AR-GE Teşvikleri Rekor Seviyede: 169 Milyar TL’yi Aştı
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2025 yılında dolaylı AR-GE teşvikleri toplamda 169 milyar 33 milyon liraya ulaşarak önemli bir rekor kırdı. Bu rakam, bir önceki yıla göre %59,5’lik bir artışı temsil ediyor. AR-GE faaliyetlerine yönelik vergi teşvikleri, Türkiye ekonomisinin inovasyon ve teknoloji odaklı büyümesinde kritik bir rol oynamaya devam ediyor.
Dolaylı AR-GE teşviklerinden yararlanan girişimler, en büyük payı 86 milyar 105 milyon lira ile gelir vergisi stopaj desteğinden aldı. Bunu 81 milyar 63 milyon lira ile kurumlar vergisi, 1 milyar 725 milyon lira ile gelir vergisi ve 141 milyon lira ile katma değer vergisi (KDV) destekleri takip etti. Bu dağılım, devletin AR-GE harcamalarını teşvik etmek için çeşitli vergi avantajları sunduğunu gösteriyor.
Sektörel Dağılım ve En Çok Yararlanan Alanlar
Beyan edilen AR-GE harcamalarına göre sağlanan dolaylı teşviklerin %50,9’u gelir vergisi stopaj desteğinden, %49,1’i ise kurumlar vergisi, gelir vergisi ve KDV teşviklerinden geldi. Bu durum, stopaj avantajının şirketler için cazip bir unsur olduğunu ortaya koyuyor.
AR-GE faaliyetleri için beyanname veren girişim sayısı 2025 yılında 11 bin 835 olarak kaydedildi. Sektörel bazda incelendiğinde, 6 bin 98 beyanname ile bilgi ve iletişim sektörü öne çıktı. İmalat sanayii 2 bin 421 beyanname ile ikinci sırada yer alırken, mesleki, bilimsel ve teknik faaliyetler sektörü 1627 beyanname ile üçüncü sırada konumlandı. Bu veriler, teknoloji ve inovasyonun bu sektörlerde yoğunlaştığını gösteriyor.
Kanunlara Göre Teşvik Dağılımı
4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamında sağlanan gelir ve kurumlar vergisi AR-GE teşvik tutarı 43 milyar 227 milyon lira olarak gerçekleşti. Bu teşviklerin %71,2’si bilgi ve iletişim sektörüne, %14,5’i imalat sanayiine ve %5,9’u mesleki, bilimsel ve teknik faaliyetlere aktarıldı.
5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında ise 39 milyar 561 milyon liralık gelir ve kurumlar vergisi AR-GE teşviki sağlandı. Bu teşviklerden en fazla payı %72,9 ile imalat sanayii, %14,7 ile bilgi ve iletişim ve %4,1 ile finans ve sigorta sektörleri aldı. Bu ayrım, farklı kanunların farklı sektörlere odaklandığını gösteriyor.
Geçtiğimiz yıl gelir ve kurumlar vergisi kapsamında sağlanan AR-GE desteğinden yararlanan 7 bin 87 girişimin 5 bin 321’i 4691 sayılı Kanun’dan, 1766’sı ise 5746 sayılı Kanun’dan faydalandı. Bu durum, teknoloji geliştirme bölgelerinin (TGB) sunduğu imkanların daha geniş bir kitleye ulaştığını teyit ediyor.
KOBİ’ler ve Büyük Ölçekli Girişimlerin Teşviklerden Yararlanması
Dolaylı AR-GE teşviklerinden yararlanan girişimlerin büyüklük gruplarına göre dağılımı incelendiğinde, girişimlerin %89,5’inin KOBİ olduğu görüldü. Ancak, büyük ölçekli girişimler, toplam teşviklerin %61,8’inden yararlanarak daha fazla pay elde etti. Bu durum, büyük firmaların AR-GE kapasitelerinin ve harcamalarının daha yüksek olduğunu işaret ediyor.
KOBİ’lerin dolaylı AR-GE teşviklerinden yararlanma oranı %38,2 olarak belirlendi. KOBİ’lere sağlanan 64 milyar 596 milyon liralık teşviklerin dağılımında, orta ölçekli girişimler %61,1 ile en büyük payı alırken, küçük ölçekli girişimler %32,1 ve mikro ölçekli girişimler %6,8’lik paya sahip oldu.
Sektörlere Göre Kanun Tercihleri
İmalat sektöründeki girişimlerin %82,1’i 5746 sayılı Kanun’dan, %17,9’u ise 4691 sayılı Kanun’dan yararlanırken; bilgi ve iletişim sektöründeki girişimlerin %84,1’i ve mesleki, bilimsel ve teknik faaliyetler sektöründeki girişimlerin %81,1’i ağırlıklı olarak 4691 sayılı Kanun’u tercih etti. Bu farklılaşma, sektörlerin ihtiyaçlarına ve faaliyet alanlarına göre uygun teşvik mekanizmalarını seçtiğini gösteriyor. Bu alandaki gelişmeler, genel Sermaye Artırımları ve şirketlerin büyüme stratejileri açısından da yakından takip edilmelidir.
Finans Hattı Yorum:
AR-GE teşviklerinin 169 milyar TL gibi rekor bir seviyeye ulaşması, Türkiye’nin bilim ve teknolojiye yaptığı yatırımların somut bir göstergesidir. Özellikle bilgi ve iletişim ile imalat sanayii gibi sektörlerin bu teşviklerden yoğun olarak faydalanması, bu alanlarda inovasyon ve katma değerli üretim potansiyelinin yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Bu durum, uzun vadede Türkiye ekonomisinin küresel rekabet gücünü artıracak ve cari açıkla mücadelede önemli bir rol oynayacaktır.
Teşviklerin dağılımında büyük ölçekli firmaların daha fazla pay alması dikkat çekicidir. Ancak, KOBİ’lerin de teşviklerden önemli ölçüde yararlandığı görülmektedir. Bu dengenin korunması, sürdürülebilir büyüme ve kapsayıcı kalkınma açısından kritiktir. Bilgi ve iletişim sektörünün ağırlıklı olarak 4691 sayılı Kanun’u tercih etmesi, teknoloji geliştirme bölgelerinin sunduğu ekosistemin bu sektör için ne kadar verimli olduğunu göstermektedir.
Geleceğe yönelik stratejik bakıldığında, bu teşviklerin Ar-Ge harcamalarını sürekli olarak artırması beklenmektedir. Finans ve sigorta sektörünün de teşviklerden pay alması, bu alanlarda da teknolojik gelişmelerin ve dijitalleşmenin önem kazandığını göstermektedir. Yatırımcılar için bu tür teşvikler, şirketlerin büyüme potansiyellerini ve karlılıklarını olumlu etkileyebilecek önemli bir gösterge niteliğindedir.
















