Aktaş Örgütü Davasında Ara Karar: 4 Tahliye, 7 Tutukluluk Devam
Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı iddia edilen bir suç örgütünün, belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini manipüle ettiği gerekçesiyle açılan davada önemli bir ara karar alındı. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, 11’i tutuklu 200 sanık hakkındaki davada 4 sanık tahliye edilirken, 7 sanığın tutukluluk halinin devamına hükmedildi.
Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki duruşmada, mağdurların davaya katılma talepleri kabul edildi. Mahkeme, Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz, Rıza Akpolat’ın eniştesi Burak Kangal, kayınbiraderi Kazım Gökhan Yankılıç ve arkadaşı Rabil Artan hakkında tahliye kararı verdi. Bu isimlerin adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı belirtildi.
Ancak, mahkeme heyeti tarafından alınan kararda, görevlerinden uzaklaştırılan Belediye Başkanları Rıza Akpolat, Oya Tekin, Utku Caner Çaykara ile Ceyhan Kayhan, Erhan Daka, Seyhan Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Özcan Zenger ve Oya Tekin‘in eşi Celal Tekin‘in tutukluluklarının devamına karar verildi. Duruşma, 15 Haziran 2026 tarihine ertelendi.
Daha önceki duruşmalarda da benzer gelişmeler yaşanmış, bazı sanıkların tutukluluk durumları gözden geçirilmişti. İddianamede, rüşvet karşılığında ihalelerin usulsüz olarak verilerek kamu zararının oluşturulduğu iddiaları yer alıyor.
- Aziz İhsan Aktaş liderliğindeki suç örgütüne yönelik iddianame: 200 sanık.
- Ara kararla tahliye edilen sanık sayısı: 4.
- Tutukluluk halinin devamına karar verilen sanık sayısı: 7.
- Mağdurların davaya katılma talepleri kabul edildi.
- Bir sonraki duruşma tarihi: 15 Haziran 2026.
Finans Hattı Yorum:
Bu dava, Türkiye’deki yerel yönetimlerde yaşanan yolsuzluk ve rüşvet iddialarının boyutunu gözler önüne seriyor. İhalelerin manipüle edilmesi, kamu kaynaklarının etkin kullanılmasını engelleyerek ekonomik büyümeye dolaylı olarak zarar verir. Tahliye kararları, davaların seyri ve delillerin değerlendirilmesi açısından kritik önem taşır; ancak bu tür davalarda adaletin yerini bulması, yatırımcı güveni ve şeffaflık açısından büyük önem arz etmektedir.
Piyasalarda bu tür haberler genellikle kısa vadeli dalgalanmalara neden olabilir. Özellikle ilgili belediyelerin hizmet verdiği bölgelerdeki gayrimenkul ve inşaat sektörleri üzerinde algısal bir baskı oluşması muhtemeldir. Yatırımcılar, bu tür hukuki süreçlerin sonuçlarını yakından takip ederek, olası riskleri ve fırsatları değerlendirecektir.
Önümüzdeki süreçte, mahkemenin ek delil talepleri veya bilirkişi incelemeleri gibi adımlar atması beklenmelidir. Davanın ilerleyişi, kamu ihalelerinin denetimi ve yolsuzlukla mücadele politikaları üzerindeki etkileri açısından yakından izlenmelidir. Yatırımcılar için, bu tür olayların uzun vadeli ekonomik istikrar üzerindeki potansiyel etkilerini göz önünde bulundurmaları faydalı olacaktır.











