DEİK’TEN AB LİDERLERİNE: YENİ DÖNEM ÇAĞRISI
Türkiye-AB İlişkilerinde Stratejik Yeniden Yapılanma Vurgusu
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Almanya, Fransa, Hollanda, İspanya, İtalya, Polonya ve Belçika’daki liderlere yönelik yedi ülkenin önde gelen gazetelerinde yayımlanan açık mektuplarla Türkiye-AB ilişkilerinde “paradigma değişimi” çağrısında bulundu. Kampanya, mevcut küresel konjonktürde Türkiye-AB birlikteliğinin stratejik önemini vurgulamayı hedefliyor.
DEİK, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin günümüz küresel jeopolitik ve ekonomik dinamikleri içinde taşıdığı kritik önemi altını çizmek amacıyla, belirtilen yedi ülkenin liderlerine hitaben hazırlanan açık mektupların, bu ülkelerin en saygın gazetelerinde ilanlar aracılığıyla yayımlanması için kapsamlı bir iletişim kampanyası başlattı. Bu stratejik adım, Türkiye’nin AB’nin geleceğindeki yerini yeniden tanımlama ve mevcut durgunluk döngüsünü kırma amacı taşıyor.
Kampanyanın ilk ilanları, Almanya’da **Bild**, Polonya’da **Rzeczpospolita** ve Belçika’da **De Tijd** gazetelerinde **8 Mayıs** tarihinde yayımlandı. Diğer ülkelerdeki gazetelerde de yakın zamanda yayımlanması planlanan bu açık mektup serisi, AB’nin en büyük altı ekonomisi olarak bilinen “E6” ülkeleri olan Almanya, Fransa, Hollanda, İspanya, İtalya ve Polonya’yı kapsamanın yanı sıra, AB’nin kurucu üyelerinden Belçika’yı da içeriyor. DEİK, bu seçimin stratejik derinliğini ve kritik önemini vurguluyor.
Daha önce **Ocak 2026**’da **Financial Times** gazetesinde yayımlanan ve Türk iş dünyasının tam üyelik sürecine verdiği desteği dile getiren açık mektuba gelen olumlu geri bildirimlerin ardından DEİK, Türkiye-AB ilişkilerinin yalnızca ekonomik bir işbirliği olmanın ötesinde, stratejik bir zorunluluk olarak ele alınması gerektiği görüşünü savunuyor. DEİK Başkanı **Nail Olpak**, DEİK Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı **Mehmet Ali Yalçındağ** ve DEİK Avrupa İş Konseyleri Başkanlarının imzalarını taşıyan bu mektuplarla, Türkiye’nin Avrupa’nın stratejik geleceğinde daha güçlü bir konum edinmesi ve entegrasyon sürecinin yeniden canlandırılması amaçlanıyor.
DEİK Başkanı **Nail Olpak**, açık mektuplarda ticari bağların yanı sıra, Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğinin Avrupa’nın stratejik özerkliğine ve küresel güvenliğine sağlayacağı katkının da hatırlatıldığını belirtti. Olpak, tam üyelik perspektifinin canlı tutulmasının Avrupa’nın jeopolitik geleceği için vazgeçilmez bir stratejik zorunluluk olduğunu vurgulayarak, “Ticari diplomasimizin temelinde yatan güçlü işbirliği anlayışımız, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik vizyonunu destekleyen en somut yapıdır.” açıklamasını yaptı. Hedeflerinin ekonomik bütünleşmeyi, tam üyelik rotasında kalıcı bir stratejik ortaklığa dönüştürmek olduğunu belirten Olpak, bu durumun her iki tarafın çıkarına olduğunu ifade etti.
Olpak, özellikle günümüz jeopolitik olarak parçalanmış dünyasında Avrupa’nın rekabetçiliğinin, güncellenmiş bir **AB-Türkiye Gümrük Birliği** ile güçleneceğini vurguladı. İlanların doğrudan ülke liderlerine hitaben yayımlandığını ve seçilen yedi ülkenin stratejik önemine dikkat çekti. Olpak, şimdiden ülkelerden olumlu tepkiler aldıklarını ve **11 Mayıs Pazartesi** günü Belçika Kraliçesi **Mathilde**’nin katılımıyla gerçekleştirilecek olan Türkiye-Belçika İş Forumu’nun ana gündem maddelerinden birinin bu konu olacağını bildirdi.
DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı **Mehmet Ali Yalçındağ**, Türkiye ile AB arasındaki birlikteliğin mevcut küresel konjonktürde her iki taraf için de hayati önem taşıdığını ve Türkiye’nin AB’ye tam üyelik sürecinin ivedilikle başlatılması gerektiğini belirtti. Yalçındağ, Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğini sadece ekonomik bir işbirliği değil, stratejik bir zorunluluk olarak gördüklerini ve Avrupa’nın küresel rekabet gücünün; daha geniş bir vizyon geliştirme, hızlı hareket etme ve güçlü ortaklıklar kurma kapasitesine bağlı olacağını vurguladı. Türkiye’nin bu denklemin ayrılmaz bir parçası olduğunu ve çalışmalarını yoğunlaştırarak sürdüreceklerini ekledi.
