ABD-Avrupa Gerilimi Türkiye’ye Fırsat Sunuyor
ABD’nin Avrupa Politikası Türkiye’yi Öne Çıkarıyor
ABD merkezli The National Interest yayınında Jett James Pruitt imzasıyla yayımlanan bir makale, ABD’nin Avrupa’ya yönelik belirsiz politikaları nedeniyle Avrupa Birliği’nin Türkiye ile savunma ortaklığını güçlendirme ihtiyacını vurguluyor. Trump yönetiminin dış politika stratejilerindeki ani değişikliklerin NATO ve AB gibi kurumları olumsuz etkilediği belirtilirken, bazı Avrupa ülkelerinin bu durumdan stratejik fayda sağlayarak Türkiye ile bağlarını derinleştirdiği ifade ediliyor.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler‘in 9 Nisan‘da yaptığı ve Türkiye ile Avrupa Birliği arasında daha güçlü bir askeri işbirliği çağrısı yaptığı açıklama, Ankara’da düzenlenmesi planlanan 2026 NATO Zirvesi öncesinde Avrupa başkentlerinde geniş yankı buldu. Türkiye’nin 1952‘den beri NATO üyesi olmasına rağmen AB dışında kalmasının, Avrupa güvenliği ekseninde stratejik bir boşluk yarattığı belirtiliyor. Avrupa’da hayata geçirilen Askeri Schengen gibi savunma reformlarının henüz Türkiye’yi kapsamadığı aktarıldı.
Bakan Güler’in, Ukrayna savaşı ve İran savaşının ekonomik etkileri nedeniyle mevcut askeri mimarinin yetersiz kaldığına ve ABD’nin NATO’dan çekilme tehditlerinin güvenlik endişelerini derinleştirdiğine dair ifadeleri hatırlatılan makalede, mevcut durumun hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın değişen askeri ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğu belirtildi. Güler, Türkiye’nin artık NATO’nun güneydoğu kanadında sıradan bir üye olmadığını, tüm Avrupa tiyatrosu boyunca güvenlik üretebilen merkezi bir müttefik olduğunu vurguladı. Amerikan diplomatik gücünün Avrupa’daki düşüşünün, bölgesel jeopolitik güç dengelerini Ankara lehine değiştirdiği ve Avrupa güvenliği politikalarında yeni bir dönemin başlangıcına işaret ettiği ifade edildi.
Türkiye’nin AB ve NATO için artan öneminde, komşularla sıfır sorun dış politikası büyük rol oynuyor. Ankara, Avrupa, Kuzey Afrika, Kafkaslar ve Orta Doğu’da istikrar sağlayıcı bir güç olmayı hedefliyor. Türkiye, ABD ile İran arasındaki arabuluculuk çabalarına aktif katılımının yanı sıra Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan gibi ülkelerle de istişarelerde bulunuyor. Geçtiğimiz dört yıl boyunca Ukrayna savaşı sırasında hem Kiev’e hem de Moskova’ya yönelik arabuluculuk çabaları yürüten Türkiye, Ukrayna’ya destek sağlarken Rusya ile diplomatik ilişkilerini sürdürdü.
Yayımlanan analiz, Türkiye’nin bu dengeleyici aktör rolünün dikkatli hesaplanmış bir dış politika stratejisi olduğunu ve “Ankara’nın ulusal çıkarlarını herhangi bir jeopolitik bloktan bağımsız bir şekilde başarıyla sürdürmesine olanak tanıdığını” belirtiyor. Bu stratejik esnekliğin, Türkiye’nin küresel düzende güvenli bir şekilde faaliyet göstermesini sağladığı ve diplomatik sermaye kazanarak Avrupa güvenliği için kilit bir pozisyona yerleşmesine zemin hazırladığı ifade ediliyor.
Brüksel’de Türkiye, Ukrayna ile savunma işbirliğini geliştirerek ve Suriye’de belirli aktörlere destek sağlayarak güvenilirlik kazandı. AB’nin göç yönetimi ve terörle mücadele operasyonlarındaki öncelikleriyle uyum sağlaması bu süreci destekledi. AB yetkilileri, Güney Kafkasya’da altyapı koruması için Türkiye ile özel bir platform oluşturulmasını ve Karadeniz’de Rus donanmasını izlemek için istihbarat paylaşımının artırılmasını önerdi.
