Tera Yatırım’dan Yeni Model Portföy: Hangi Hisseler Öne Çıkıyor?
Aracı kurum Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Borsa İstanbul’daki yatırımcıların yakından takip ettiği model portföyünde önemli güncellemeler yaptı. Yapılan değişikliklerle birlikte, mevcut makroekonomik görünüm ve şirketlerin finansal performansları göz önünde bulundurularak yeni hisse senetleri portföye dahil edilirken, bazıları çıkarıldı. Bu güncelleme, yatırımcıların piyasa koşullarına ve beklentilere göre pozisyonlarını gözden geçirmeleri açısından önem taşıyor.
Tera Yatırım’ın güncellenen raporuna göre, yavaş dezenflasyon süreci ve büyümedeki zayıflık, hisse senetleri açısından kısa vadede çok destekleyici bir tablo çizmiyor. Sıkı para politikası, düşen iç talep, TL’deki reel değerlenme ve hizmet sektöründeki normalleşme eğilimlerinin dezenflasyonist baskıyı artırması bekleniyor. Ancak, ana enflasyon eğilimindeki katılık ve jeopolitik gelişmelerin (İran kaynaklı baskılar gibi) enflasyondaki düşüşü sınırlayabileceği öngörülüyor. Yıl sonu enflasyon tahminleri %30, gelecek yıl sonu için ise %24 seviyelerinde öngörülüyor.
Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizine ilişkin beklentiler de raporda yer buldu. Eylül ayında politika faizinin sabit tutulması, ardından Ekim ayından itibaren her toplantıda 100 baz puanlık indirimlerle faiz indirim döngüsüne devam edilmesi ve politika faizinin yıl sonunda %35’e, gelecek yıl sonunda ise %27’ye indirilmesi bekleniyor. Bu durum, yaklaşık %5’lik bir reel faiz seviyesine işaret ediyor. Öte yandan, sıkı finansal koşullar, emtia fiyatlarındaki yüksek seyir ve turizm sektöründeki baskılar nedeniyle ekonomik aktivitenin trendin altında kalması bekleniyor. Bu nedenle, makroekonomik görünüm kademeli olarak iyileşse de, kısa vadede hisse senetleri için beklentiler sınırlı kalıyor.
Güncellenen Model Portföy ve Sektörel Değerlendirmeler
Tera Yatırım’ın portföyüne eklediği ve çıkardığı hisseler, şirketin mevcut piyasa algısını ve gelecek beklentilerini yansıtıyor. Özellikle Türkiye Sigorta (TURSG) hissesinin yeniden portföye dahil edilmesi dikkat çekici. Şirketin 2026’nın ilk yarısında elde ettiği %88’lik bileşik rasyo ve %39’a yükselen yatırım getirisi gibi güçlü finansal göstergeler, bu kararda etkili olmuş görünüyor. Şirketin pazar liderliği, dağıtım ağı, hasar yönetimi kapasitesi ve güçlü sermaye pozisyonu gibi avantajları, sektördeki en iyi seviyeleri korumasını sağlayacak faktörler olarak değerlendiriliyor. Bu doğrultuda, nominal faizlerdeki olası düşüşlere rağmen şirketin güçlü reel özkaynak karlılığını sürdürmesi bekleniyor.
Türkiye Sigorta’ya yer açmak amacıyla portföyden Aksigorta (AKGRT) çıkarıldı. Aksigorta’nın bir dönüşüm hikayesi olduğu ve beklenen maliyet verimliliği kazanımlarının yılın ikinci yarısında daha belirgin hale geleceği düşünülüyor. Şirketin pazar payı kazanmaya başladığı ve ürün kırılımı açısından daha dengeli bir büyümenin, bileşik rasyoyu kademeli olarak aşağı çekmesine yardımcı olacağı not ediliyor. Aksigorta için Endeks Üzeri Getiri tavsiyesi ise korunuyor.
