İstanbul’da Yaşlılıkta Çarpıcı Eşitsizlikler Ortaya Kondu
İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) “İstanbul’da Yaşlılıkta İyilik Hali” araştırması, kentteki 65 yaş ve üzeri nüfusun karşılaştığı sosyoekonomik zorlukları ve sağlık algısındaki derin farklılıkları gözler önüne serdi. Toplam 752 kişiyle yapılan anket, özellikle gelir düzeyi ile sağlık durumunun değerlendirilmesi arasındaki belirgin uçurumu vurguladı.
Sağlık Algısı Gelire Göre Değişiyor
Araştırmaya katılan yaş almış bireylerin yalnızca %35,6‘sı genel sağlık durumunu “iyi” olarak tanımlıyor. Ancak bu oran, gelir seviyesi yükseldikçe dikkat çekici bir artış göstererek üst gelir grubunda %62,7‘ye ulaşıyor. Buna karşılık, alt gelir grubunda ise bu oran sadece %17,1 olarak kaydedildi. Bu sonuç, sosyoekonomik statünün yaşlıların sağlık algısı üzerindeki doğrudan etkisini ortaya koyuyor.
Ekonomik Zorluklar Günlük Hayatı Sınırlıyor
Araştırmanın bulguları, yaşlı nüfusun önemli bir kısmının temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çektiğini gösteriyor. Katılımcıların %38,2‘si geçim sıkıntısı çektiğini belirtirken, %22,7‘lik bir kesim ihtiyaç duyduğu ilaçlara erişemiyor. Maddi imkansızlıklar nedeniyle memleketlerine gidemeyenlerin oranı %48,5‘e ulaşırken, %36,8‘lik bir kesim yeterli beslenemediğini, %25,9‘luk bir kesim ise faturalarını ödeyemediğini ifade etti. Ayrıca, kültürel ve sosyal aktivitelere katılamayanların oranı da %45,3 olarak belirlendi.
Kadınlarda Psikolojik Destek İhtiyacı Daha Yüksek
Araştırma, psikolojik sağlık alanında da cinsiyetler arası belirgin farklılıklar tespit etti. Psikolojik destek ihtiyacı duyan kadınların oranı %34,8 iken, erkeklerde bu oran %17,6 olarak ölçüldü. Ancak bu hizmetlere erişebilenlerin oranı genel olarak oldukça düşük; sadece %4,9‘luk bir kesim ihtiyaç duyduğu psikolojik desteği alabiliyor.
Finans Hattı Yorum:
İstanbul Planlama Ajansı’nın “İstanbul’da Yaşlılıkta İyilik Hali” araştırması, Türkiye’nin en kalabalık şehrinde yaşlanan nüfusun karşı karşıya olduğu derin sosyoekonomik uçurumları net bir şekilde ortaya koyuyor. Özellikle gelir düzeyi ile sağlık algısı arasındaki korelasyon, piyasaların ve politika yapıcıların dikkat etmesi gereken kritik bir gösterge. Üst gelir grubunda sağlığın daha iyi algılanması, sağlık hizmetlerine erişimin ve genel yaşam kalitesinin ekonomik faktörlere ne denli bağlı olduğunu kanıtlıyor.
Geçim sıkıntısı, ilaç yoksunluğu, yetersiz beslenme ve fatura ödeme zorlukları gibi veriler, yaşlı nüfusun ekonomik kırılganlığını ve sosyal güvenlik ağlarının etkinliğini sorgulatıyor. Kültürel etkinliklere katılamama oranı da, yaşlıların sadece fiziksel değil, sosyal ve kültürel olarak da dışlanma riski taşıdığını gösteriyor.
Kadınların psikolojik destek ihtiyacının erkeklere göre iki kat daha fazla olması ve bu hizmete erişimin çok düşük seviyelerde kalması, toplumsal cinsiyet eşitliği ve ruh sağlığı hizmetlerinin yaygınlaştırılması konusunda acil adımlar atılması gerektiğini işaret ediyor. Bu araştırma, yerel yönetimler ve merkezi hükümet için, yaşlı nüfusun yaşam standartlarını iyileştirmeye yönelik hedefli sosyal politikalar ve ekonomik destek mekanizmaları geliştirmek adına önemli bir yol haritası sunmaktadır. Finansal piyasalar açısından bakıldığında, bu tür sosyoekonomik analizler, sağlık, sigorta ve sosyal hizmet sektörlerindeki potansiyel yatırım fırsatlarını ve riskleri anlamak için değerlidir.












