Mart Ayında İngiltere Ekonomisi Daralma Yerine Büyüme Kaydetti
Birleşik Krallık’ta yayınlanan resmi verilere göre, Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimin etkisinin belirginleştiği mart ayında ekonomi, piyasa beklentilerinin üzerinde bir performans sergileyerek %0,3 oranında büyüdü. Ekonomistler, mart ayında %0,2‘lik bir daralma öngörüyordu.
Birleşik Krallık Ulusal İstatistik Ofisi (ONS) tarafından açıklanan verilere göre, şubat ayı büyüme rakamı %0,5‘ten %0,4‘e, ocak ayı verisi ise %0,1‘den %0‘a revize edildi. 2026 yılının ilk çeyreğinde toplam büyüme oranı %0,6 olarak kaydedildi. Bu oran, 2025 yılının son çeyreğindeki %0,1‘lik büyümenin üzerinde bir ivme gösteriyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim ve enerji fiyatlarındaki artışa rağmen, ekonomik faaliyetlerin öngörülenden daha az etkilendiği gözlemlendi. Artan akaryakıt ve doğal gaz maliyetleri mart ayında işletme ve tüketici harcamaları üzerinde baskı oluştururken, güncel veriler İngiltere ekonomisinin genelinde ivmenin korunduğuna işaret etti. Satın alma yöneticileri endeksi (PMI) verileri de nisan ayında imalat üretimi ve hizmet sektörü çıktılarındaki artışla iş dünyasındaki hareketliliğin devam ettiğini doğruladı.
Sektörel bazda bakıldığında, imalat sanayi üretimi ve hizmetler grubunun büyümedeki ana taşıyıcılar olduğu görüldü. ONS raporuna göre, sanayi kollarındaki üretim hacmi şubat ayındaki ivmesini mart dönemine de taşıdı. İşletmelerin enerji arzındaki olası aksamalara karşı stoklama eğilimine girmesi, üretim rakamlarını destekleyen unsurlar arasında yer aldı.
Ancak, Milli Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü uzmanları, enerji şokunun etkilerinin henüz tam olarak verilere yansımamış olabileceği konusunda uyarıda bulundu. Girdi fiyatlarındaki enflasyonun keskin artışı ve iş ilanlarındaki düşüş, talep koşullarının önümüzdeki dönemde yumuşayabileceğine dair sinyaller veriyor. Şirketlerin yatırım iştahındaki değişim, yılın ikinci çeyreğine ilişkin beklentileri şekillendirecek.
İngiltere Merkez Bankası (BoE), Orta Doğu kaynaklı jeopolitik risklerin enflasyon üzerindeki etkilerini yakından izlemeye devam ediyor. Mart ayında enflasyon oranı, akaryakıt fiyatlarındaki son üç yılın en büyük yükselişiyle birlikte %3‘ten %3,3‘e ulaştı. Banka yetkilileri, enerji arz şokunun gelir artışını yavaşlatabileceği ve tedarik zincirlerini bozabileceği ihtimali üzerinde duruyor.
Yüksek enflasyonun kalıcı hale gelmesi durumunda, önümüzdeki aylarda faiz oranlarının artırılabileceğine dair öngörüler güçlendi. Banka araştırmacıları, enerji maliyetlerindeki artışın GSYH büyümesi üzerinde baskı oluşturabileceğini belirtti. Mart ayı verileri İngiltere ekonomisi için dirençli bir tablo çizse de, yüksek maliyet yapısı ve sıkı para politikası beklentilerinin uzun vadeli büyüme trendini belirleyeceği öngörülüyor.
- Mart ayında GSYH beklentilerin üzerinde %0,3 arttı.
- 2026’nın ilk çeyreğinde toplam büyüme %0,6 olarak gerçekleşti.
- Enflasyon mart ayında %3,3‘e yükseldi.
Finans Hattı Yorum:
İngiltere ekonomisinin mart ayında beklentilerin üzerinde büyüme kaydetmesi, küresel jeopolitik risklere ve artan enerji maliyetlerine karşı şaşırtıcı bir direnç gösterdiğini ortaya koyuyor. Özellikle imalat ve hizmet sektörlerindeki toparlanma, ekonominin lokomotif güçleri olmaya devam ettiğini gösteriyor. Ancak, bu büyümenin sürdürülebilirliği, enerji maliyetlerinin gelecekteki seyri ve potansiyel enflasyonist baskılara karşı alınacak önlemlere bağlı olacaktır.
Piyasalar açısından bakıldığında, bu veriler İngiltere Merkez Bankası’nın faiz politikası konusunda ikilemde kalmasına neden olabilir. Bir yandan ekonomik aktivitenin canlılığı, faiz indirimleri için henüz erken olduğu sinyalini verirken, diğer yandan artan enflasyonist baskılar ve enerji şoku riskleri sıkı para politikası beklentilerini güçlendiriyor. Yatırımcı duyarlılığı, önümüzdeki dönemde enflasyon verileri ve Merkez Bankası’nın söylemleri etrafında şekillenecektir.
Önümüzdeki haftalarda, hanehalkı harcamalarındaki eğilimler, PMI verilerindeki nisan ayı gerçekleşmeleri ve enflasyonun seyrine dair güncellemeler yakından takip edilmelidir. Ayrıca, şirketlerin yatırım kararları ve enerji arzındaki potansiyel dalgalanmalar, ikinci çeyrek büyüme beklentileri açısından kritik öneme sahip olacaktır. Belirli direnç seviyeleri ve kırılma noktaları, piyasa oyuncuları için önemli göstergeler olacaktır.









