İş Dünyasından Yeni OVP Değerlendirmeleri Geldi: Finansman ve İhracat Vurgusu
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Program (OVP), iş dünyası temsilcileri tarafından dikkatle incelendi. İstanbul Ticaret Odası (İTO), Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) başkanları, programın üretim, ihracat, finansman erişimi ve küresel rekabetçilik üzerindeki etkilerine dair görüşlerini paylaştı. Programın genel çerçevesi olumlu karşılansa da, hedeflere ulaşmada somut adımların ve stratejilerin sahaya yansımasının önemi vurgulandı.
OVP’nin Temel Odak Noktaları ve Sektörel Görüşler
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, yeni OVP’nin üretim ve ihracatın teşvik edilmesine yönelik düzenlemeleri kapsaması nedeniyle olumlu bulunduğunu belirtti. Avdagiç, üretici ve ihracatçı firmaların finansmana erişimini kolaylaştıracak mekanizmaların önemine dikkat çekerek, dezenflasyon programının kararlılıkla uygulanması ve faiz oranlarının kademeli olarak normalleştirilmesinin altını çizdi. İş dünyasının, ülkenin üretim, ihracat ve istihdam hedeflerine katkı sunmaya devam edeceğini ifade etti.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe ise yeni OVP’nin mevcut küresel belirsizlikler ve ekonomik koşullar göz önüne alındığında daha temkinli bir yaklaşım sergilediğini gözlemlediklerini söyledi. Gültepe, imalat sanayisinin üretim ve ihracat kapasitesinin korunması, finansman ve işletme sermayesi desteklerinin yanı sıra emek yoğun sektörlere yönelik somut tedbirlerin alınmasının kritik önem taşıdığını belirtti. Özellikle döviz kazandırıcı faaliyetlerde bulunan firmaların finansman imkanlarının güçlendirilmesi ve dış ticarette rekabetçiliğin artırılmasına yönelik adımların ihracatçılar açısından değerli olduğunu vurguladı.
İhracat Hedefleri ve Büyümeye Katkısı Üzerine Analizler
TİM’in analizlerine göre, OVP kapsamında mal ihracatı hedeflerinde 2027 için 294 milyar dolardan 292 milyar dolara, 2028 için ise 308,5 milyar dolardan 302,5 milyar dolara revize yapıldı. 2029 yılı için ise 316 milyar dolarlık mal ihracatı öngörüsü bulunuyor. Program dönemi sonunda mal ve hizmet ihracatının toplamda 450 milyar dolara ulaşması hedeflenirken, bu durum hizmet ihracatında yaklaşık 134 milyar dolarlık bir büyüklüğe işaret ediyor. Ancak, net ihracatın büyümeye katkısının 2027’de sıfır, 2028’de 0,1 ve 2029’da 0,2 puan gibi sınırlı öngörülmesi dikkat çekici bulundu. TİM, bu adımların sahaya güçlü bir şekilde yansıması ve üretimin büyümeye katkısının daha belirgin hale gelmesi beklentisini taşıyor. Türkiye’nin mal ve hizmet ihracatında daha yüksek bir performans sergileme potansiyeline sahip olduğuna inanılıyor. Finansal piyasalardaki gelişmeler ve döviz kurlarındaki hareketlilik, canlı döviz kurlarını yakından takip eden yatırımcılar için önemli göstergeler olmaya devam ediyor.
Öngörülebilirlik ve İstikrarın Önemi
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, programın, ekonominin gelecek üç yıllık yol haritasını belirlemesi ve iş dünyasının planlamalarına rehberlik etmesi açısından önemli olduğunu ifade etti. Olpak, iş dünyası için öngörülebilirliğin güçlendirilmesinin yatırım ve sürdürülebilir büyümenin temelini oluşturduğuna işaret etti. Programın ana hedefi olan istikrarın güçlendirilmesinin, enflasyonla mücadelede kalıcı başarı, üretim yapısının geliştirilmesi ve yatırım ortamına duyulan güvenin pekiştirilmesiyle doğrudan ilişkili olduğunu belirtti.
İş Dünyasının OVP’den Beklentileri
- Üretici ve ihracatçı firmaların finansmana erişiminin kolaylaştırılması.
- Emek yoğun sektörlere yönelik somut destek mekanizmalarının devreye alınması.
- Dış ticarette rekabetçiliğin artırılmasına yönelik politikaların güçlendirilmesi.
- Dezenflasyon programının kararlılıkla sürdürülmesi ve faizlerin kademeli normalizasyonu.
- Yatırım ortamına duyulan güvenin pekiştirilmesi ve öngörülebilirliğin artırılması.
Finans Hattı Yorum:
Yeni Orta Vadeli Program’ın (OVP) açıklanması, Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yılına dair stratejik bir çerçeve sunmaktadır. İş dünyası temsilcilerinin vurguladığı gibi, üretimi ve ihracatı merkeze alan politikaların finansmana erişim kolaylığı ile desteklenmesi, programın başarısı için kritik önem taşımaktadır. Özellikle küresel ekonomideki belirsizlikler ve tedarik zincirlerindeki potansiyel kırılganlıklar göz önüne alındığında, yerel üretimin ve ihracat kapasitesinin güçlendirilmesi makroekonomik istikrar açısından hayati bir rol oynamaktadır.
Programın enflasyonla mücadele ve faiz normalizasyonu hedefleri, yatırımcı algısı ve piyasa likiditesi üzerinde belirleyici olacaktır. Döviz kurlarındaki stabilizasyon ve öngörülebilirliğin artması, hem iç tüketici harcamalarını hem de dış ticaret dengesini olumlu etkileyebilir. Ancak, hedeflenen ihracat rakamlarına ulaşılabilmesi için sadece planlama değil, aynı zamanda bu planların sahada etkin bir şekilde uygulanması ve sektörlerin karşılaştığı bürokratik engellerin azaltılması gerekmektedir.
Gelecek dönemde, OVP’de belirtilen hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığını izlerken, küresel emtia fiyatlarındaki değişimlerin enflasyonist baskıları nasıl etkileyeceği ve uluslararası finansal koşulların Türkiye’ye olan sermaye akışları üzerindeki yansımaları yakından takip edilecektir. Küresel ekonomik yavaşlama riskleri ve jeopolitik gelişmeler, dış talep üzerinde baskı unsuru oluşturabilirken, yerel tedbirlerin bu etkilere karşı ne kadar dirençli olacağı izlenmelidir.
















