ELEKTRİKLİ OTOMOBİL SAYISI YÜZDE 84.7 ARTTI
Türkiye’de Elektrikli Araçlara İlgi Patladı: Togg Etkisi ve Şarj Ağı Genişlemesi Talebi Katladı
Nisan ayı itibarıyla Türkiye’de trafiğe kayıtlı elektrikli otomobil sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre %84,7‘lik dikkat çekici bir artışla 423.793‘e ulaştı. Bu yükseliş, hem artan çevre bilinci hem de altyapısal gelişmelerin bir yansıması olarak öne çıkıyor.
Nisan ayı verilerine göre, Türkiye’deki toplam otomobil sayısı 17.069.809 olarak kaydedildi. Düşük karbon salımı, enerji verimliliği ve sessiz çalışma gibi avantajlarıyla bilinen elektrikli araçlara olan talep, yaygınlaşan şarj istasyonları ağı ile ivme kazandı. Özellikle yerli otomobil Togg’un piyasaya sürülmesi de bu artış trendinde önemli bir faktör olarak değerlendiriliyor.
Elektrikli otomobil kullanımındaki büyüme grafiği gözle görülür durumda. 2015’te yalnızca 565 adet olan elektrikli otomobil sayısı, 2024 itibarıyla 183.776’ya ulaşırken, 2025’te bu sayının 370.591’e çıkması bekleniyordu. Geçen yılın nisan ayında 229.397 olan bu rakam, bu yıl aynı dönemde 423.793‘e fırladı. Elektrikli otomobillerin toplam otomobil parkındaki payı ise şu an için %2,4 seviyesinde bulunuyor.
Hibrit otomobiller de benzer bir yükseliş trendi sergiliyor. 2011’de sadece 23 adetle başlayan hibrit araç kaydı, 2019’da 13.877’ye, 2023 sonunda 222.328’e ulaştı. 2024’te 391.296’ya yükselen hibrit otomobil sayısı, nisan ayı itibarıyla 800.402‘ye ulaştı. Hibrit araçların toplam otomobil parkındaki payı da %4 seviyesinden %4,5‘e yükselmiş durumda.
| Segment | Nisan 2023 | Nisan 2024 | Değişim (%) | Toplam Park İçindeki Pay (%) |
| Elektrikli Otomobil | 229.397 | 423.793 | 84,7 | 2,4 |
| Hibrit Otomobil | – | 800.402 | – | 4,5 |
- Elektrikli otomobil sayısı nisan ayında yıllık bazda %84,7 artış gösterdi.
- Türkiye’deki toplam elektrikli otomobil sayısı 423.793‘e ulaştı.
- Hibrit otomobil sayısı da önemli bir artış kaydederek 800.402‘ye çıktı.
Finans Hattı Yorum:
Elektrikli ve hibrit otomobil pazarındaki bu hızlı büyüme, Türkiye’nin küresel otomotiv trendlerine ne kadar hızla adapte olduğunu gösteriyor. Togg’un piyasaya girişiyle artan yerli üretim algısı ve devletin sunduğu teşvikler (vergi indirimleri, şarj istasyonu yatırımları gibi) bu ivmeyi daha da güçlendiriyor. Elektrikli araçların toplam araç parkı içindeki payının henüz düşük olması, önümüzdeki yıllarda bu segmentte katlanarak artacak bir potansiyel olduğunu işaret ediyor. Sektördeki bu değişim, otomotiv ana ve yan sanayi üreticileri için de yeni yatırım ve Ar-Ge alanları yaratacaktır.
Yatırımcılar açısından bakıldığında, bu veriler otomotiv sektörüne yönelik beklentileri olumlu etkileyecektir. Elektrikli araç üreticileri, batarya teknolojileri, şarj istasyonu operatörleri ve bu alana yönelik hizmet sunan şirketler için cazip fırsatlar doğurabilir. Teknik olarak, otomotiv sektöründeki şirketlerin hisse performansları incelenirken, elektrikli araçlara yönelik üretim kapasiteleri ve stratejileri ön plana çıkacaktır. PD/DD oranları ve FK oranları sektör ortalaması ile karşılaştırılarak potansiyel yatırım fırsatları değerlendirilebilir.
Ancak, bu hızlı büyüme sürecinde bazı risk faktörlerini de göz ardı etmemek gerekir. En önemli risklerden biri, şarj altyapısının yeterli hızda genişleyememesi durumunda talebin karşılanmasında yaşanacak zorluklardır. Ayrıca, küresel tedarik zincirindeki olası aksamalar, özellikle batarya hammaddeleri (lityum, kobalt vb.) üzerindeki fiyat dalgalanmaları, elektrikli araç üretim maliyetlerini ve dolayısıyla fiyatlarını doğrudan etkileyebilir. Yatırımcıların, şirketlerin bu tedarik zinciri risklerini ne kadar iyi yönettiğini yakından takip etmesi önemlidir.












