Gazze’deki insani kriz nedeniyle AB Komisyonu, İsrail’in AB pazarına ayrıcalıklı erişimini sonlandırmayı ve aşırıcı yerleşimcileri hedef almayı teklif etti. “Amacımız cezalandırmak değil, insani durumu iyileştirmek” denildi.
Avrupa Birliği (AB), İsrail’in Gazze’ye yönelik operasyonları ve Batı Şeria’daki politikaları nedeniyle bugüne kadarki en sert adımlarından birini atarak, İsrail’e tanınan ticari imtiyazların askıya alınmasını ve hükümetteki radikal bakanlar ile şiddet yanlısı yerleşimcilere yaptırım uygulanmasını masaya getirdi. AB Komisyonu tarafından kabul edilen teklifler, onaylanmak üzere üye ülkelere sunulacak.
AB Komisyonu’nun İsrail’e Yönelik Teklifleri
| Kategori | Teklif Edilen Yaptırım / Önlem |
| Ticaret | İsrail ile Ortaklık Anlaşması’ndan doğan ticari imtiyazların (gümrük vergisi avantajları) askıya alınması. |
| Bireysel Yaptırımlar | İsrail hükümetindeki aşırıcı bakanlar, şiddet yanlısı yerleşimciler ve cezasızlığı destekleyen kuruluşlar. |
| İkili Destek | İsrail hükümetine sağlanan 14 milyon Euro’luk kalkınma desteğinin 9,4 milyon Euro’luk kısmı donduruldu. |
| Gerekçe | Gazze’deki insani durum, iki devletli çözümün baltalanması ve insan hakları ihlalleri. |
“İsrail, AB Pazarına Ayrıcalıklı Erişimini Kaybedecek”
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ve Ticaretten Sorumlu Üye Maros Sefcovic, komisyon toplantısı sonrası yaptıkları açıklamada tekliflerin detaylarını paylaştı. Sefcovic, “Pratik olarak bu, İsrail’den AB’ye yapılan ithalatın AB pazarına ayrıcalıklı erişimini kaybedeceği, bu tür malların AB’nin serbest ticaret anlaşması bulunmayan diğer üçüncü ülkelere uygulanan gümrük vergilerine tabii tutulacağı anlamına gelmektedir,” dedi.
Kallas ise bu adımın amacının İsrail’i cezalandırmak olmadığını, Gazze’deki insani durumu iyileştirmek olduğunu vurguladı. “Üye devletlerin tamamı, Gazze’deki durumun sürdürülemez olduğu konusunda hemfikir. Savaşın sona ermesi, acıların dinmesi ve rehinelerin derhal serbest bırakılması gerekiyor. Bu sonuca ulaşmak için elimizdeki tüm araçları kullanmalıyız,” ifadelerini kullandı.
Teklifin ekonomik etkisinin 2024 rakamlarına göre 227 milyon Euro ile sınırlı olacağı belirtilse de, Sefcovic kararın “tüm bağlamının son derece siyasi” olduğunun altını çizdi.
Rusya ve İran da Gündemdeydi
Aynı toplantıda Rusya’ya yönelik hazırlanan 19. yaptırım paketi ve İran’ın nükleer programı da ele alındı. Kallas, Rusya’nın Polonya ve Romanya’daki NATO hava sahasını İHA’larla ihlal etmesinin çatışmayı “daha tehlikeli bir aşamaya” taşıdığını belirtti. İran konusunda ise diplomatik çözüm penceresinin hızla kapandığını ve uluslararası yaptırımların yeniden yürürlüğe girmesine haftalar kaldığını söyledi.
Finans Hattı Yorumu:
AB’nin İsrail’e yönelik bu hamlesi, bloğun dış politikasında “yumuşak güç” enstrümanlarını ne kadar etkin kullanmaya başladığının en somut örneğidir. Bu, basit bir kınama metninin çok ötesinde, doğrudan ekonomik sonuçları olan ve İsrail üzerinde gerçek bir baskı yaratma potansiyeli taşıyan bir adımdır.
Ekonomik Etkiden Çok Siyasi Sinyal: Komisyon üyesinin de belirttiği gibi, 227 milyon Euro’luk etki İsrail ekonomisi için yıkıcı değil. Ancak bu kararın siyasi ve sembolik anlamı çok daha büyük. AB, İsrail’in en büyük ticaret ortağıdır. Bu adım, Brüksel’in “insan hakları ve demokratik ilkeler” maddesini içeren Ortaklık Anlaşması’nı bir koz olarak kullanmaya hazır olduğunu ve ilişkilerin “koşulsuz” olmadığını gösteren tarihi bir sinyaldir.
Değişen Kamuoyu Baskısı: Kallas’ın “Üye devletlerde kamuoyu, Gazze’deki acı nedeniyle gerçekten değişti” ifadesi, bu kararın arkasındaki ana itici gücü ortaya koyuyor. Avrupa’daki kamuoyu baskısı, hükümetleri İsrail’e karşı daha sert bir tutum almaya zorluyor.
İkili Oynama Riski: AB, aynı anda hem Rusya’ya hem de İsrail’e (farklı düzeylerde de olsa) yaptırım tehdidinde bulunarak, küresel bir aktör olma iddiasını pekiştiriyor. Ancak bu çok cepheli diplomatik savaş, bloğun kendi içindeki (özellikle Almanya ve Macaristan gibi İsrail’e daha yakın duran ülkeler) görüş ayrılıklarını derinleştirme ve karar alma süreçlerini zorlaştırma riski de taşıyor.
Bu teklif, AB Konseyi’nde nitelikli çoğunlukla kabul edilebilir. Eğer kabul edilirse, bu AB-İsrail ilişkilerinde yeni ve daha gergin bir dönemin başlangıcı olacaktır. Piyasalar, bu gelişmeyi Orta Doğu’daki jeopolitik riskleri artıran ve bölgeyle ticari ilişkileri olan Avrupalı şirketler için bir belirsizlik unsuru olarak fiyatlayacaktır.











