BM Güvenlik Konseyi’nin yaptırımların kaldırılmasını reddetmesinin ardından Tahran, Avrupa Üçlüsü’nü suçlayarak nükleer denetimlere kapıyı kapattı. Bu hamle, küresel petrol piyasaları ve jeopolitik riskleri artırıyor.
İran, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) kendisine yönelik yaptırımların kaldırılmasını öngören karar tasarısının reddedilmesinin ardından, nükleer programını denetleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile işbirliğini askıya aldığını duyurdu. İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi, bu karardan İngiltere, Fransa ve Almanya’dan oluşan “Avrupa Üçlüsü”nü (E3) sorumlu tuttu.
Nükleer Krizde Yeni Perde
| Kategori | Detay |
| Kararı Alan | İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi |
| Alınan Karar | Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile işbirliğinin askıya alınması. |
| Gerekçe | BMGK’da yaptırımların kaldırılmasının reddedilmesi ve E3 ülkelerinin tutumu. |
| Önceki Gelişme | BMGK, İran’a yaptırımların kalıcı olarak kaldırılmasını öngören karar tasarısını reddetmişti. |
| Potansiyel Sonuç | İran’ın nükleer programı üzerindeki uluslararası denetimin tamamen ortadan kalkması. |
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan başkanlığında toplanan Konsey’den yapılan açıklamada, İran’ın barış ve istikrar için işbirliğini artırma politikasını sürdüreceği ancak mevcut koşullarda UAEA ile işbirliğinin devam edemeyeceği belirtildi. Açıklamada, “İran Dışişleri Bakanlığı’nın UAEA ile yürüttüğü temaslar ve sunduğu çözüm önerilerine rağmen, İngiltere, Fransa ve Almanya’dan oluşan “Avrupa Üçlüsü” (E3) ülkelerinin tutumu nedeniyle Ajans’la işbirliği askıya alınacaktır,” denildi.
BMGK’da Yaptırımlara Devam Kararı Fitili Ateşledi
Bu radikal kararın fitilini, BMGK’da dün yapılan oylama ateşledi. E3 ülkelerinin başlattığı süreç sonunda oylanan ve İran’a yönelik yaptırımların kalıcı olarak kaldırılmasını öngören karar tasarısı, 9’a karşı 4 oyla reddedilmişti. Oylamada Çin ve Rusya tasarıya destek verirken, ABD, İngiltere ve Fransa ret oyu kullanan ülkeler arasında yer almıştı.
Bu, İran’ın son aylarda UAEA ile ilişkilerinde yaşadığı ikinci büyük kırılma oldu. İran Meclisi, 25 Haziran’da da benzer bir kararla işbirliğini askıya almış, ancak 9 Eylül’de Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Başkanı Grossi arasında yapılan görüşme sonrası denetimlerin yeniden başlaması için bir anlaşmaya varılmıştı. Son gelişmelerle bu anlaşma da rafa kalkmış oldu.
Finans Hattı Yorumu:
İran’ın UAEA ile işbirliğini askıya alması, Orta Doğu’da jeopolitik termometrenin yeniden kaynama noktasına yükseldiğinin en net işaretidir. Bu, sadece diplomatik bir restleşme değil, aynı zamanda küresel finans piyasaları için ciddi sonuçlar doğurabilecek, son derece riskli bir adımdır.
Bu kararın piyasalar üzerindeki potansiyel etkileri şunlardır:
Petrol Fiyatlarında “İran Primi” Geri Dönüyor: İran’ın nükleer programının uluslararası denetimden tamamen çıkması, Tahran’ın nükleer silah elde etmeye bir adım daha yaklaştığı endişelerini artıracaktır. Bu durum, başta İsrail olmak üzere bölgesel aktörlerle İran arasında bir askeri çatışma riskini yükseltir. Piyasalar, bu riski doğrudan Brent petrol fiyatlarına bir “İran riski primi” ekleyerek fiyatlayacaktır. Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim, petrol sevkiyat güvenliğini tehdit ederek fiyatları daha da yukarı itebilir.
Güvenli Limanlara Kaçış: Artan jeopolitik risk, yatırımcıları hisse senedi gibi riskli varlıklardan uzaklaştırıp, altın ve ABD doları gibi daha güvenli limanlara yöneltebilir. Bu durum, küresel borsalarda satış baskısı yaratabilir.
Enflasyonla Mücadeleye Darbe: Petrol fiyatlarındaki olası bir sıçrama, küresel çapta enflasyonla mücadele eden merkez bankalarının işini daha da zorlaştıracaktır. Yüksek enerji maliyetleri, faiz indirim döngülerinin ertelenmesine veya daha yavaş ilerlemesine neden olabilir.
Sonuç olarak, Tahran’ın bu adımı, nükleer müzakere masasını devirerek oyunu daha tehlikeli bir sahaya taşıyor. Bu, “snapback” mekanizmasıyla BM yaptırımlarının geri dönme ihtimalini neredeyse kesinleştirirken, bölgede askeri bir tırmanış riskini de beraberinde getiriyor. Piyasalar, bu gelişmeyi Orta Doğu kaynaklı en önemli jeopolitik risk faktörü olarak fiyatlamaya başlayacaktır.










