DOKUZ CANI BİTTİ! MEZARINI KENDİSİ KAZDI
Ölümden Defalarca Dönmesine Rağmen Hayata Tutundu, Dokuzuncu Canından Sonra Mezarlığını Kazmaya Başladı
İstanbul’da özel bir firmada uzun yıllar çalıştıktan sonra emekli olup, 2017’de eşinin arzusuyla memleketi Safranbolu’ya bağlı Kuzyakaköseler köyüne yerleşen evli ve 2 çocuk babası 54 yaşındaki Miraç Erol‘un hayat hikayesi, yaşadığı sayısız kaza ve tehlike atlatmasıyla yürekleri ağızlara getiriyor. Erol’un hayatta kalma mücadelesi, tam dokuz kez ölümle burun buruna gelmesinin ardından, kendi mezarını kazma kararıyla bambaşka bir boyut kazandı.
Ölümcül Kazalar Zinciri
Miraç Erol’un hayati tehlikelerle dolu serüveni, ilk olarak 2000 yılında geçirdiği ağır bir trafik kazasıyla başladı. Uzun süren bir hastane tedavisinin ardından sağlığına kavuşup işine dönen Erol, 2005‘te ikinci kez bir trafik kazası geçirdi. Bu kazada beli kırılan Erol, yaklaşık 1 yıl boyunca yatağa mahkum kaldı. Zorlu bir rehabilitasyon sürecinin ardından yeniden ayağa kalkan Erol, 2015 yılında ise üçüncü trafik kazasını yaşadı. Bu son kaza sonrası emekliliğini açıklayan Erol, huzuru bulmak umuduyla Safranbolu’ya taşındı.
Doğa ve Sağlık Tehditleri Peşini Bırakmadı
Ancak Erol’un yaşadığı talihsizlikler bunlarla sınırlı kalmadı. Köyünde doğa yürüyüşü yaparken bir ayı saldırısına maruz kalıp, uçurumdan yuvarlanmasına rağmen hayatta kalmayı başardı. En çarpıcı olaylardan biri de 2025 yılında peş peşe yaşadığı 3 kez kalp krizi oldu. Her seferinde tıbbi müdahaleyle hayata tutunan Erol, son olarak, birer hafta arayla yaşadığı iki arı sokması sonucu komaya girerek yaşamını bir kez daha tehlikeye attı.
“Dokuz Canım Bitti” Deyip Kazmaya Başladı
Hastaneden çıktıktan sonra aldığı radikal karar herkesi şaşırttı. Yaşadığı tüm bu zorlukları “dokuz canlı kedilere” benzeterek, kendi mezarını kazmaya başladı. Erol, bu durumu şu sözlerle ifade etti: “Kedi misali dokuz can derler ya kediye, ben de hesapladım. Dokuz canımı da son arı sokmasıyla vermiş oldum. Buna istinaden mezarımı kazmaya karar verdim. Bu şekilde de mezarımı kazdım. Şu anda kalp hastası olduğum için, havaların da yağışlı olmasından dolayı artık ağır ağır lehine açıyorum. Hazırlıkları yapıyorum bir nevi. İşte ileriki zamanlarda artık taşını da bir şekilde ayarlamaya çalışacağım.”
Çevresindekilerin Tepkisi ve Erol’un Açıklaması
Kararının çevresi tarafından ilk etapta büyük bir şaşkınlıkla karşılandığını belirten Erol, “İlk önce şaşırdılar. Hani böyle bir şeye nasıl karar verdin dediler. Ben olayı anlattım. Zaten eşim de biliyor yaşadığım süreci. Eşim belli bir şeyden sonra normal karşıladı. Çünkü diyor yani bu dünyada başına gelmeyen kalmadı. Artık komşularımızdan, arkadaşlarımızdan biraz tepki aldım. Hani daha gençsin, niye böyle bir şey yaptın diye. Ya dedim içimden geldi. Hani insanın içinden bir his gelir ya, o hisse uyarak mezarımı kazdım yani” şeklinde konuştu. Doğada ayı saldırısına uğradığı anı ise, “Ayı beni uçurumun kenarında yakaladı. Daha sonra aşağı doğru beni attı. Havada uçtuğumu hissettim. Zaten aşağı düştüğümde de çam ağaçlarına çarparak yuvarlandım. O can havliyle derenin aşağısına doğru kendimi bir şekilde sürükleyerek, ayı gelmesin diye kendimi koruma amaçlı aşağı doğru sürükledim. Kendimi kurtarmaya çalıştım. Tek şansım ayının peşimden gelmemesi. Zaten gelseydi beni orada tamamen parçalardı. Gelmediği için ben orada kaldım. Sonra işte telefonla arkadaşlar geldi, beni oradan alıp hastaneye götürdüler” sözleriyle anlattı.
Finans Hattı Yorum:
Miraç Erol’un yaşadığı olağanüstü olaylar, bireysel direncin ve hayatta kalma içgüdüsünün bir örneği olarak karşımıza çıkıyor. Finansal bir perspektiften bakıldığında, bu tür kişisel hikayeler doğrudan piyasalarla ilişkilendirilmese de, insan faktörünün ekonomik sistemlerdeki yeri ve bireylerin karşılaştığı beklenmedik risklerin hayatı nasıl şekillendirdiği konusunda birer metafor niteliği taşıyor. Bu durum, sigorta ve risk yönetimi gibi alanlarda bireysel ve kurumsal düzeyde alınması gereken önlemlerin önemini bir kez daha hatırlatmaktadır.
Daha geniş bir ekonomik açıdan bakıldığında, Erol’un karşılaştığı “kaza” ve “saldırı” gibi olaylar, beklenmedik maliyetler ve gelir kayıpları yaratarak bireylerin finansal planlamasını altüst edebilir. Bu tür durumlar, özellikle ani sağlık sorunları veya doğal afetler karşısında, acil durum fonlarının ve yeterli sigorta kapsamının ne denli kritik olduğunu vurgular. Ekonomik istikrar, yalnızca makroekonomik göstergelerle değil, aynı zamanda bireylerin beklenmedik durumlara karşı ne kadar dayanıklı olduğuyla da yakından ilgilidir.
Yatırımcılar açısından, Miraç Erol’un hikayesi, “kara kuğu” olarak adlandırılan, son derece düşük olasılıklı ancak büyük etkiye sahip olaylara karşı hazırlıklı olmanın gerekliliğini hatırlatır. Finansal piyasalarda da, öngörülemeyen olaylar (örneğin, jeopolitik riskler, ani regülasyon değişiklikleri veya teknolojik sıçramalar) portföyler üzerinde derin etkiler yaratabilir. Bu nedenle, yatırım stratejilerinde çeşitlendirme, risk toleransına uygun pozisyon alma ve sürekli piyasa takibi, uzun vadeli başarı için temel prensipler olarak öne çıkmaktadır.










