THYAO’NUN KIŞ GÜNLERİNDE YÜKSELİŞİ: KRİZ YÖNETİMİ Mİ, SEZONSAL PATLAMAY MI?
Enerji Krizi ve Jeopolitik Gerilimlerin Hisseler Üzerindeki Etkisi
20 Temmuz Pazartesi günü, Borsa İstanbul’da işlem gören şirketlerin piyasa dinamikleri ve stratejik hamleleri, küresel ekonomik gelişmelerle paralel olarak yakından takip edildi. Özellikle küresel teknoloji piyasasındaki satış baskısı ve Orta Doğu’daki enerji krizi endişeleri, yatırımcıların portföylerini yeniden gözden geçirmesine neden oldu. Bu gelişmeler ışığında, analistler piyasa üzerindeki olası etkileri değerlendirirken, şirketlerin bu tür zorlu koşullara nasıl adapte olduğuna dair analizler önem kazandı.
Küresel piyasalarda, Çinli yapay zeka şirketi Moonshot’un geliştirdiği Kimi K3 modelinin lansmanı sonrasında teknoloji hisselerinde belirgin bir satış baskısı gözlemlendi. Açık kaynaklı en büyük yapay zeka modellerinden biri olarak kabul edilen Kimi K3’ün ilk değerlendirmeleri, modelin zeki ancak yavaş olduğu yönünde bir izlenim bıraktı. Bu durum, yarı iletken sektöründe yaklaşık üç haftadır devam eden düşüşü derinleştirerek, bu hisselerin tepe noktalarına göre yaklaşık %20 kaybetmesine ve ayı piyasası eşiğine gelmesine yol açtı. Intel, Micron, Samsung, Sandisk ve SK Hynix gibi hafıza kartı ve çip üreticileri, bu satış dalgasında öncü konumda yer aldı. Beş trilyon dolar piyasa değerini aşan ilk ve tek şirket unvanına sahip Nvidia’nın da yarı iletkenlerdeki sert düşüşler sonrası dünyanın en değerli şirketi unvanını Apple’a kaptırma riski belirdi.
Öte yandan, ABD ve İran arasındaki artan gerilim ve çatışmaların geniş bir coğrafyaya yayılma potansiyeli, küresel risk iştahını olumsuz etkileyen bir diğer önemli gelişme olarak öne çıktı. Füze rampaları ve radarlarla başlayan ABD saldırılarının köprüler, demiryolları ve limanlara yayılması, ayrıca İran’ın Kuveyt ve Umman’daki ABD üslerine yönelik saldırılarının Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’a sıçraması, Orta Doğu’daki tansiyonu yükseltti. Bu gelişmeler sonucunda Brent petrol fiyatları, Temmuz başından bu yana %26’lık bir artışla 90 doları aşarak yeniden boğa piyasasına girdi. Şiddetli bir savaş senaryosunda, petrol fiyatlarının 100 doları aşması bekleniyor. Tarihsel olarak, Mart-Nisan döneminde ABD ile İran arasında yaşanan tam ölçekli savaş sırasında Brent petrol fiyatları 120 dolar seviyelerini zorlamıştı.
Borsa İstanbul’un Küresel Dalgalanmalara Karşı Direnci ve Sektörel Ayrışmalar
Küresel satış dalgasına rağmen Borsa İstanbul’un göreceli olarak dirençli bir seyir izlemesi dikkat çekiciydi. Ancak, tahvil getirilerindeki yaklaşık 700 baz puanlık yükseliş ve banka hisselerindeki %23’lük gerileme, Ortadoğu’daki savaşın en çok etkilediği varlık grupları arasında yer aldı. Türk Hava Yolları (THYAO) dışındaki havacılık hisseleri de satış baskısından nasibini aldı. Savaş dönemlerinde güçlenen demir-çelik, savunma, petrokimya ve rafineri gibi sektörler ise pozitif bir ayrışma gösterdi. Yılın ilk iki ayındaki güçlü kazançlarına karşın MSCI Türkiye endeksi, sene başından beri %15’lik bir getiri ile Çin dışındaki gelişmekte olan ülkelerin ortalama %26’lık getirilerinin gerisinde kaldı. Türkiye üzerindeki yapay zeka temalı küresel satışların etkisi sınırlı kalırken, net enerji ithalatçısı konumunda olması ve coğrafi yakınlığı nedeniyle Orta Doğu’daki savaşın olumsuz etkileri daha belirgin hissediliyor.
