Küresel Piyasalar Ateşlendi: Borsa İstanbul Ne Kadar Direnecek?
8 Haziran Pazartesi günü küresel piyasalarda sert satışlar yaşanırken, Borsa İstanbul’un bu dalgalanmadan nasıl etkileneceği ve olası riskler analiz ediliyor. ABD’deki güçlü istihdam verileri ve Ortadoğu’daki gerilimin artması piyasalarda tansiyonu yükseltti.
ABD tarım dışı istihdam verisinin beklentilerin üzerinde gelmesi, Federal Rezerv’in (Fed) yıl sonuna doğru faiz artırımına gidebileceği endişelerini artırdı. Bu durum, ABD 2 yıllık tahvil getirilerini %4,20‘ye yaklaştırırken, küresel hisse senedi ve tahvil piyasalarında sert satışlara yol açtı. Teknolojik hisselerin yoğunlukta olduğu Nasdaq endeksi %5‘e yakın değer kaybetti. Özellikle yarı iletken üreticileri %10 civarında düşüş yaşarken, Nvidia ve Tesla gibi teknoloji devleri de %6‘nın üzerinde kayıpla bu satış dalgasına eşlik etti. Altın madenleri, demir-çelik ve otomotiv gibi sektörler satışlardan en çok etkilenenler olurken, gıda, gayrimenkul, enerji dağıtım ve sağlık sektörleri ise sınırlı da olsa pozitif ayrıştı.
Ortadoğu’da ateşkes sonrası yaşanan en sert çatışma haberleri, Brent petrol kontratlarının 97 dolar civarına yükselmesine neden oldu. İran’a yönelik İsrail misilleme tehditleri, barış görüşmelerinin sekteye uğraması ve savaşın tırmanma potansiyeli piyasalarda jeopolitik risk algısını artırdı.
Küresel satış dalgasına rağmen Borsa İstanbul, bu etkileri daha sınırlı hissetti. Cuma günü endeks %1 civarında kayıpla kapanırken, Mayıs ayı enflasyon verilerinin beklentileri aşması sonrası bankacılık ve gayrimenkul yatırım ortaklıkları hisselerinde sert satışlar görüldü. Rafineri ve savunma sanayii hisselerindeki alımlar ise endeksin tutunmasını sağladı.
Önümüzdeki hafta Türkiye varlıkları üzerinde satış baskısının devam etmesi bekleniyor. Güçlü dolar, artan jeopolitik riskler ve yükselen tahvil getirileri, gelişmekte olan piyasalardan çıkışı hızlandırarak Türkiye’nin risk primini ve tahvil getirilerini artırabilir. Bu durum, Türkiye tahvilleri ve Borsa İstanbul üzerinde ek baskı oluşturacaktır.
Küresel piyasalardaki seyrin Borsa İstanbul’da %1 civarında bir kayıpla açılışa işaret etmesi öngörülüyor. Sistemik riske duyarlı, jeopolitik şoklara karşı hassas bankacılık sektörü, banka holdingleri ve havacılık hisseleri olası satış dalgasında öne çıkabilir. Ancak bu satış dalgası genel olarak bir alım fırsatı olarak da değerlendirilebilir; fakat bu fırsat penceresinin ne kadar açık kalacağı belirsizliğini koruyor. Aselsan ve Tüpraş gibi jeopolitik gelişmelerden olumlu etkilenebilecek hisselerin ise pozitif ayrışması muhtemeldir. Borsa İstanbul endeksi için 13.500 ve 13.800 seviyeleri destek ve direnç noktaları olarak öne çıkıyor. Hareketli olabilecek hisseler arasında Petkim ve Tüpraş yer alıyor. Bu gelişmeler ışığında, yatırımcıların Canlı Borsa verilerini yakından takip etmesi önem arz etmektedir.
Finans Hattı Yorum:
Küresel piyasalardaki bu denli sert dalgalanmalar, küresel risk iştahının ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. ABD’nin beklenenden güçlü gelen istihdam verisi, enflasyonist baskıların devam edebileceği ve dolayısıyla Fed’in faiz politikalarını sıkı tutmaya devam edeceği endişesini körükledi. Ortadoğu’daki artan jeopolitik gerilim ise enerji maliyetleri üzerindeki baskıyı artırarak hem enflasyonist beklentileri hem de küresel ekonomik yavaşlama riskini yükseltiyor. Bu ikili baskı, gelişmekte olan ülke varlıkları üzerinde genel bir satış baskısı oluşturarak, Türkiye gibi risk priminin daha yüksek olduğu piyasalar için ek bir zorluk teşkil ediyor.
Borsa İstanbul’un küresel satışlardan daha az etkilenmesi ilk bakışta olumlu görünse de, bu durumun ne kadar sürdürülebilir olduğu önemli bir soru işareti. Özellikle bankacılık ve holding hisseleri gibi içsel dinamikleri daha belirleyici olan ancak küresel sermaye akışlarından da doğrudan etkilenen sektörlerdeki hareketlilik, piyasanın genel yönünü tayin edecektir. Teknik olarak 13.500 seviyesinin kırılması, daha geniş çaplı bir düzeltme riskini beraberinde getirebilir. Bu noktada yatırımcı duyarlılığının temkinli olmaya devam etmesi beklenebilir.
Yatırımcıların dikkat etmesi gereken en önemli risk faktörü, jeopolitik gelişmelerin seyrinin yanı sıra, ABD Hazine tahvil getirilerindeki olası daha sert yükselişler. Bu durum, gelişmekte olan piyasalardan daha hızlı bir sermaye çıkışını tetikleyerek Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalarda volatiliteyi artırabilir. Bu nedenle, portföy yönetiminde likiditenin korunması ve risk iştahının dikkatli bir şekilde ayarlanması büyük önem taşımaktadır.











