemediğini gösteriyor. Teknik olarak bakıldığında, döviz kurlarının seyrinin belirleyici olacağı bu süreçte, bankacılık sektörü hisseleri, mevduat maliyetleri ve kredi hacimlerindeki değişimlere hassas olacaktır. Güncel döviz kurlarını ve Canlı Döviz Fiyatları takip etmek, bu dinamikleri anlamak açısından kritik öneme sahiptir.
Bu verilerin ışığında, önümüzdeki dönemde döviz kurlarındaki istikrarın sağlanması ve enflasyonla mücadelede atılacak ek adımlar, döviz mevduatlarına olan yönelimi tersine çevirmede kilit rol oynayacaktır. Küresel likidite koşulları ve jeopolitik gelişmeler de döviz hareketlerini etkileyebilecek önemli risk faktörleri olarak öne çıkmaktadır.












