ÖRTÜ ALTI İHRACATI 2 KAT ARTACAK
Türkiye’nin Sera Sektörü, 2030’a Kadar İhracatını İkiye Katlama Hedefiyle Stratejik Bir Dönüşüm İçinde
Türkiye Sera Konstrüksiyon Donanım ve Ekipman Üreticileri ve İhracatçıları Derneği (SERKONDER) tarafından Antalya’da düzenlenen 3. Sera Yatırım Günleri, ülkenin örtü altı üretimdeki geleceğine yönelik önemli stratejiler ve reform çağrılarını gündeme getirdi. Etkinlikte, modern seracılık, yatırım fırsatları ve özellikle 2030 yılına kadar yüzde 100 ihracat artışı hedefi detaylı olarak ele alındı.
SERKONDER Yönetim Kurulu Başkanı Ufuk Salih Uslu, “3. Sera Yatırım Günleri”nin sadece bir sektörel buluşma olmadığını, aynı zamanda Türkiye’nin örtü altı üretimdeki geleceğini şekillendirecek bir yol haritasının ortaya konduğu stratejik bir platform olduğunu vurguladı. Türkiye’nin coğrafi avantajları, üretim tecrübesi ve güçlü tarımsal altyapısıyla örtü altı üretimde küresel bir oyuncu olma potansiyeline sahip olduğunu belirten Uslu, bu potansiyelin sürdürülebilir bir rekabet gücüne dönüşmesi için planlama, endüstriyel üretim, modernizasyon ve sektörel iş birliğinin kritik önem taşıdığını ifade etti. Türkiye’nin seracılıkta basit örtü sistemlerinden başlayarak yüksek teknolojili, verimli ve sürdürülebilir üretim modellerine evrildiğini kaydeden Uslu, “Bugün yüksek teknolojik yatırımlarla Organize Tarım Bölgeleri, jeotermal seralar ve büyük ölçekli yatırımlarla seracılık hız kazandı. 2026-2030 hedefi doğrultusunda 2 kat ihracat için büyük yatırımcı, yüksek teknolojili sera ve planlı üretim ile Türkiye küresel tedarikçi olabilir. Bunun için sera yatırımları bir tercih değil, zorunluluktur” dedi. Uslu, Türkiye’nin örtü altı yaş sebze üretiminde, önümüzdeki 4-5 yıl içinde ihracatı 1,25 milyon tondan 2,5 milyon ton seviyesine çıkarmayı en gerçekçi ve ulaşılabilir hedef olarak gösterdi. Bu hedefe ulaşmak için Organize Tarım Bölgeleri’nin (OTB) planlı üretim, ölçek ekonomisi ve entegre yapıyı bir araya getiren yapısının önemini vurguladı. OTB’lerin, üretimden işleme, depolamadan pazarlamaya kadar tüm zinciri yönetilebilir hale getirerek hem üreticiyi hem de yatırımcıyı koruyacağını, aynı zamanda standartlaşma, izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik sağlayacağını belirtti.
