DOLAR, JEOPOLİTİK RİSKLERLE REKOR SEVİYELERE YAKLAŞTI
Küresel Gerilim Doları Ateşledi: Petrol Fiyatları ve Enflasyon Endişeleri Yükselişte
Haftanın ilk işlem gününde dolar, ABD ile İran arasındaki artan jeopolitik gerilim ve hafta sonu yaşanan karşılıklı saldırıların ardından küresel para birimleri karşısında belirgin bir güçlenme eğilimi gösterdi. Bu durum, küresel piyasalarda belirsizliği artırırken, özellikle enerji arzına yönelik endişeleri tetikleyerek petrol fiyatlarında önemli bir yükselişe neden oldu.
Jeopolitik gelişmelerin etkisiyle dolar, Japon Yeni karşısında %0,2 civarında bir değer kazanımıyla 162,075 Yen seviyesine tırmandı. Euro ise dolar karşısında hafif bir geri çekilme ile 1,1397 Dolar seviyesinden işlem görürken, Sterlin de 1,3374 Dolar’dan alıcı buldu. Benzer şekilde Avustralya Doları 0,6928 Dolar’a, Yeni Zelanda Doları ise 0,5757 Dolar’a gerileyerek dolar karşısında değer kaybetti. Türkiye’de ise Dolar/TL kuru haftaya 47 liranın hemen altında sınırlı bir artışla başladı. Euro/TL ise 53,69 seviyesinde işlem gördü.
Bu süreçte petrol fiyatlarındaki sert yükseliş dikkat çekiciydi. Brent petrolün varil fiyatı %4,1 gibi önemli bir artışla 79,11 Dolar’a ulaştı. Bu durum, enerji arz güvenliğine ilişkin kaygıları artırırken, küresel enflasyonist baskıların yeniden tırmanabileceğine dair endişeleri de beraberinde getirdi.
ABD Enflasyon Beklentileri ve Faiz Artırımı İhtimalleri
Küresel piyasa analistleri, jeopolitik tansiyonun artmasıyla birlikte doların güvenli liman olarak algılanan statüsünün daha da pekiştiğini belirtiyor. IG Piyasa Analisti Tony Sycamore’a göre, petrol fiyatlarındaki bu yükselişin devam etmesi durumunda enflasyonist baskıların artması ve merkez bankalarını faiz artırımı adımlarına yönlendirmesi bekleniyor. Nitekim, CME FedWatch verilerine göre, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yıl sonuna kadar iki veya daha fazla faiz artırımı yapma olasılığı %50,9‘a yükseldi. Bu oran, cuma günkü %47,6 seviyesinden kayda değer bir artış gösteriyor. Dolar Endeksi de bu gelişmelerle birlikte 101,13 seviyesine çıkarak 8 Temmuz’dan bu yana en yüksek seviyesini gördü.
Piyasaların Odağında ABD Enflasyon Verileri ve BOJ’un Büyüme Tahminleri Var
Önümüzdeki dönemde piyasaların gözü kulağı ABD’de açıklanacak olan haziran ayı enflasyon verilerinde (TÜFE ve ÜFE) olacak. Ayrıca, Fed Başkanı Jerome Powell’ın Temsilciler Meclisi ve Senato’daki sunumlarından alınacak mesajlar da faiz politikalarına ilişkin beklentileri şekillendirecek. Öte yandan, Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) da, zayıf Yen ve yapay zeka kaynaklı güçlü talebin maliyetleri artırması nedeniyle 2026 mali yılına ilişkin büyüme tahminini yukarı yönlü revize etmesi bekleniyor. Bu durum, küresel ekonomik görünümde önemli değişimlere işaret edebilir.
Küresel Gelişmeler ve Doların Gelecek Perspektifi
Capital Economics Asya Pasifik Piyasalar Başkanı Thomas Mathews, geçmişteki savaş dönemlerinde doların önemli kazançlar elde ettiğini hatırlatarak, mevcut durumun başlangıç noktasının farklı olduğunu vurguluyor. Doların zaten son dönemde önemli ölçüde güçlendiğini ve Fed beklentilerinin büyük ölçüde fiyatlandığını belirten Mathews, jeopolitik gerilimin daha da tırmanması halinde doların geçmişteki kadar agresif bir değer artışı göstermeyebileceği öngörüsünde bulunuyor. Bu durum, yatırımcıların doların gelecekteki seyrini değerlendirirken daha temkinli olmaları gerektiğini gösteriyor.
- Küresel jeopolitik gerilimlerin artması doları destekledi.
- Petrol fiyatlarındaki yükseliş enflasyon endişelerini artırdı.
- ABD’de faiz artırımı beklentileri güçlendi.
- Japonya Merkez Bankası’nın büyüme tahminlerini yükseltmesi bekleniyor.
Finans Hattı Yorum:
ABD ve İran arasındaki artan jeopolitik gerilim, küresel finans piyasalarında doların bir kez daha güvenli liman olarak öne çıkmasına neden oldu. Bu durum, özellikle gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı oluştururken, Türkiye gibi cari açığı olan ekonomiler için ek bir dış finansman maliyeti riski taşıyor. Petrol fiyatlarındaki artışın enflasyona olan yansıması, Merkez Bankası’nın döviz kuru üzerindeki mevcut baskıyı yönetme kabiliyetini de test edecektir. Bu noktada, döviz rezervlerinin durumu ve sıkı para politikası duruşunun sürdürülebilirliği önem kazanıyor.
Mevcut durumda dolar endeksindeki yükseliş ve Fed’in faiz artırımı beklentilerinin güçlenmesi, küresel likidite üzerinde sıkılaştırıcı bir etki yaratıyor. Borsa İstanbul özelinde ise, TL’deki değer kaybı ve yüksek petrol fiyatları, şirketlerin maliyet yapılarını ve karlılıklarını olumsuz etkileyebilir. Ancak ihracatçı firmalar için kur bazlı avantajlar söz konusu olabilir. Yatırımcı sentimendi, jeopolitik gelişmelerin seyrine ve ABD enflasyon verilerinin beklentilerden sapıp sapmamasına bağlı olarak dalgalı bir seyir izleyecektir. Teknik olarak doların ana trendinin yukarı yönlü olduğu ancak kısa vadede aşırı alım seviyelerine ulaşmış olabileceği gözlemleniyor.
Enflasyonist baskıların küresel ölçekte ve içeride artması, faiz ortamını daha uzun süre yüksek tutabilir. Yatırımcıların bu dönemde dikkat etmesi gereken ana risk faktörleri arasında, jeopolitik gerilimin daha da tırmanarak küresel bir krize dönüşme potansiyeli ve gelişmiş ülke merkez bankalarının enflasyonla mücadeledeki kararlılığının zayıflaması yer almaktadır. Ayrıca, Türkiye özelinde kurdaki oynaklığın şirket bilançolarına ve genel ekonomik aktiviteye olumsuz yansımaları yakından takip edilmelidir. Bu nedenle, portföy çeşitlendirmesi ve risk yönetimi, mevcut piyasa koşullarında her zamankinden daha kritik önem taşımaktadır.












