Konut Satışlarında Mart Ayında Düşüş Kaydedildi
Konut Satışları Mart’ta Yüzde 2,1 Daralma Gösterdi
Türkiye’de konut satışları, Mart 2026 itibarıyla bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 2,1 oranında bir düşüş yaşadı. Bu veriler, gayrimenkul sektöründeki mevcut durumu gözler önüne seriyor.
Mart Ayı Konut Satış Rakamları
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan verilere göre, Mart 2026’da toplamda 105 bin 675 konut satışı gerçekleşti. Bu rakam, Mart 2025‘te kaydedilen 107 bin 927 konut satışının altında kaldı. Yıllık bazda bu durum, 2 bin 252 adetlik bir azalmaya işaret ediyor.
Yabancı Satışlarındaki Düşüş Eğilimi
Yabancılara yapılan konut satışlarında da önemli bir gerileme gözlemlendi. Mart 2026’da yabancılara konut satışı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 10,6 azalarak 3 bin 574‘ten 3 bin 196‘ya düştü. Yabancıların toplam konut satışları içindeki payı ise yüzde 3,02 olarak kaydedildi.
En Çok Konut Satışı Yapılan Şehirler
Mart 2026’da yabancılara en çok konut satışı yapılan iller sırasıyla İstanbul (1.232), Antalya (667) ve Mersin (240) oldu. Bu şehirler, yabancı yatırımcıların ilgisini çekmeye devam eden başlıca merkezler olma özelliğini korudu.
Diğer Satış Kategorileri
İpotekli konut satışları Mart 2026’da bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 20,5 düşüşle 8 bin 992 olarak gerçekleşti. İlk el konut satışları da yüzde 3,8‘lik bir düşüşle 34 bin 344‘e gerilerken, ikinci el konut satışları yüzde 1,3 azalarak 71 bin 331 oldu.
Finans Hattı Yorum:
Mart 2026 konut satış verileri, gayrimenkul sektöründe yaşanan daralmanın devam ettiğini gösteriyor. Yabancı satışlarındaki belirgin düşüş, hem küresel ekonomik belirsizliklerin hem de Türkiye’deki emlak piyasasına yönelik algının bir yansıması olabilir. İpotekli satışlardaki sert düşüş ise, artan faiz oranlarının konut kredisi talebi üzerindeki olumsuz etkisini açıkça ortaya koyuyor. Bu durum, sektördeki genel durgunluğun bir göstergesi olarak kabul edilebilir.
Sektördeki bu yavaşlama eğilimi, inşaat firmalarının yeni projelere başlama iştahını azaltabilir ve mevcut stokların eritilmesi konusunda baskı oluşturabilir. Özellikle döviz kurundaki dalgalanmalar ve enflasyonist baskının sürmesi, hem yerli hem de yabancı alıcıların karar alma süreçlerini daha dikkatli olmaya itiyor. Bu durum, sektördeki arz-talep dengesini uzun vadede farklılaştırabilecek potansiyel riskler taşıyor.
Önümüzdeki dönemde konut sektöründeki canlanmanın sağlanabilmesi için faiz oranlarındaki olası indirim beklentileri, hükümetin sektöre yönelik teşvik edici politikaları ve yabancı yatırımcıyı yeniden çekmeye yönelik stratejiler kritik önem taşıyacaktır. Gayrimenkul yatırımcıları için ise bu dönemde daha seçici ve sabırlı bir yaklaşım benimsemek, piyasadaki değişimleri yakından takip ederek hareket etmek en doğru strateji olacaktır.












