TÜRKİYE DIŞ TİCARET ENDEKSİ: İHRACAT ARTTI, İTHALAT MİKTARI DÜŞTÜ
Mayıs Ayı Dış Ticaret Verileri Açıklandı: İhracat Birim Değer Endeksi Yükselirken Miktar Endeksi Geriledi
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Mayıs ayı dış ticaret endeksleri, ülkenin dış ticaret dinamiklerinde dikkat çekici değişimleri ortaya koydu. Açıklanan verilere göre, Mayıs ayında ihracat birim değer endeksi yıllık bazda önemli bir artış gösterirken, ihracat miktar endeksinde ise belirgin bir düşüş yaşandı. Benzer şekilde, ithalat birim değer endeksi artış kaydederken, ithalat miktar endeksi de geriledi. Bu gelişmeler, hem küresel emtia fiyatlarındaki değişimlerin hem de iç ve dış talep koşullarının dış ticareti nasıl şekillendirdiğine dair önemli ipuçları sunmaktadır.
Mayıs ayında yıllık bazda ihracat birim değer endeksi, bir önceki yılın aynı ayına göre %14,2 oranında yükseliş gösterdi. Bu artışın sektörel dağılımına bakıldığında, gıda, içecek ve tütün ürünlerinde %8,8‘lik bir artış kaydedilirken, ham maddelerde (yakıt hariç) artış %11,3 seviyesinde gerçekleşti. Özellikle yakıt kaleminde ise yıllık %52,5 gibi dikkat çekici bir yükseliş gözlemlendi. İmalat sanayii (gıda, içecek, tütün hariç) tarafında ise birim değer endeksi %12 arttı. Bu tablo, genel olarak küresel emtia fiyatlarındaki yukarı yönlü seyrin ve belirli sektörlerdeki fiyat artışlarının ihracatın parasal değerini yükselttiğini göstermektedir.
Buna karşılık, ihracat miktar endeksi aynı dönemde yıllık bazda %20,8 gibi daha sert bir düşüş kaydetti. Sektörel bazda bakıldığında, gıda, içecek ve tütün ürünleri ihracat miktarında %16, ham maddelerde (yakıt hariç) %19,9, yakıtlarda %20,6 ve imalat sanayiinde (gıda, içecek, tütün hariç) %21,4‘lük azalışlar tespit edildi. Bu durum, küresel talepteki yavaşlamanın veya tedarik zincirlerindeki değişimlerin, ihracat hacmini olumsuz etkilediği şeklinde yorumlanabilir. Birim değer endeksindeki artışın miktar endeksindeki düşüşten daha az olması, ihracatın birim fiyatlarındaki artışın, miktarındaki azalmayı telafi edemediğini ve dolayısıyla toplam ihracat hacminin azaldığını göstermektedir.
İthalat cephesinde de benzer bir eğilim söz konusuydu. İthalat birim değer endeksi, Mayıs ayında yıllık bazda %14,2 oranında arttı. Sektörel dağılımda, gıda, içecek ve tütün ürünleri ithalat birim değer endeksi %2,4 azalırken, yakıtlarda %49, ham maddelerde (yakıt hariç) %4,3 ve imalat sanayiinde (gıda, içecek, tütün hariç) %6,4‘lük artışlar yaşandı. Bu, özellikle enerji ve sanayi hammaddelerinde ithal edilen ürünlerin birim fiyatlarındaki artışın belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.
İthalat miktar endeksi ise Mayıs ayında yıllık bazda %21,8 geriledi. Sektörel olarak incelendiğinde, gıda, içecek ve tütün ürünlerinde miktar endeksi %6,2, ham maddelerde (yakıt hariç) %6,9, yakıtlarda %3,8 ve imalat sanayiinde (gıda, içecek, tütün hariç) %23,1 azalış gösterdi. İthalat miktarındaki bu düşüş, hem iç talebin yavaşlamasının hem de küresel tedarik zincirlerindeki olası aksaklıkların veya alternatif tedarik kanallarının devreye girmesinin bir sonucu olabilir. Özellikle imalat sanayiindeki miktar düşüşü, iç üretimde kullanılan ara mallarının ithalatında bir yavaşlamaya işaret ediyor.
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ihracat miktar endeksi, Nisan ayında 146 iken Mayıs ayında %1,2 artışla 147,7’ye yükseldi. Bu durum, kısa vadede bir toparlanma işaretçisi olarak değerlendirilebilir. Ancak, takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre endeks, Mayıs 2025’te 163,2 iken Mayıs 2026’da %5,5 azalışla 154,1 olarak gerçekleşti. Bu tutarsızlık, verilerin farklı etkilerden nasıl etkilendiğini gösteriyor ve genel eğilimin dikkatli yorumlanması gerektiğini vurguluyor.