Uslu, 2026-2030 döneminde ek olarak açılması planlanan 16 bin dekar TDİOB’de yer alacak yüksek teknolojili endüstriyel seraların, yaş sebze meyve ihracatında yaklaşık 550 bin ton katkı sağlayacağını öngördü. Ayrıca, Türkiye genelinde açılacak ek 15 bin dekar alanda modern çiftçi seralarının yaklaşık 150 bin ton, mevcut 80 bin eski seranın modernize edilmesiyle ise yaklaşık 550 bin ton ek katkı sağlanarak toplamda 1 milyon 250 bin tonluk bir ihracat artışı hedeflendiğini açıkladı. Sektörün bu büyüme hedefine ulaşabilmesi için devlet desteği ve finansman koşullarında iyileştirmeler talep edildi. Uslu, mevcut sübvansiyonlu kredilerin uzun vadeli ve uygun olduğunu ancak sera birim maliyetlerinin enflasyona göre güncellenmesi ve yenilikçi üretim teknolojileri için birim maliyetine opsiyon eklenmesi gerektiğini belirtti. İki yıl ödemesiz dönem ve %0 öz kaynakla tamamen devlet tarafından karşılanan finansal destek beklentilerini dile getirdi. High-Tech endüstriyel topraksız seralar için yatırım üst limitlerinin güncel tutulması (2026 için 200 milyon TL) ve yerli ürün kullanımını teşvik amacıyla %25 öz kaynağın %10’a düşürülmesi yönündeki beklentilerini ifade etti. OTB’ler için ise finansmanda teminat sorununun çözülmesi ve High-Tech Endüstriyel seralar avantajlarının kullandırılmasının önemine dikkat çekti. Uslu, “Sadece yeni yatırım yaparsak yavaş kalırız, sadece dönüşüm yaparsak yetersiz kalırız. Ancak ikisinin birlikte yapıldığında hedef yakalanacaktır” diyerek, dönüşüm ve büyüme stratejisinin bütünleşik bir yaklaşımla hayata geçirilmesi gerektiğini savundu.
- Türkiye’nin örtü altı üretimindeki mevcut durumu ve potansiyeli ele alındı.
- 2030 yılına kadar ihracatın iki katına çıkarılması hedefleniyor.
- Organize Tarım Bölgeleri’nin (OTB) stratejik önemi vurgulandı.
- Yüksek teknolojili seralara ve modernizasyona odaklanılacak.
- Sektör temsilcileri, finansman ve yatırım teşvikleri konusunda beklentilerini dile getirdi.
Finans Hattı Yorum:
SERKONDER’in ortaya koyduğu bu hedef ve stratejiler, Türkiye’nin tarımsal ihracat potansiyelini daha üst seviyelere taşıma vizyonunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Özellikle örtü altı üretimde, yüksek katma değerli ürünlere yönelme ve teknolojik yatırımları artırma stratejisi, sektörün küresel pazardaki rekabet gücünü artıracaktır. Mevcut coğrafi avantajlar ve tarımsal bilgi birikimiyle birleştiğinde, bu hedeflerin ulaşılabilirliği oldukça yüksek görünmektedir. Ancak bu dönüşümün sürdürülebilirliği, atılacak adımların hızına ve finansman koşullarının iyileştirilmesine bağlı olacaktır.
Piyasa genelinde, tarım ve gıda sektörüne yönelik yatırım iştahının arttığı bir dönemde, bu tür stratejik hamleler hem yerli hem de yabancı yatırımcılar için önemli fırsatlar sunmaktadır. Özellikle Organize Tarım Bölgeleri’nin (OTB) altyapısal avantajları ve devlet destekleri, yatırımcılar nezdinde güveni artırmaktadır. Sektördeki genel duyarlılık olumlu bir yönde ilerlerken, beklentiler daha somut teşvik mekanizmalarının hayata geçirilmesi üzerinedir. Enflasyonist ortamda birim maliyetlerin güncel tutulması ve yenilikçi teknolojilere erişimin kolaylaştırılması, genel yatırım iklimini daha da olumlu etkileyecektir.
Önümüzdeki dönemde yatırımcıların gözü, SERKONDER’in önerdiği finansman reformlarının ne ölçüde hayata geçeceğine odaklanacaktır. Özellikle ödemesiz dönemler, öz kaynak oranlarının düşürülmesi ve yatırım teşviklerinin alt limitlerinin güncellenmesi gibi beklentiler, sera yatırımlarını doğrudan etkileyecektir. Ayrıca, yeni açılacak TDİOB’lerdeki yüksek teknolojili seraların kapasite kullanımı ve mevcut seraların modernizasyon süreçlerinin takibi, sektörün gelişim trendlerini belirlemede kilit rol oynayacaktır. Teknik olarak, bu gelişmelerin sektördeki şirketlerin bilançolarına ve dolayısıyla hisse senedi performanslarına yansıması beklenmektedir.











