Fitch: Türkiye Leasing ve Faktoring Sektörleri 2026-2027’de Zorlanacak
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye’deki finansal kiralama (leasing) ve faktoring şirketlerinin önümüzdeki iki yıl içinde artan aktif kalitesi riskleri ve daralan kâr marjlarıyla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu. Bu öngörü, küresel ekonomik yavaşlama, süregelen yüksek enflasyon ve fonlama maliyetlerindeki artış gibi faktörlerin sektörel dinamikler üzerindeki etkilerini yansıtıyor.
Fitch’in Avrupa, Ortadoğu ve Afrika (EMEA) bölgesindeki gelişmekte olan Avrupa finansman ve kiralama şirketlerine yönelik sektör görünümünü haziran ayında “kötüleşen” olarak revize etmesi, Türkiye özelindeki bu beklentilerin de bir göstergesi. Rapor, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerden (KOBİ) kaynaklanan aktif kalitesi baskılarının altını çiziyor.
Piyasa Dalgalanmalarının Dolaylı Etkileri ve Fonlama Maliyetleri
Türkiye’de yaşanan son piyasa dalgalanmalarının finansal kiralama ve faktoring sektörleri üzerindeki doğrudan etkilerinin Fitch’e göre sınırlı kaldığı belirtildi. Finansal kiralama şirketlerinin genellikle piyasa dalgalanmalarına karşı daha az maruz kaldığı, sınırlı menkul kıymet portföylerine sahip olduğu ve istikrarlı fonlama kanallarını kullandığı ifade edildi. Banka iştiraki olan faktoring şirketleri de hissedar desteği ve güçlü fonlama kaynaklarından faydalanıyor.
Ancak, Fitch, piyasalardaki stresin etkilenen borçlular aracılığıyla dolaylı yoldan aktif kalitesini olumsuz etkileyebileceği konusunda uyarıyor. Türk Lirası faizlerindeki artış eğilimi ve kredi temerrüt takası (CDS) primlerindeki yükselişin, şirketlerin fonlama maliyetlerini artırarak kârlılıklarını baskılayabileceği öngörülüyor.
Finansal Kiralama Sektöründe Büyüme ve Riskler
Türkiye’de finansal kiralama sektörünün yeni iş hacmi, 2026 yılının ilk yarısında dolar bazında bir önceki yıla göre %48 gibi dikkat çekici bir artış gösterdi. Bu büyümenin yaklaşık %38‘lik kısmının “sat ve geri kirala” işlemlerinden kaynaklanması, Fitch’e göre yatırımdan ziyade işletme sermayesi talebinin gücünü gösteriyor. Ancak Fitch, bu tür işlemlerin ticari gayrimenkul değerlemeleri ve varlıkların kalıntı değerlerine ilişkin riskleri artırabileceği konusunda uyarıyor.
Sektördeki takipteki kredi oranı %1,9‘a gerilese de, Fitch’in 2026 ve 2027 sonlarında bu oranın kademeli olarak artmasını beklediği belirtildi. Sektörün ortalama özkaynak kârlılığının %30 seviyesinde seyretmesi olumlu bir tablo çizse de, temel faaliyet marjlarının daralma potansiyeli taşıdığı ifade ediliyor. Finansal kaldıraç oranının 3,8‘den 4,9‘a yükselmesi de dikkatle izlenmesi gereken bir diğer gelişme.
Faktoring Sektöründe İşlem Hacmi Artışı ve Kârlılık Baskısı
Faktoring sektöründe ise işlem hacmi, 2026 yılının ilk yarısında bir önceki yıla göre %33 artarak 1,1 trilyon TL‘ye ulaştı. Fitch, sektörün yılsonu büyüme beklentisinin %32 olduğunu ve bu rakamın reel olarak enflasyonla büyük ölçüde paralel seyrettiğini belirtiyor. Bu durum, işlem hacmindeki nominal artışın reel bir büyümeyi tam olarak yansıtmadığına işaret ediyor.
Faktoring sektöründe takipteki kredi oranı %2,3 seviyesinde seyrederken, yeni sorunlu kredilerin ve değer düşüklüğü karşılıklarının yüksek kalma eğilimini sürdürdüğü gözlemleniyor. Sektörün ortalama aktif kârlılığında ise 2025’teki %8,1‘den %6,4‘e doğru bir gerileme yaşandığı rapor ediliyor. Finansal kaldıraç oranının 4,1 seviyesine yükselmiş olması, sektörün finansal yapısını ilgilendiren önemli bir gösterge olarak öne çıkıyor.
Bu gelişmeler ışığında, finansal kiralama ve faktoring sektörlerindeki şirketlerin, operasyonel verimliliklerini artırmaları ve risk yönetimi stratejilerini güçlendirmeleri önem kazanıyor. Sektördeki güncel gelişmeler ve şirket haberleri için Güncel Şirket Haberleri sayfamızı takip edebilirsiniz.
Finans Hattı Yorum:
Fitch’in Türkiye’deki finansal kiralama ve faktoring sektörlerine yönelik uyarıları, makroekonomik zorlukların finans sektörünün alt kırılımları üzerindeki etkisini net bir şekilde ortaya koyuyor. Küresel ekonomik yavaşlama ve yerel enflasyonist baskılar, fonlama maliyetlerini artırarak sektörlerin kâr marjlarını daraltma potansiyeli taşıyor. Bu durum, özellikle KOBİ’lere hizmet veren bu kuruluşlar için aktif kalitesinde bozulma riskini beraberinde getiriyor.
Sektörlerdeki işlem hacimlerindeki nominal artışlar, reel büyümenin sınırlı kaldığı bir ortamda, enflasyonist etkileri ve işletme sermayesi talebinin sürekliliğini vurguluyor. “Sat ve geri kirala” gibi işlemlerin öne çıkması, yatırım finansmanından çok likidite ihtiyacına işaret ederken, bu tür işlemlerdeki risklerin de göz ardı edilmemesi gerekiyor. Yatırımcılar açısından, sektördeki bu risklerin bilanço ve gelir tabloları üzerindeki uzun vadeli etkileri yakından izlenmelidir.
Önümüzdeki dönemde, finansal kiralama ve faktoring şirketlerinin bilançolarını güçlü tutmaları, kredi risklerini etkin bir şekilde yönetmeleri ve operasyonel verimliliklerini artırmaları kritik önem taşıyor. Faiz oranlarındaki olası değişimler, döviz kurlarındaki hareketler ve genel ekonomik aktivitedeki seyrin, sektörlerin performansını doğrudan etkileyeceği öngörülüyor. Bu nedenle, şirketlerin stres senaryolarına karşı dayanıklılıklarını artırmaları ve stratejik risk yönetimi mekanizmalarını güçlendirmeleri tavsiye ediliyor.
















