Asya Piyasaları Tansiyon ve Faiz Kaygısıyla Haftaya Düşüşle Başladı
Piyasalarda ABD ve İran arasındaki artan askeri gerilim, yükselen petrol fiyatları ve ABD’de faiz artırımı beklentilerinin güçlenmesi, Asya borsalarında haftanın ilk işlem gününde satış baskısına yol açtı. Yatırımcılar, jeopolitik risklerin enflasyonu körükleyeceği ve merkez bankalarını sıkı para politikalarına yönlendireceği endişesini taşıyor. Bu durum, tahvil getirilerindeki yükselişin devam etmesine neden oluyor.
Jeopolitik Gerilim ve Petrol Fiyatlarındaki Artış
Pazar günü ABD güçlerinin İran’a yönelik operasyonları ve ardından İran’ın ABD üslerine karşı misilleme iddiaları, Ortadoğu’da tansiyonu artırdı. Bu gelişmelerle birlikte Brent petrolün varil fiyatı yüzde 2,7’lik bir artışla 90,51 dolara kadar yükseldi. İran’ın Hürmüz Boğazı’nda bir tankere yönelik saldırı iddiası piyasalardaki tedirginliği daha da tırmandırdı. Başkan Trump’ın İran’ın ana petrol terminalinin vurulduğuna dair yaptığı açıklama henüz resmi makamlarca doğrulanmasa da, piyasalarda belirsizliği artırdı. Petrol fiyatlarındaki bu ani yükseliş, küresel enflasyonist baskıları da beraberinde getirme potansiyeli taşıyor.
ABD Faiz Artırımı Beklentileri ve Tahvil Piyasaları
Jeopolitik krizin yarattığı enflasyon riski, ABD tahvil piyasalarını da hareketlendirdi. Federal Rezerv (Fed) yetkililerinden gelen enflasyonla mücadeleye öncelik verileceğine dair sinyaller, eylül ayındaki faiz artırımı olasılığını güçlendirdi. Federal Rezerv Başkanı Kevin Warsh’ın bu konudaki vurgusu, piyasalarda faiz artırımı beklentilerini yüzde 57 seviyesine çıkardı. Bu durum, kısa vadeli ABD hazine tahvili getirilerinde gözle görülür bir artışa neden oldu. Piyasa analistleri, faiz artışının zamanlaması konusunda görüş ayrılıkları yaşarken, önümüzdeki günlerde açıklanacak olan tarım dışı istihdam verileri ve enflasyon rakamlarının kritik önem taşıdığı belirtiliyor. Faiz artışı beklentilerinin yüksek seyretmesi, global hisse senedi piyasaları üzerinde baskı oluşturmaya devam edebilir.
Asya Borsalarında Genel Düşüş Eğilimi
Artan jeopolitik riskler ve ABD’de sıkılaşan para politikası beklentileri, Asya borsalarında genel bir düşüş eğilimine neden oldu. Japonya’nın Nikkei 225 endeksi %0,4, Güney Kore’nin Kospi endeksi %0,1 ve MSCI Asya-Pasifik endeksi %0,6 değer kaybetti. Çin’de ise emlak sektöründeki mevcut zorluklar ve hizmet sektörü verilerindeki zayıflık, CSI 300 endeksinde %0,4’lük bir gerilemeye yol açtı. Avrupa ve ABD vadeli işlem sözleşmelerinde de satıcılı bir seyrin hakim olması, küresel piyasalarda riskten kaçış eğilimini destekliyor.
Döviz ve Altın Piyasalarındaki Hareketlilik
Döviz piyasalarında, doların Japon yeni karşısındaki hareketleri yakından izleniyor. Dolar, cuma günü 160,00 yen seviyesini aşmasının ardından hafif bir geri çekilmeyle 159,78 seviyesinden işlem görüyor. ABD Hazine Bakanlığı’ndan gelen, kur hareketlerinin kontrol altında olduğuna dair açıklamalar piyasalara bir miktar sakinlik getirmeye çalışsa da, jeopolitik gelişmelerin döviz kurlarındaki oynaklığı artırabileceği öngörülüyor. Altın fiyatları ise faiz artışı endişeleriyle cuma günü yaşadığı kayıpların ardından ons başına 2.425 dolar civarında dengelenme çabası içinde. Jeopolitik risklerin artması durumunda altının güvenli liman olarak yeniden talep görmesi beklenebilir.
Finans Hattı Yorum:
Küresel piyasalarda artan jeopolitik gerilimler ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) olası faiz artırımı beklentileri, özellikle Asya borsalarında belirgin bir satış baskısı yaratıyor. Ortadoğu’daki gelişmelerin petrol fiyatlarını yukarı çekmesi ve enflasyonist baskıları artırma potansiyeli, küresel ekonomik toparlanma üzerindeki riskleri de beraberinde getiriyor. Yatırımcıların bu ortamda riskten kaçınma eğilimi, hisse senedi piyasalarından gelişmekte olan ülke para birimlerine doğru bir kaymayı tetikleyebilir. Bu durum, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler üzerinde döviz kurları ve sermaye çıkışları açısından ek baskı yaratabilir.
Piyasaların en çok dikkat ettiği unsurlardan biri, Fed’in faiz politikasının geleceği. Enflasyonist baskıların artması durumunda Fed’in sıkılaşma adımlarını hızlandırması, küresel likiditeyi azaltarak risk iştahını törpüleyecektir. Altın gibi emtialarda ise, artan jeopolitik riskler kısa vadede yükselişi desteklese de, faiz artışı beklentilerinin güçlü kalması bu yükselişi sınırlayabilir. Doların güçlü seyri, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı oluşturmaya devam edecektir.
Önümüzdeki dönemde yatırımcıların odak noktası, jeopolitik gelişmelerin seyrinin yanı sıra ABD’den gelecek enflasyon ve istihdam verileri olacaktır. Bu verilerin Fed’in faiz kararlarını nasıl etkileyeceği piyasa dinamiklerini belirleyecek. Türkiye özelinde ise, küresel risk iştahındaki daralma ve artan cari açık riskleri göz önüne alındığında, TL üzerindeki baskının devam etmesi söz konusu olabilir. Bu nedenle, enflasyonla mücadeledeki kararlılık ve makroekonomik politikaların etkinliği kritik önem taşıyor. Canlı döviz kurlarındaki seyir ve sermaye akımları yakından takip edilmelidir.
















