Küresel Piyasalarda Satış Dalgaları ABD Tahvil Getirilerindeki Artışla Derinleşiyor
ABD’nin 10 yıllık Hazine tahvili faizinin yüzde 5 sınırına dayanması, küresel piyasalarda satış baskısını artırdı. Petrol fiyatlarındaki sert yükseliş ve Federal Rezerv’in (Fed) faiz artırımı beklentileri, tahvil getirilerinde yeni zirvelere yol açarken, hisse senedi piyasalarında belirgin bir gerileme yaşanıyor.
Cuma günü itibarıyla ABD 10 yıllık Hazine tahvili faizi 2 baz puan artarak %4,975 seviyesine ulaştı ve son üç yılın zirvesini yeniledi. Bu hafta kaydedilen 18 baz puanlık artışla birlikte getiriler, 2007 yılından bu yana görülen en yüksek seviyelere yaklaşmış durumda. ING Amerika Araştırma Başkanı Padhraic Garvey, 10 yıllık faizin %5 seviyesini aşmasının artık bir ihtimalden çok kaçınılmaz göründüğünü belirtti.
Tahvil piyasasındaki bu hareketlilik, uzun vadeli borçlanma senetlerine de yansımaya devam ediyor. ABD’nin 30 yıllık tahvil faizi, %5,3803 ile son 19 yılın zirvesine tırmanırken, iki yıllık tahvil faizi ise %4,5835 seviyesine çıktı. Uzmanlar, 10 yıllık faizin %5’i aşmasının, borçlanma maliyetlerini önemli ölçüde artırarak hem hisse senedi piyasalarını hem de yaklaşık 40 trilyon dolarlık ABD kamu borcunun sürdürülebilirliğini ciddi şekilde zorlayabileceği konusunda uyarıyor. Bu durumun bir yansıması olarak, ortalama 30 yıl vadeli sabit mortgage faizi de %6,71’den %6,76’ya yükseldi.
ABD Hazine Bakanlığı’nın uzun vadeli tahvil faizlerini sınırlamaya yönelik başlattığı geri alım programı da satış dalgasını durdurmakta yetersiz kaldı. Hazine, 6 milyar dolara kadar alım yapacağını duyurmasına rağmen, yalnızca 10 ila 30 yıl vadeli tahvillerden 5,2 milyar dolarlık bir alım gerçekleştirebildi.
Küresel piyasalar üzerindeki bir diğer önemli baskı unsuru ise enerji maliyetlerindeki artış olarak öne çıkıyor. Brent petrol, önceki gün %6’lık sert bir yükselişin ardından cuma günü 109,97 dolar seviyesini görerek son dört ayın zirvesine ulaştı. Bu haftaki kazanımı %13’ü bulan petrol fiyatlarındaki tırmanış, jeopolitik risklerle besleniyor. ABD ile İran arasındaki gerilim nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndaki petrol akışı sınırlı kalırken, İran destekli Husilerin Yemen’deki Moha Limanı’nı kontrol altına alması Kızıldeniz üzerindeki sevkiyat endişelerini daha da artırdı. RBC Capital Markets Küresel Emtia Stratejisi Başkanı Helima Croft, Suudi Arabistan ile Husiler arasında geniş çaplı bir çatışmanın yeniden başlaması durumunda Brent petrolün yıl sonuna kadar 121,99 dolara kadar yükselebileceği tahmininde bulundu.
Para Politikası ve Enflasyon Beklentileri
Piyasalar, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) 16 Eylül’deki toplantısında faiz artırımına gitme olasılığını yaklaşık %70 olarak fiyatlıyor. Bu oran, bir hafta öncesine göre %49 seviyesinden önemli bir artış gösterdi. Yatırımcıların odağı, cuma günü açıklanacak olan ağustos ayı tüketici enflasyonu verilerine çevrilmiş durumda. JPMorgan analistleri ise gelişmiş piyasalardaki merkez bankalarının büyük çoğunluğunun yıl sonuna kadar faiz artırımlarına devam edeceği yönünde bir öngörüde bulunuyor. Küresel çapta yaşanan satış dalgası, diğer ülkelere de sıçramış durumda. Avustralya’nın üç yıllık tahvil faizi %5,047 ile 15 yılın, Japonya’nın 10 yıllık tahvil faizi ise %2,97 ile uzun yılların zirvesine ulaşarak küresel faiz artışı eğilimini teyit ediyor.
Bu gelişmeler ışığında, yatırımcıların portföylerini gözden geçirmesi ve olası risklere karşı hazırlıklı olması önem taşıyor. Faiz oranlarındaki artış trendi, özellikle büyüme odaklı hisse senetleri üzerinde baskı oluşturmaya devam edebilir. Bu noktada, güncel şirket haberleri ve sektörel analizler yakından takip edilmelidir.
Finans Hattı Yorum:
ABD 10 yıllık tahvil faizlerindeki %5’e yaklaşım ve petrol fiyatlarındaki jeopolitik kaynaklı yükseliş, küresel finans piyasalarında belirgin bir risk iştahı azalışına neden oluyor. Bu durum, gelişmekte olan ülke varlıkları üzerinde aşağı yönlü baskı oluştururken, döviz kurlarını da etkileyebilir. Özellikle TL üzerindeki baskının artması söz konusu olabilir.
Yüksek faiz ortamı ve artan enerji maliyetleri, küresel enflasyonist baskıları artırma potansiyeli taşıyor. Merkez bankalarının faiz artırımı beklentilerinin güçlenmesi, hisse senedi piyasalarında volatiliteyi artıracak ve yatırımcıları daha defansif varlıklara yönlendirebilecektir. Altın gibi güvenli liman varlıklarında ise belirli bir talep artışı görülebilir.
Gelecek dönemde küresel ekonomik büyüme görünümü üzerinde belirsizlikler artacaktır. Enflasyonla mücadele kapsamında sıkı para politikalarının devam etmesi, global talebi kısarak resesyon risklerini gündeme getirebilir. Yatırımcıların, jeopolitik gelişmeleri ve merkez bankası kararlarını yakından izleyerek stratejilerini buna göre ayarlaması kritik önem taşıyor.
