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ithalat miktar endeksi ise Nisan ayında 123,4 iken Mayıs ayında %6 azalarak 116’ya indi. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre endeks, geçen yılın aynı ayında 133,8 iken bu yılın Mayıs ayında %10 azalışla 120,3 oldu. Her iki gösterge de ithalat miktarında belirgin bir yavaşlamaya işaret ediyor.
İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan dış ticaret haddi, Mayıs 2025’te 89,5 iken, Mayıs 2026’da 0,1 puanlık bir artışla 89,6 olarak kaydedildi. Bu sınırlı artış, dış ticaretin miktar bazında daralmasına rağmen, birim fiyatlardaki değişimlerin dış ticaretin reel anlamda iyileşmesine çok sınırlı bir katkı sağladığını gösteriyor.
Bu veriler, Türkiye ekonomisinin dış ticaretinde hem fiyat hem de miktar bazında önemli değişimlerin yaşandığı bir döneme işaret ediyor. Genel olarak, küresel emtia fiyatlarındaki artışlar ihracatın değerini desteklerken, küresel talepteki zayıflama ve iç ekonomik koşullar ihracat miktarını olumsuz etkiliyor. İthalatta ise hem fiyat artışları hem de miktar daralması dikkat çekiyor.
Finans Hattı Yorum:
Mayıs ayı dış ticaret endeksleri, Türkiye ekonomisinin dış ticarette karşı karşıya olduğu karmaşık tabloyu gözler önüne seriyor. İhracat birim değer endeksindeki %14,2’lik artış, bir yandan küresel emtia fiyatlarındaki yükselişin ve muhtemelen kur etkisinin ihracat gelirlerini desteklediğini gösterirken, diğer yandan %20,8’lik ihracat miktar endeksi düşüşü, küresel talepteki yavaşlamanın ve rekabet gücündeki potansiyel erozyonun somut bir göstergesi. Özellikle imalat sanayiindeki %21,4’lük miktar düşüşü, katma değerli ürün ihracatında yaşanabilecek bir daralma riskine işaret ediyor. Bu durum, başta otomotiv, tekstil ve makine sanayi gibi ihracat odaklı sektörlerin karlılıkları ve büyüme potansiyelleri üzerinde baskı oluşturabilir. İthalat tarafındaki birim değer artışı ve miktar düşüşü ise hem cari açık üzerindeki baskıyı hafifletme potansiyeli taşıyor hem de iç talebin zayıflamasına ve sanayi üretiminde kullanılan ara mallarına erişimde olası zorluklara işaret edebiliyor.
Piyasa algısı açısından bakıldığında, bu veriler dolar bazında ihracat gelirlerinin artması ancak miktarının azalması nedeniyle bir miktar karışık bir sinyal oluşturuyor. Yatırımcılar, bu durumun şirket bilançolarına yansımasını yakından izleyecektir. Özellikle ihracat ağırlıklı şirketler için karlılık marjlarının korunup korunamayacağı, birim maliyetlerin ne kadar yönetilebildiği önemli olacaktır. Dış ticaret haddindeki cüz’i artış (89,5’ten 89,6’ya), ticari koşulların reel olarak çok sınırlı bir iyileşme gösterdiğini ima ediyor. Sektörel bazda, enerji ve ham madde ithalatındaki fiyat artışları, üretici maliyetlerini artırarak enflasyonist baskıyı besleyebilir. Döviz kurlarında yaşanacak her türlü oynaklık, bu dengeleri daha da karmaşık hale getirecektir. Temel analiz açısından, düşük ihracat hacminin sürdürülebilirliği, şirketlerin pazar paylarını koruma ve yeni pazarlar bulma kabiliyetlerini test edecektir. Mevcut durumda Borsa İstanbul’da işlem gören ihracatçı şirketlerin hisse senetlerinde, bu tür makroekonomik verilerin ardından temkinli bir duruş gözlemlenebilir.
Yatırımcıların dikkat etmesi gereken en önemli risk faktörlerinden biri, küresel ekonomik yavaşlamanın derinleşmesi ve bunun Türkiye’nin ana ihracat pazarlarındaki talebi daha da baskılamasıdır. İkinci olarak, artan enerji ve emtia fiyatlarının, ithal girdilere bağımlı olan üreticilerin maliyetlerini beklenenden daha fazla artırması ve rekabetçiliklerini zayıflatması riski bulunmaktadır. Ayrıca, döviz kurlarındaki oynaklığın ithalat maliyetlerini artırarak karlılıkları olumsuz etkilemesi de göz ardı edilmemelidir. Bu veriler ışığında, şirketlerin stratejilerinin hem maliyet yönetimi hem de küresel pazarlardaki değişimlere adaptasyon yetenekleri, önümüzdeki dönemde finansal performanslarını belirleyecektir. Yatırım kararları verilirken, bu makroekonomik trendlerin sektörler ve şirketler üzerindeki etkilerinin detaylı bir şekilde analizi büyük önem taşımaktadır.











