Orta Doğu coğrafyasında suların bir nebze olsun durulması, küresel finans piyasalarına nefes aldırdı. ABD ile İran arasında sağlanan ve İsrail’i de kapsama alanına alan geçici ateşkes kararı, uluslararası tahvil piyasasında alımları artırırken, bu olumlu hava Türkiye’nin dış borçlanma maliyetlerine de pozitif yansıdı.
Trump ve Pakistan’ın Diplomatik Girişimi
ABD Başkanı Donald Trump, İran için tanınan sürenin dolmasına çok az bir zaman kala, Pakistan’ın ara buluculuk girişimleriyle yürütülen görüşmelerin başarıya ulaştığını duyurdu. Trump, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir liderliğinde yürütülen müzakerelerin meyvelerini verdiğini ifade etti.
Pakistan’ın Hürmüz Boğazı’nın trafiğe açılması ve muhtemel saldırıların durdurulması yönündeki teklifini onayladığını kaydeden Trump, “İran’a yönelik bombardıman ve saldırıları iki haftalık süre için askıya almayı kabul ediyorum. Bu, iki taraflı bir ateşkes olacaktır.” şeklinde konuştu. İran’daki askeri hedeflerine ulaştığını dile getiren Trump, Tahran yönetimiyle kalıcı bir barış zemini oluşturmaya yakın olduklarını belirtti. Trump sürece ilişkin, “İran’dan 10 maddelik bir teklif aldık ve bunun müzakere için uygulanabilir bir temel olduğuna inanıyoruz.” açıklamasında bulundu.
Küresel Tahvil Faizlerinde Sert Düşüş
Jeopolitik risklerin azalmasıyla birlikte ABD hazine tahvillerinde aşağı yönlü bir seyir izlendi. ABD’nin 10 yıllık tahvil getirisi 8 baz puanlık bir düşüşle yüzde 4,24 seviyesine gerilerken, 2 yıllık tahviller 9 baz puan azalarak yüzde 3,73’e, 5 yıllık tahvil faizleri ise yine 9 baz puanlık kayıpla yüzde 3,86’ya çekildi. Küresel piyasalarda referans kabul edilen bu faiz düşüşlerinin, gelişmekte olan piyasalara yönelik fon akışını hızlandırması bekleniyor.
Türkiye’nin Risk Primi ve CDS Verileri
Dünya genelinde tahvil faizlerindeki bu gerileme, Türkiye’nin kredi risk primini (CDS) de doğrudan etkiledi. Türkiye’nin 5 yıllık CDS değeri 17 baz puanlık bir iyileşmeyle 268 baz puana kadar indi. Hatırlanacağı üzere, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hamleleri öncesinde 235 baz puan olan risk primi, mart ayı içerisinde 327 baz puan seviyelerini görmüştü. Analistler, piyasaların pozitif gelişmeleri fiyatlamada daha istekli olduğunu ifade ediyor.
TCMB’den Likidite ve Rezerv Yönetimi Hamlesi
Çatışma sürecinde piyasa istikrarını korumak için proaktif bir tutum sergileyen Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), döviz piyasasındaki sert dalgalanmaların önüne geçmek adına kritik adımlar attı. Merkez Bankası, likidite araçlarını ve rezerv yönetimini kullanarak hızlı karar alma yeteneğini bir kez daha kanıtladı.
Bankaların TCMB ile swap işlemlerine tekrar yönelmesi, finansal sistemde bir döviz likidite sorunu bulunmadığını ve mevcut kur rejiminin sağlıklı işlediğini teyit etti. Bankalara Türk lirası likidite yönetiminde esneklik sağlamak hedefiyle başlatılan “Döviz Karşılığı Türk Lirası Swap” işlemleri aracılığıyla hem faiz hem de kredi tarafındaki volatilite dizginlenmeye çalışılıyor.
Bu yöntemle Türk lirası üzerindeki baskıyı hafifletmeyi amaçlayan Merkez Bankası, hem piyasadaki TL sıkışıklığını gidermeyi hem de bankaların fonlama sıkıntısı yaşamasını engellemeyi planlıyor. Bu adımla birlikte kredi koşullarının daha makul bir seviyeye gelmesi beklenirken, bankacılık sistemindeki TL likiditesinin desteklenmesi ve döviz rezervlerinin güçlendirilmesi hedefleniyor.


















