Küresel Gelişmeler Borsa İstanbul’u Canlandırdı
Yatırım Finansman Strateji ve Yatırım Danışmanlığı Müdürü Seda Yalçınkaya Özer, ABD-İran arasındaki anlaşma beklentisinin küresel risk iştahını artırarak Borsa İstanbul’da (BIST) pozitif bir etki yarattığını belirtti. Son dönemde jeopolitik gelişmeler ve enflasyon görünümündeki dalgalanmaların etkisine rağmen, küresel piyasalarda belirgin bir iyileşme gözlemleniyor.
Haftanın ilk işlem gününde küresel piyasalarda güçlü bir risk iştahı hakim olurken, ABD ve İran arasındaki anlaşmaya yönelik haber akışı, son üç buçuk aydır süregelen baskı ve stresi geri çekti. Bu durum, küresel piyasalarda bir “anlaşmaya yakınlaşma rallisi” olarak yorumlanıyor. Enerji arzına dair endişelerin hafiflemesiyle petrol fiyatları son üç ayın en düşük seviyelerine gerilerken, piyasalarda genel bir rahatlama süreci başladı.
Bu olumlu küresel atmosferin Borsa İstanbul’a da yansıdığı görülüyor. Özellikle bankacılık hisselerindeki güçlenme dikkat çekerken, XBANK endeksi için Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın olası faiz indirimleri kalıcı bir destek unsuru olarak öne çıkıyor. Jeopolitik risklerdeki gerileme de bu tabloyu destekliyor; Türkiye’nin 5 yıllık CDS primi son üç buçuk yılın en düşük seviyesi olan 225 puana kadar geriledi.
Küresel risklerdeki yavaşlamanın devam etmesi halinde, yurt içinde Merkez Bankası odaklı faiz indirimi beklentileri daha da güçlenebilir. Bu senaryoda, BIST 100 endeksi için 13.700 seviyesi dip olarak izlenebilir. Bu seviyenin korunması durumunda, endeksin yeniden 15.000 puan seviyelerine doğru hareketlenmesi mümkün görünüyor. Bu gelişmeler, yatırımcıların yakından takip ettiği Borsa İstanbul Teknik Analizleri stratejilerimizle de örtüşüyor.
Sektörel bazda ise, son üç buçuk aylık savaş sürecinde baskı altında kalan havacılık, ulaştırma, bankacılık, holdingler ve faize duyarlı hisselerde hareketlenmenin hızlanması bekleniyor. Petrol fiyatlarındaki düşüşten doğrudan etkilenen hisseler öne çıkabilir. Ancak, rafineri ve enerji şirketlerinde petrol fiyatlarındaki gerilemenin stok ve marj baskısı yaratabileceği de belirtildi.
Portföy dağılımı açısından, belirsizliğin yüksek olduğu dönemlerde dengeli bir varlık dağılımı önerilirken, risk iştahının arttığı dönemlerde hisse senedi ağırlığının kademeli olarak artırılabileceği ifade ediliyor. Özellikle 14.200 puan seviyesinin üzerinde kalıcı bir eğilim oluşması halinde, hisse senedi ağırlığının %50‘nin üzerine çıkarılabileceği öngörülüyor.
Genel bir çerçevede, risk almayan yatırımcılar için %35-40, dengeli yatırımcılar için %50-60, daha yüksek risk alabilenler için ise %60-70 oranında hisse senedi ağırlığı uygun görülüyor. Portföyün geri kalan kısmı ise mevduat, para piyasası fonları veya sabit getirili araçlarla dengelenebilir.
Finans Hattı Yorum:
Küresel jeopolitik gerilimlerin azalması ve anlaşma beklentilerinin artması, Borsa İstanbul üzerinde önemli bir “barış rüzgarı” estiriyor. Özellikle ABD ile İran arasındaki tansiyonun düşmesi, enerji piyasalarındaki rahatlama ve buna bağlı olarak küresel risk iştahının artması, gelişmekte olan piyasalar için olumlu bir ortam yaratıyor. Türkiye’nin CDS primindeki düşüş de bu iyileşmenin somut bir göstergesi olup, yabancı yatırımcı iştahını artırma potansiyeli taşıyor.
Teknik açıdan bakıldığında, BIST 100 endeksinin 13.700 seviyesini dip olarak koruması ve 15.000 seviyesine doğru bir ivme kazanması, piyasalarda pozitif bir momentumun oluştuğunu gösteriyor. Bu yükselişin sürmesi için Merkez Bankası’nın para politikası sinyalleri ve enflasyonla mücadeledeki kararlılığı kritik önem taşıyor. Bankacılık ve holding gibi daha defansif sektörlerin yanı sıra, faize duyarlı hisselerdeki hareketlenme, piyasanın genelindeki iyimserliği destekleyebilir.
Yatırımcılar için dikkat edilmesi gereken en önemli risk faktörlerinden biri, küresel gelişmelerdeki ani değişimlerdir. Anlaşma beklentilerinin ortadan kalkması veya yeni jeopolitik gerilimlerin ortaya çıkması, mevcut pozitif havayı hızla tersine çevirebilir. Ayrıca, yurt içi enflasyonist baskıların devam etmesi ve Merkez Bankası’nın faiz indirim döngüsüne dair belirsizlikler de piyasa üzerinde baskı oluşturabilir. Bu nedenle, portföylerde çeşitlendirmeye ve kademeli alım stratejilerine odaklanmak, belirsizlik ortamlarında akılcı bir yaklaşım olacaktır.