Uzun sürecek ve galibi belirsiz bir savaş senaryosunda, Brent petrol fiyatlarının 100 doları aşması hem Türkiye’nin dış dengesini hem de dezenflasyon programını olumsuz etkileyecektir. Bu durumda Türk lirası cinsi tahviller, bankacılık ve havacılık hisseleri satış baskısı altında kalmaya devam edecektir. Buna karşılık, demir-çelik, savunma, petrokimya ve rafineri gibi sektörler pozitif performansını sürdürecektir. Ankara’nın kısa süreli bir savaşa yönelik stratejileri daha temkinli olurken, uzun süreli bir savaş senaryosunda ekonomik programın parametrelerinin daha genişletici maliye politikası ve daha az sıkı para politikası ile güncellenmesi gündeme gelebilir.
Dünya piyasalarındaki genel seyir, Borsa İstanbul’da yatay-negatif bir açılışa işaret etse de, Cuma günkü güçlü satış momentumunun bugünkü işlemlere de yansıma potansiyeli bulunuyor. Petrol fiyatlarındaki yükselişin devam etmesi, banka ve havacılık hisselerindeki baskının sürmesine neden olacaktır. Jeopolitik risklerden beslenen Petkim ve Tüpraş gibi hisseler ise pozitif ayrışmaya devam edebilir. İkinci çeyrek karları açısından Albaraka, TSKB, AGESA gibi sektörlerden olumlu beklentiler gelirken, Aksigorta, Ford ve Pegasus gibi şirketlerde negatif bir ayrışma öngörülüyor. Güncel olarak endeks için 13.950 ve 14.050 seviyeleri destek ve direnç olarak takip ediliyor. Endeksin 13.900 seviyesinin altına sarkması durumunda satışların sertleşebileceği öngörülüyor. Teknik olarak hareketlenmesi beklenen hisseler arasında Aksa Enerji ve Tüpraş öne çıkıyor. Bu dinamik ortamda, Halka Arz Haberleri ve şirketlerin kar beklentileri yatırımcıların radarında olacaktır.
Finans Hattı Yorum:
Orta Doğu’daki jeopolitik risklerin tırmanması ve küresel teknoloji sektöründeki satış dalgasının birleşimi, piyasalar üzerinde çift yönlü bir baskı oluşturmaktadır. Özellikle petrol fiyatlarındaki sert yükseliş, enflasyonist baskıları artırarak ve dış ticaret dengesini bozarak Türkiye ekonomisi üzerinde dolaylı ancak önemli etkiler yaratma potansiyeli taşımaktadır. Bu durum, makroekonomik göstergeler üzerindeki belirsizliği artırırken, yatırımcıların riskten kaçış eğilimini güçlendirebilir. Sektörel bazda ise, enerji ve savunma gibi alanların göreceli olarak daha dirençli kalması beklenirken, ithalata bağımlı ve küresel talep hassasiyeti yüksek sektörler daha fazla baskı altında kalabilir.
Mevcut piyasa koşullarında yatırımcı duyarlılığı, belirsizlik ve jeopolitik riskler etrafında şekillenmektedir. Borsa İstanbul’da endeks bazında 13.900 seviyesinin altındaki kapanışlar, kısa vadeli görünümde satışları hızlandırabilecek kritik bir eşik olarak görülüyor. Bu seviyenin korunması, piyasalarda bir miktar nefes aldırabilir ve yatırımcıların temel analizlere daha fazla odaklanmasını sağlayabilir. Mevcut F/K (Fiyat/Kazanç) ve PD/DD (Piyasa Değeri/Defter Değeri) oranları, bazı sektörlerde hala cazip seviyelerde bulunsa da, genel makroekonomik ve jeopolitik riskler bu değerlemelerin tam olarak fiyatlanmasını engelleyebilir.
Yatırımcılar açısından en önemli risk faktörü, Orta Doğu’daki çatışmaların daha geniş bir alana yayılması ve petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü ivmenin kalıcılık kazanmasıdır. Bu senaryo, hem enflasyonist baskıları hem de cari açık riskini artırarak TL üzerindeki baskıyı yoğunlaştırabilir. Ayrıca, küresel teknoloji sektöründeki düzeltmenin derinleşmesi ve Türkiye’deki teknoloji odaklı hisseler üzerindeki etkileri de dikkatle izlenmelidir. Bu nedenle, yatırımcıların portföylerini çeşitlendirmesi ve risk iştahlarına uygun, savunmacı sektörlere yönelmesi akıllıca bir strateji olacaktır.












