ABD’de Konut Finansman Maliyetleri Ateşlendi
ABD’de mortgage (konut kredisi) faiz oranları, 22 Mayıs haftasında kaydedilen yükselişle son dokuz ayın zirvesine ulaştı. Mortgage Bankalar Birliği (MBA) tarafından yayımlanan verilere göre, 30 yıl vadeli mortgage faiz oranı yüzde 6,65’e çıkarak konut alıcıları ve yeniden finansman yapmak isteyenler üzerinde önemli bir baskı oluşturdu.
Mortgage başvurularında genel bir gerileme gözlemlendi. Geçen haftaya kıyasla başvurular yüzde 8,5 oranında azalırken, konut satın alma amaçlı başvurular yüzde 0,4’lük bir düşüş gösterdi. Yeniden finansman başvurularında ise yüzde 19’luk daha belirgin bir düşüş kaydedildi. 30 yıl vadeli mortgage faiz oranının yüzde 6,56’dan yüzde 6,65’e çıkması, bu düşüş eğilimini destekledi. Benzer şekilde, 15 yıl vadeli mortgage faiz oranı da yüzde 5,93’ten yüzde 5,97’ye yükseldi. MBA Başkan Yardımcısı Joel Kan, son beş haftada 30 baz puanlık artışın, faiz oranlarını Ağustos 2025’ten bu yana en yüksek seviyesine taşıdığını belirtti.
Yüksek faiz ortamına rağmen, konut satın alma başvuruları geçen yıla göre daha güçlü bir performans sergiledi. Ancak, alım gücü üzerindeki olumsuz etki nedeniyle daha düşük tutarlı kredi taleplerinde bir yavaşlama görüldü. Buna karşın, satın alma başvurularına ilişkin ortalama kredi tutarı 473.600 dolar ile rekor seviyeye ulaştı.
Finans Hattı Yorum:
ABD’de mortgage faizlerindeki bu keskin yükseliş, küresel finans piyasalarında faiz oranlarının seyrine dair genel beklentilerle uyumlu bir gelişme olarak öne çıkıyor. Enflasyonla mücadele kapsamında merkez bankalarının sıkı para politikalarını sürdürme eğilimi, mortgage faizleri gibi borçlanma maliyetlerini doğrudan etkiliyor. Bu durumun, ABD konut piyasasında talebi soğutarak genel ekonomik aktivite üzerinde dolaylı bir yavaşlatıcı etki yaratması bekleniyor. Türk ekonomisi ve Borsa İstanbul üzerindeki etkileri ise daha çok gelişmiş ülke ekonomilerindeki faiz politikalarının küresel likiditeye yansımaları üzerinden takip edilmelidir. Bu tür haberler, global piyasalar analizlerimizde de yer bulmaktadır.
Yatırımcı duyarlılığı açısından, faiz oranlarındaki bu artış, gayrimenkul sektörüne yönelik iştahı azaltabilir ve hisse senedi piyasalarında göreceli olarak daha defansif sektörlere olan ilgiyi artırabilir. Teknik olarak, mortgage faizlerindeki yükselişin devamı, sektördeki şirketlerin finansman maliyetlerini artırarak kar marjları üzerinde baskı yaratabilir. Temel analiz açısından bakıldığında ise, faizlerin yüksek seyrettiği bir ortamda borçluluk oranı yüksek şirketler daha fazla risk taşıyacaktır.
Bu noktada yatırımcıların dikkat etmesi gereken en önemli risk, faiz oranlarının beklenenden daha uzun süre yüksek kalması ve bunun tüketici harcamaları ile kurumsal yatırımlar üzerindeki toplam etkisinin ekonomik büyümeyi belirgin şekilde yavaşlatma potansiyelidir. ABD’de enflasyonist baskıların ne kadar süreceği ve Federal Rezerv’in faiz politikalarını ne yönde şekillendireceği yakından izlenmelidir.











