Konutta Kredi Görünümü Yüzde 50’ye Düştü
Sektör Oyuncuları Faiz İndirimi Beklentisindeki Gerilemeyle Temkinli
Türkiye’de konut geliştiricileri, artan küresel ve bölgesel jeopolitik riskler paralelinde daha ihtiyatlı bir duruş sergilerken, orta ve uzun vadede üretim kapasitelerine dair olumlu bakış açılarını muhafaza ediyor. KONUTDER ve NielsenIQ Türkiye tarafından hazırlanan 2026 yılı ilk çeyrek Konut Sektörü Beklenti Anketi, sektör temsilcilerinin kısa vadede daha dengeli ve ölçülü bir beklentiyle hareket ettiğini ortaya koydu. Anket, özellikle Körfez bölgesindeki jeopolitik gerilimlerin yatırım eğilimlerinde değişimlere yol açabileceği ve bu durumun yabancı yatırımcıların Türkiye gayrimenkul piyasasına olan ilgisinin artmasına neden olabileceği öngörüsünü destekliyor.
Faiz Beklentilerindeki Değişim Satış Öngörülerini Etkiledi
KONUTDER Başkanı Ziya Yılmaz, son dönemde yaşanan küresel gelişmeler ve Körfez bölgesindeki jeopolitik tansiyonun, sektördeki beklentilerde daha temkinli bir tablonun oluşmasına zemin hazırladığını vurguladı. Yılmaz, daha önceki dönemlerde belirgin olan faiz indirimi beklentisinin zayıflamasının, kredili konut satışlarına yönelik öngörüleri doğrudan etkilediğini dile getirdi. Ankete katılanların faizlerin düşeceğine dair inancı, önceki dönemde yüzde 100 iken, bu çeyrekte yüzde 54,2‘ye geriledi. Faizlerin sabit kalacağını öngörenlerin oranı yüzde 33,3 seviyesinde seyrederken, artış bekleyenlerin oranı ise yüzde 12,5 olarak kaydedildi.
Kredili Satışlar ve Birinci El Konut Satışlarında Yavaşlama
Faiz beklentilerindeki bu kayma, kredili konut satışlarına ilişkin öngörülere de yansıdı. Kredili konut satışlarının artacağını düşünenlerin oranı, bir önceki döneme göre yüzde 76‘dan yüzde 50‘ye indi. Satışların aynı seviyede devam edeceğini öngörenlerin oranı ise yüzde 37,5‘e tırmanırken, azalış bekleyenlerin oranı yüzde 12,5 olarak tespit edildi. Benzer bir eğilim, önümüzdeki altı ay içinde gerçekleşmesi beklenen birinci el konut satışlarında da gözlemlendi. Satışların artacağını düşünenlerin oranı yüzde 68‘den yüzde 41,7‘ye düşerken, katılımcıların yarısı satışların mevcut seviyelerde kalmasını beklediklerini belirtti.
Yabancıya Satışlarda Toparlanma Sinyali
Rapora göre, son yıllarda düşüş eğiliminde olan yabancıya konut satışlarında bir toparlanma beklentisi oluşmaya başladı. Ankete katılanların yüzde 33,3‘ü yabancıya konut satışlarının artacağını öngörürken, bu oran 2025 yılı ikinci yarısına dair yapılan önceki ankette yalnızca yüzde 4 seviyesindeydi. Ziya Yılmaz, Dubai gibi cazip pazarlara yönelen yatırımcı ilgisinin bir kısmının tekrar Türkiye’ye yönelebileceğini belirtti. Türkiye’nin güçlü iç piyasası, stratejik konumu ve ulaşılabilir yatırım ortamıyla uluslararası yatırımcılar için uzun vadeli bir güven unsuru olmaya devam ettiğini ifade etti.
Fiyat ve Maliyet Baskısı Devam Ediyor
Ankette, konut fiyatlarının yükseleceğini öngörenlerin oranında belirgin bir artış yaşandı; bu oran yüzde 72‘den yüzde 83,3‘e yükseldi. Aynı dönemde toplam konut maliyetlerinin artacağını düşünenlerin oranı da yüzde 83,3‘e ulaştı. Özellikle malzeme fiyatlarındaki artış beklentisi yüzde 83,3 ile en üst sırada yer alırken, işçilik maliyetlerinde artış öngörenlerin oranı yüzde 70,8 olarak kaydedildi.
Üretim İştahı ve Kiralarda Yavaşlama
Konut üretiminin artacağını öngörenlerin oranı yüzde 28‘den yüzde 37,5‘e yükselirken, üyelerin yüzde 54,2‘si üretimin mevcut seviyelerde seyredeceğini bekliyor. Katılımcıların yüzde 70,8‘i ise önümüzdeki altı ay içinde yeni proje geliştirme veya satış başlangıcı yapmayı planlıyor. Kentsel dönüşüm kapsamında üretimin artacağına dair beklenti yüzde 58,3 olarak ölçüldü; bu oran önceki döneme kıyasla sınırlı bir düşüş gösterdi. Öte yandan, kira fiyatlarının artacağını düşünenlerin oranı yüzde 80‘den yüzde 62,5‘e gerilerken, kira fiyatlarının aynı seviyede kalacağını öngörenlerin oranı yüzde 37,5‘e çıktı.
Finans Hattı Yorum:
Sektör oyuncularının, artan jeopolitik riskler ve zayıflayan faiz indirimi beklentileri doğrultusunda kredili konut satışlarına yönelik öngörülerinin yüzde 76‘dan yüzde 50‘ye gerilemesi, kısa vadede konut piyasasında bir yavaşlama sinyali olarak okunabilir. Bu durum, özellikle faiz oranlarının yüksek seyretmesi beklenen dönemlerde alım gücünün düşmesi ve finansman maliyetlerinin artmasıyla ilişkilidir. Ancak, birinci el konut satışlarındaki artış beklentisinin düşmesine rağmen, katılımcıların yarısının satışların mevcut seviyelerde kalacağını öngörmesi, piyasanın tamamen duraklamayacağını da göstermektedir.
Yabancıya konut satışlarındaki toparlanma beklentisinin yüzde 4‘ten yüzde 33,3‘e yükselmesi, Türkiye’nin cazip bir yatırım noktası olma potansiyelini yeniden gündeme getiriyor. Özellikle jeopolitik belirsizliklerin yaşandığı bölgelerdeki yatırımcıların, Türkiye’nin stratejik konumu ve nispeten daha erişilebilir yatırım ortamı sayesinde ilgisinin artabileceği öngörüsü dikkate değerdir. Bu gelişme, döviz girişlerini destekleyerek cari denge üzerinde olumlu etki yaratabilir ve konut piyasasına likidite sağlayabilir.
Fiyat ve maliyet baskısının devam etmesi, özellikle malzeme ve işçilik maliyetlerindeki artış beklentisinin yüksekliği, konut üretimini doğrudan etkileyen unsurlardır. Buna rağmen, yeni proje geliştirme veya satışa başlama niyetindeki katılımcıların oranının yüzde 70,8 seviyesinde korunması, sektörün uzun vadeli büyüme potansiyeline olan inancını yansıtmaktadır. Üretim tarafında olumlu beklentilerin sürmesi ve kiralarda beklenen artış hızının yavaşlaması, piyasada arz-talep dengesinin orta vadede daha sağlıklı bir zemine oturabileceğine işaret etmektedir. Yatırımcılar açısından, bu veriler daha seçici ve uzun vadeli stratejiler gerektirebilir.