Model Portföyde Yer Alan Beğenilen Hisseler:
- Anadolu Holding (ANHOL)
- Akbank (AKBNK)
- Astor Enerji (ASTOR)
- Enerjisa (ENJSA)
- Koç Holding (KCHOL)
- MLP Sağlık Hizmetleri (MLP)
- Tofaş (TOASO)
- Turkcell (TCELL)
- Türkiye Sigorta (TURSG)
- Yapı Kredi Bankası (YKBNK)
Kâr Tahminleri ve Değerleme Analizi
Raporda, 2026 yılı kâr tahminlerinde aşağı yönlü revizyonlara gidildiği belirtildi. Savaş kaynaklı enflasyon, zayıflayan iç talep ve güçlü TL gibi faktörler, Nisan 2026 strateji raporundan bu yana kâr tahminlerinde önemli düşüşlere neden oldu. Bankalar için kâr tahminleri %15, fonksiyonel para birimi USD veya EUR olan şirketler için %6 ve diğer finans dışı şirketler için %31 oranında aşağı çekildi. 2026 yılı bir kayıp yıl olarak görülürken, beklentiler 2027 yılına kaymış durumda. 2027 yılı için bankaların net kârlarında %42 büyüme, Tüpraş hariç finans dışı şirketlerde ise reel kâr büyümesinin %16 olması bekleniyor.
Yüksek enflasyon, düşük kâr görünürlüğü ve sık vergi değişikliklerinin kârlılığı olumsuz etkilemesi nedeniyle Türk hisse senetlerinin değerlemesi zorluğunu sürdürüyor. Şirket bazında yapılan değerleme analizlerinde, takip edilen şirketlerin 1 yıl ileriye dönük 8,1x F/K oranı ile işlem gördüğü ve %41’lik bir yükseliş potansiyeli taşıdığı belirtiliyor. BIST100 endeksi için ise, yıllık %24 enflasyon varsayımı ve özellikle 15x PD/DD üzerinde işlem gören hisselerdeki değerleme anomalileri dikkate alındığında, 12 aylık hedef 18.300 olarak hesaplanıyor. Bu hedef, yaklaşık %30’luk bir yükseliş potansiyeline işaret ediyor.
Piyasa Riskleri ve Genel Görünüm
Tera Yatırım, mevcut piyasa koşullarında çeşitli risklere dikkat çekiyor. Beklentilerin üzerinde seyredecek enflasyon, devam eden küresel savaşlar nedeniyle petrol ve motorin fiyatlarındaki hızlı artışlar, beklenen yabancı portföy girişlerinin altında kalması, şirketlerin yüksek kısa vadeli döviz pozisyonları ve iç siyasi gelişmeler, piyasalar üzerinde baskı oluşturabilecek ana risk faktörleri olarak sıralanıyor. Bu riskler, yatırımcıların stratejilerini belirlerken dikkate almaları gereken önemli unsurlardır.
Mevcut makroekonomik görünüm ve yüksek enflasyonist baskılar altında, hisse senedi piyasalarında seçici bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiği vurgulanıyor. Tera Yatırım’ın model portföy güncellemesi, bu seçici yaklaşımın bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Yatırımcıların, halka arz haberlerini ve şirkete özel analizleri takip ederek portföylerini bu doğrultuda şekillendirmeleri öneriliyor.
Finans Hattı Yorum:
Tera Yatırım’ın model portföy güncellemesi, mevcut makroekonomik koşullar altında hisse senedi seçimine yönelik stratejik bir bakış açısı sunuyor. Enflasyonist baskıların devam etmesi ve büyüme üzerindeki sınırlı etkiler, kısa vadede hisse senedi piyasaları için temkinli bir duruşu destekliyor. Ancak, Türkiye Sigorta gibi güçlü finansal gösterilere sahip şirketlere yönelik olumlu beklentiler, seçici alımlar için fırsatlar yaratabileceğini gösteriyor.
Güncellenen portföy, yatırımcıların dikkatini özellikle bilanço gücü, pazar payı ve operasyonel verimlilik gibi temel göstergelere odaklaması gerektiğini vurguluyor. Sıkı para politikası ve reel faiz seviyeleri, şirketlerin kâr marjları ve finansman maliyetleri üzerinde doğrudan etkili olmaya devam edecek. Bu nedenle, TL bazında değer yaratan ve güçlü nakit akışına sahip şirketler öne çıkacaktır.
Piyasa üzerindeki riskler (enflasyon, jeopolitik gerilimler, kur dalgalanmaları) göz ardı edilmemeli. Yatırımcıların, portföy çeşitliliğini sağlaması ve belirsizliklere karşı dayanıklı hisselere yönelmesi, uzun vadeli getiri hedeflerine ulaşmada kritik rol oynayacaktır. Ekonomik aktivitenin trendin altında kalması beklentisi, hisse senedi seçiminde daha sabırlı ve temel analiz odaklı bir yaklaşımı gerektiriyor.
