Mektuplarda, Türk şirketlerinin Avrupa’nın değer zincirlerinin, sanayi ekosistemlerinin ve inovasyon ağlarının ayrılmaz bir parçası olduğu belirtilirken, Avrupa’nın gelecekteki refahının işbirliği, açıklık ve tüm kaynaklarının etkin kullanımıyla mümkün olacağı vurgulandı. Mektupta ayrıca yapay zeka ve yeşil dönüşüm gibi mega trendlerin yanı sıra, Avrasya’daki jeopolitik gelişmelerin Avrupa’nın güvenlik ve küresel ağırlığı üzerindeki etkilerine de dikkat çekildi. Türkiye’nin AB’nin gerçek bir küresel güç olma yolundaki ilerleyişine entegrasyonunun aciliyet kazandığına işaret edildi.
Türkiye ile AB ilişkilerinde bir paradigma değişiminin önerildiği mektupta, Türkiye’ye AB üyeliğine dair açık ve net bir perspektif sunulmasının stratejik berraklık ve karşılıklı güveni tesis edeceği ifade edildi. Güçlü, entegre ve küresel ölçekte etkili bir AB’nin dünyada istikrar için bir zorunluluk olduğu belirtilerek, “Avrupa ekonomisinin, rekabetçiliğinin ve stratejik otonomisinin ayrılmaz bir parçası olan Türkiye, AB’nin yeni ekonomik güvenlik ve savunma mimarisine tam anlamıyla entegre edilebilir.” denildi. Güncellenmiş bir **AB-Türkiye Gümrük Birliği**’nin, jeopolitik olarak parçalanmış bir dünyada Avrupa’nın rekabetçiliğini daha da güçlendireceği vurgulandı.
Türk şirketlerinin, Türkiye’de faaliyet gösteren AB şirketleriyle birlikte yatırımlar, inovasyon ve uzun vadeli ortaklıklar yoluyla daha güçlü, daha rekabetçi ve daha özgüvenli bir AB’ye katkıda bulunmaya hazır olduğu belirtilen mektupta, liderlerden ortak geleceği güvence altına alacak cesur adımlar atması beklendiği ifade edildi.
Finans Hattı Yorum:
DEİK’in bu stratejik hamlesi, Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir dönemin kapılarını aralama potansiyeli taşıyor. Özellikle “E6” ülkeleri ve Belçika gibi kilit oyunculara yönelik doğrudan ve etkili bir iletişim stratejisi benimsenmesi, Brüksel’deki karar alıcılar nezdinde farkındalık yaratma açısından önemli. Bu kampanya, Türkiye’nin sadece ekonomik bir partner değil, aynı zamanda jeopolitik ve stratejik bir zorunluluk olarak görülmesi gerektiği argümanını güçlendiriyor. Özellikle günümüzdeki küresel belirsizlik ortamında, Avrupa’nın kendi stratejik özerkliğini pekiştirmek adına Türkiye ile daha derin bir entegrasyon arayışına girebileceği öngörülebilir.
Piyasalar açısından bakıldığında, bu türden üst düzey diplomatik ve ekonomik girişimler, doğrudan bir finansal etki yaratmasa da, uzun vadede yatırımcı güvenini ve Türkiye’ye yönelik algıyı olumlu yönde etkileyebilir. İlişkilerin normalleşmesi ve daha stratejik bir boyuta taşınması, ticaret hacmini artırma, doğrudan yabancı yatırımları çekme ve AB fonlarından daha etkin yararlanma gibi alanlarda fırsatlar sunabilir. Ancak bu etkilerin realize olması, siyasi irade, somut adımlar ve karşılıklı güvenin yeniden tesis edilmesine bağlı olacaktır.
Yatırımcıların önümüzdeki dönemde DEİK’in bu kampanyasının uluslararası alanda ne kadar yankı bulduğunu ve AB ülkelerinden gelen resmi tepkileri yakından takip etmesi önerilir. Ayrıca, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik sürecindeki ilerlemeler ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesi gibi konuların gündemde tutulması, ekonomik ve finansal piyasalar üzerindeki potansiyel etkilerini daha net görmemizi sağlayacaktır. Teknik düzeyde ise, bu gelişmelere paralel olarak Borsa İstanbul’da işlem gören ve AB ile yoğun ticari ilişkileri olan şirketlerin hisse performansları izlenebilir.












