Savunma Sanayii’nin ulaştığı muazzam başarı, sektörün cirosunun 20 milyar doları geride bıraktığını gösteriyor. Bu dikkat çekici büyüme, Türkiye’nin savunma sanayiindeki yetkinliğini ve küresel alandaki artan itibarını pekiştiriyor.
Türk Savunma Sanayii Büyüklük Rakamlarıyla Dikkat Çekiyor
Başkan Cevdet Yılmaz, ASELSAN Gölbaşı Yerleşkesi’nde gerçekleştirilen bir törende yaptığı açıklamalarla Türk savunma sanayiinin ulaştığı noktayı gözler önüne serdi. Yılmaz, “Bugün Türk savunma sanayi 20 milyar doları aşan sektörel cirosu, yaklaşık 3,5 milyar dolarlık AR-GE harcaması, 1400’ün üzerinde aktif proje ve 100 milyar doları geride bırakan proje portföyüyle güçlü bir şekilde faaliyet göstermektedir” ifadelerini kullandı. Sektörün, 4 binden fazla firmayı ve ortalama 34 yaş ortalamasına sahip 100 bini aşkın nitelikli çalışanını bünyesinde barındırarak milli ekonominin en dinamik alanlarından biri haline geldiğini belirtti.
Yerlilik Oranında Devrim Niteliğinde Artış
Savunma sanayiinde yerlilik ve millilik oranının son 20 yılda büyük bir sıçrama yaşadığına dikkat çeken Yılmaz, bu oranın %20’lerden %80’in üzerine çıktığını vurguladı. Bu değişimi “devrim” olarak niteleyen Yılmaz, bu dönüşümün henüz tamamlanmadığını ve sürecin devam ettiğini sözlerine ekledi. Küresel savunma sanayiine olan ilginin arttığı bu dönemde, Türkiye’nin 20 yıl öncesinden bu alana yatırım yaparak avantaj sağladığını belirtti. Bu stratejik hamlenin güçlü bir siyasi iradeyle hayata geçtiğini ve bu iradeyi ortaya koyan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarını sundu.
İhracatta Önemli Başarı ve Gelecek Vizyonu
Yılmaz, 2025 yılında savunma ihracatının bir önceki yıla göre %48’lik bir artışla 10,54 milyar dolara ulaştığını duyurdu. Savunma sanayiinde geliştirilen teknolojilerin sivil sektörlere de yayılarak genel ekonomik yapının teknolojik seviyesini yükselttiğini belirtti. Türkiye’nin savunma sanayi ihracatında 11. büyük ihracatçı konumuna geldiğini ve kısa sürede ilk 10’a girmeyi hedeflediklerini ifade etti. Geçen yıl imzalanan sözleşmelerin bu artış trendinin devam edeceğini gösterdiğini, backlog’daki siparişlerin de işin sürdürülebilirliğini teyit ettiğini söyledi. Bu başarının tekil bir durum olmadığını, sürdürülebilir bir büyümenin işareti olduğunu vurguladı. Türk savunma sanayi ürünlerinin 185 ülkeye ihraç edildiğini ve yaklaşık 230 farklı ürün tipinin kullanıldığını belirtti. Özellikle İHA ve SİHA teknolojilerinde Türkiye’nin dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer aldığını sözlerine ekledi.
Üniversite-Sanayi İşbirliği ve Teknolojik Gelişmeler
Yılmaz, savunma sanayi ekosisteminin önemli aktörlerinden biri olan ASELSAN’ın kritik teknolojileri ve insan kaynağıyla bu başarıda büyük payı olduğunu belirtti. Ülkenin savunma gücünün, insan kaynağının vizyoner ufku ve yeteneğiyle doğru orantılı olduğunu vurgulayan Yılmaz, geleceğin güvenliğini ve ülkenin rekabet gücünün sürdürülebilirliğini, yetiştirilen yetkin zihinler ve kurulan güçlü işbirlikleriyle teminat altına aldıklarını dile getirdi. Bu doğrultuda üniversite-sanayi işbirliğinin kalkınma vizyonunun temel taşı olduğunu ve bunun savunma sanayii için de geçerli olduğunu belirtti.
ASELSAN ile üniversiteler arasındaki işbirliğinin güzel bir örneği olarak ASELSAN Akademi’yi gösteren Yılmaz, bu yapının üniversitelerin bilgi birikimi ile mühendislerin saha tecrübesini bir araya getirerek bilginin teknolojiye dönüşümünü hızlandırdığını söyledi. ASELSAN’ın TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi ile başlattığı kuantum araştırma laboratuvarı “Kuantal” projesini genişleterek ODTÜ, İTÜ, Hacettepe ve Gazi Üniversitelerini kapsayan bir ağ oluşturduklarını bildirdi. Bu laboratuvarlarda haberleşme ve algılama teknolojilerinden yapay zekaya kadar birçok alanda ülkeye yeni kazanımlar sağlanacağına inandığını belirtti.
Bütüncül Yaklaşım ve Teknolojiyi Üretme Vizyonu
Savunma sanayiinde gelinen noktanın temel unsurunun bütüncül yaklaşım olduğunu ifade eden Yılmaz, hava savunmadan radar teknolojilerine, elektronik harpten haberleşmeye kadar geniş bir alanda geliştirilen sistemlerin, deniz altından uyduya kadar çeşitli platformlara yeni kabiliyetler kazandırdığını belirtti. Altay tankı, MİLGEM, insansız hava araçları ve Milli Muharip Uçak gibi projelerde ASELSAN’ın geliştirdiği kritik teknolojilerin yer almasının, bu katkının kapsamını açıkça ortaya koyduğunu söyledi.
Bugünkü tablonun, Türkiye’nin bilgiye dayalı kalkınma iradesinin güçlü bir sonucu olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Teknolojiyi kullanan ülkeler belli bir süre refah elde etseler bile sürdürülebilir bir refah oluşturmaları mümkün değildir. Gerçek anlamda refah ve bugünün dünyasında gerçek anlamda bağımsızlık, bilgi ve teknoloji üretiminden geçmektedir. Dolayısıyla biz teknolojiyi sadece kullanan değil, üreten, geliştiren, daha ileriye taşıyan bir toplum olarak Türkiye Yüzyılında ülkemizi çok daha ilerilere taşıyacağız” şeklinde konuştu.
- Savunma sanayii cirosu: 20 milyar doları aştı
- AR-GE harcaması: Yaklaşık 3,5 milyar dolar
- Aktif proje sayısı: 1400’ün üzerinde
- Proje portföyü: 100 milyar doları geride bıraktı
- Çalışan sayısı: 100 bini aşkın nitelikli personel
- Yerlilik oranı: %80’in üzerinde
- Savunma ihracatı (2025): 10,54 milyar dolar (bir önceki yıla göre %48 artış)
- İhraç edilen ülke sayısı: 185












