Trump’ın “İran Çıkmazı” ve ABD Enflasyonunda Beklenmedik Bahar: BİST100 Kritik Kavşakta
Küresel piyasalar, jeopolitik risklerin zirve yaptığı, buna karşın makroekonomik verilerin “faiz indirimi” umutlarını yeşerttiği son derece kompleks bir haber akışıyla güne başlıyor. Borsa İstanbul BİST100 endeksi, Salı günü sergilediği %0,09’luk kayıpla 14.079 seviyesine gerileyerek 12 Haziran’dan bu yana en düşük kapanışını gerçekleştirdi. Piyasadaki kararsızlığın ve yüksek stresin en somut göstergesi ise, işlem hacminin 176,6 milyar TL ile son dönemin en yüksek seviyelerinden birine ulaşması oldu.
Jeopolitik cephede ABD ile İran arasındaki gerilim kontrolsüz bir evreye girdi. ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın enerji tesislerini ve stratejik köprülerini hedef alan yedi saatlik bir hava operasyonunu teyit ederken; Tahran yönetimi, İslamabad Mutabakatı’nın artık fiilen geçerliliğini yitirdiğini duyurarak rest çekti. Öte yandan Trump, Irak ile yapılacak petrol ortaklıkları ve Hürmüz Boğazı geçiş ücreti yerine Körfez ülkelerinden gelecek yatırımlara odaklandıklarını belirterek yeni bir enerji diplomasisi başlattı. Makro tarafta ise ABD Haziran ayı TÜFE verisi %3,5 ile beklentilerin altında kalarak piyasaya nefes aldırırken; Çin’in %4,3 seviyesinde kalan ikinci çeyrek büyümesi küresel talep görünümü üzerinde kara bulutlar oluşturmaya devam ediyor.
Finans Hattı Yorum:
Piyasalarda şu an tam bir “sentimantel kutuplaşma” yaşanıyor. Bir yanda ABD enflasyonunun beklenenden daha hızlı soğuması (TÜFE’nin %3,5’e gerilemesi), Fed Başkanı Warsh’un “rejim değişikliği” vurgusuyla birleşince, teorik olarak küresel likidite koşullarının yumuşaması beklenirdi. Ancak jeopolitik risklerin “fiili saldırı” boyutuna geçmesi, bu makro iyimserliğin önüne devasa bir risk barajı kurmuş durumda. Trump’ın İran’a yönelik operasyonel açıklamaları, petrol fiyatları üzerindeki “jeopolitik risk primini” kalıcı hale getirirken; bu durum dezenflasyon sürecinin sürdürülebilirliğini tehdit eden en büyük unsurdur.
Çin ekonomisindeki %4,3’lük yavaşlama, küresel sanayi ve emtia piyasaları için bir “erken uyarı” sinyalidir. 2022’den bu yana kaydedilen bu en düşük büyüme hızı, özellikle Türkiye gibi ihracatçı ve emtia duyarlılığı yüksek piyasalar için “talep daralması” riskini beraberinde getirmektedir. Aselsan, Erdemir ve İsdemir gibi sanayi devlerinin İSO 500’deki yükselişi yerel gücü temsil etse de; küresel büyüme motoru olan Çin’deki bu tekleme, önümüzdeki çeyreklerde kâr marjlarını baskılayabilir.
İç piyasada BİST100’ün 14.000 puan sınırındaki tutunma çabası, bugün açıklanacak olan Fitch ve önümüzdeki hafta beklenen Moody’s raporları öncesinde bir “bekle-gör” stratejisine dönüştü. Türkiye’nin risk primindeki (CDS) oynaklık, kamu bankalarının 6 milyar dolarlık kur müdahalesiyle sınırlanmış görünse de; mutlak butlan kaynaklı siyasi belirsizliklerin yargı tarafındaki seyri yatırımcının elini titretmeye devam ediyor.
Finans Hattı olarak analizimiz; piyasanın kısa vadede Trump’ın bugün yapacağı ulusa sesleniş konuşmasındaki tonlamaya göre yön bulacağıdır. Eğer “enerji ablukası” söylemi yumuşamazsa, doların (DXY) güvenli liman arayışıyla küresel çapta güçlenmesi ve gelişmekte olan piyasalardan (EM) sermaye çıkışlarının hızlanması kaçınılmaz olacaktır. Teknik olarak endekste 13.800 ana desteği bir “son kale” niteliğindedir. Yatırımcıların bu süreçte nakit rasyolarını %40-50 bandında tutarak, Fitch’in (17 Temmuz) “not veya görünüm” artırımı olasılığını bir pozisyon artırma tetikleyicisi olarak beklemeleri en rasyonel strateji olacaktır. Özetle; piyasa şu an veriye dayalı bir bahar rüzgarı ile manşete dayalı bir fırtına arasında karar anını beklemektedir.











