Kuruluş, küresel görünümdeki risklerin arttığını vurgulamasına rağmen Türkiye’nin büyüme beklentisini 2025 için %4,2’ye, 2026 için ise %4,0’a çıkardı.
Avrupa merkezli kredi derecelendirme kuruluşu Scope Ratings, küresel ekonomiye ilişkin yayımladığı son raporda Türkiye ekonomisi için büyüme tahminlerinde dikkat çekici bir yukarı yönlü revizyona gitti. Küresel ekonominin ve Avrupa’nın 2025’teki ılımlı yavaşlamaya rağmen direnç gösterdiğini belirten kuruluş, toparlanmanın yedinci yılına girilirken orta vadeli makroekonomik ve kredi görünümünün “negatif” olduğunu bildirdi.
Scope, Haziran ayındaki tahminlerine kıyasla Türkiye için büyüme beklentilerini 2025 yılı için 1 puan artırarak %4,2’ye, 2026 yılı için ise 0,8 puan artırarak %4,0’a yükseltti. Raporda, Türkiye ekonomisinin 2027 yılında ise ivme kaybederek yüzde 3,2 büyüyeceği öngörüldü. Ülkenin orta vadeli büyüme potansiyeli ise yüzde 3,8 olarak belirlendi.
Küresel ekonomiye dair projeksiyonlarda ise büyümenin 2025’te %3,3, 2026’da %3,2 ve 2027’de %3,1 seviyelerinde gerçekleşmesi bekleniyor. Scope Ratings, faiz indirim döngüleri başlasa da politika ve borçlanma faizlerinin pandemi öncesi seviyelerin üzerinde kalacağını öngördü.
Raporda büyük ekonomilere dair tahminler şu şekilde sıralandı:
ABD: 2025’te %2,1, 2026’da %2,4 büyüme.
Çin: 2025’te %5,0’lik resmi hedefin tutturulması, 2026’da %4,7 büyüme.
Euro Bölgesi: 2025’te %1,5, 2026’da %1,4 büyüme.
Almanya: 2025’te %0,3 ile zayıf seyir, 2026’da %1,0 toparlanma.
Scope Ratings, varlık değerlemelerinin yüksekliği, özel kredi piyasalarındaki kaldıraç riskleri, ticaret politikalarındaki korumacılık ve artan jeopolitik gerilimlerin küresel görünüm üzerindeki aşağı yönlü riskleri artırdığı uyarısında bulundu.
Finans Hattı Yorumu:
Scope Ratings’in raporu, Türkiye ekonomisinin küresel yavaşlama trendinden pozitif ayrıştığını teyit eden önemli bir veri seti sunuyor. Haziran ayına göre büyüme tahminlerinde yapılan 1 puanlık artış, sadece teknik bir düzeltme değil, Türkiye’nin iç talep dinamiklerinin ve ihracat potansiyelinin beklenenden çok daha canlı kaldığının bir göstergesidir. Sıkı para politikasına rağmen %4 ve üzeri büyüme beklentisi, ekonomide “soğuma” yerine “dengelenerek büyüme” senaryosunun ağırlık kazandığını gösteriyor.
Ancak raporun küresel kısmı Türkiye için uyarı niteliğinde. Özellikle en büyük ihracat pazarımız olan Avrupa’nın (özellikle Almanya’nın) büyüme oranlarının %1’in altında veya civarında kalması, dış talep kaynaklı büyüme modelini zorlayabilir. Ayrıca “faizlerin pandemi öncesi seviyelerin üzerinde kalacağı” tespiti, gelişmekte olan ülkeler için dış finansman maliyetlerinin ucuzlamayacağı, sadece yönetilebilir seviyelere ineceği anlamına geliyor. Türkiye’nin %4’lük büyümeyi finanse ederken cari açığı kontrol altında tutması, bu küresel konjonktürde ekonomi yönetiminin en hassas dengesi olacaktır.