Avrupa ülkeleri, karmaşık askeri ihtiyaçları için Türkiye’yi güvenilir bir ortak olarak görüyor. İngiltere, Ekim 2025‘te Türkiye’ye 20 adet Eurofighter savaş uçağı satma kararı aldı ve bu anlaşma NATO güvenliği için tarihi bir kazanım olarak nitelendirildi. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Avrupa’nın Türkiye ve Ukrayna olmadan Rusya ile mücadele edemeyeceğini belirtti.
Türkiye’nin jeopolitik yükselişinde, insansız hava aracı (İHA) üretimine yapılan milyarlarca dolarlık yatırımlar önemli bir rol oynuyor. Baykar, sadece 2024 yılında 1,8 milyar dolar değerinde İHA ihracatı gerçekleştirdi. Bayraktar TB2 modeli, otuzdan fazla ülkede aktif olarak kullanılarak etkinliğini kanıtladı. Türk İHA üreticileri, üstün teknolojili ve uygun maliyetli ürünleriyle Amerikan rakiplerine karşı rekabet avantajı elde etti.
Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen‘in, Avrupa genelinde bir “drone duvarı” kurulması vizyonu, Avrupalı savunma müteahhitlerinin Türkiye’nin üretim sektörüne yönelmesine neden olacak. Veriler, Avrupa güvenliği bağlamında Türkiye’nin stratejik öneminin artacağını ve kıtanın savunma mimarisinin Ankara’nın etkisiyle şekilleneceğini gösteriyor.
- ABD’nin dış politika belirsizlikleri Avrupa’yı Türkiye’ye yöneltiyor.
- Türkiye’nin askeri işbirliği çağrısı Avrupa başkentlerinde karşılık buldu.
- İHA yatırımları Türkiye’ye küresel savunma pazarında rekabet avantajı sağlıyor.
Finans Hattı Yorum:
ABD ve Avrupa arasındaki artan diplomatik gerilimler, Türkiye’nin stratejik önemini ve savunma sanayisindeki rolünü daha görünür hale getiriyor. Avrupa’nın güvenlik stratejilerini yeniden gözden geçirmesi ve ABD’nin politikalarındaki öngörülemezlik karşısında alternatif ortaklar araması, Türkiye’nin bölgesel bir güvenlik aktörü olarak konumunu güçlendiriyor. Bu durum, savunma sanayii başta olmak üzere Türkiye’nin uluslararası ilişkilerinde yeni ve potansiyel olarak karlı fırsatlar yaratabilir.
Yatırımcılar açısından bakıldığında, bu gelişmelerin savunma sanayii şirketlerine olan ilgiyi artırması bekleniyor. Özellikle Baykar gibi İHA üreticilerinin ihracat kapasitesindeki artış ve Avrupa’dan gelen potansiyel işbirliği talepleri, bu sektördeki şirketler için olumlu bir senaryo çiziyor. Aynı zamanda, Türkiye’nin arabuluculuk ve dengeleyici rolünün uluslararası alanda kazandığı değer, genel yatırımcı algısını ve ülkenin jeopolitik risk primini olumlu etkileyebilir.
Önümüzdeki dönemde, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile savunma ve güvenlik alanındaki işbirliği adımları yakından takip edilmelidir. Özellikle NATO’nun 2026 zirvesi öncesinde atılacak somut adımlar, bu ilişkinin geleceğini şekillendirecektir. Ayrıca, ABD’nin Avrupa’ya yönelik politikalarındaki değişimlerin devam edip etmeyeceği ve Türkiye’nin bu süreçteki diplomatik ve stratejik manevraları, piyasalar için önemli göstergeler olacaktır. İHA ihracatındaki büyüme trendlerinin sürdürülebilirliği ve Avrupa’daki potansiyel savunma projelerindeki Türk firmalarının rolü, yatırımcılar için kritik analiz noktaları olacaktır.











