Türkiye’nin Sukuk İhracatında Körfez Ülkelerinin Stratejik Rolü
Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi Finans Dairesi Başkanı Dr. Tarık Akın, Yenilikçi Yatırım Zirvesi’nde yaptığı sunumda, finansal sistemin reel ekonomiyle daha fazla entegre olması gerektiğine dikkat çekerek, katılım finansının sadece tasarrufları sisteme kazandırmakla kalmayıp, ekonomik ve sosyal kalkınmayı da desteklemesi gerektiğini vurguladı. Zirvede ayrıca, Türkiye’deki bireysel yatırımcıların elindeki yaklaşık 524 milyar dolarlık tasarruf potansiyeline dikkat çekilerek, bu birikimin ekonomiye kazandırılmasının önemi tartışıldı.
Uluslararası yatırım danışmanı David Haine, Türkiye’de bireysel yatırımcıların elinde bulunan ve enflasyon gibi nedenlerle değer kaybeden 524 milyar dolarlık tasarruf büyüklüğünün, ekonomiye daha aktif kazandırılmasının büyük bir potansiyel oluşturduğunu belirtti. SMR Strategy Kurucu ve CEO’su Doç. Dr. Levent Sümer ise, günümüzdeki yüksek enflasyon, yüksek faiz ve belirsizlik ortamının yatırımcıları zorladığını, bu nedenle değer temelli yatırımın öne çıktığını ifade etti. Küresel ekonomik büyüklüğün 115 trilyon dolar seviyesinde olduğunu, ancak küresel borç yükünün 350 trilyon doları aştığını belirtti.
DK Yatırım Menkul Değerler A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Esma Karabulut, küresel İslami finans ekosisteminin 4 trilyon dolar büyüklüğünde olduğunu ve bunun yaklaşık %72‘sinin İslami bankacılık, %23‘ünün ise sukuktan oluştuğunu söyledi. Sektördeki hızlı büyümeye dikkat çeken Karabulut, halihazırda 1 trilyon doların üzerinde canlı sukuk bakiyesi bulunduğunu belirtti. Türkiye özelinde, sukuk ihraçlarının katılım bankaları için önemli bir para piyasası enstrümanı olduğunu vurgulayan Karabulut, özellikle Körfez ülkelerinden fon çekme stratejisinde sukukun kilit rol oynadığını ifade etti. Karabulut, “Yurt dışına sukuk ihracına çıktığınızda, ihraca katılan yatırımcıların yaklaşık %60‘ı Körfez’den geliyor” bilgisini paylaştı.
- Katılım finansı, reel ekonomiyle uyumlu finansal yapının ve ekonomik kalkınmanın desteklenmesinde kritik rol oynuyor.
- Türkiye’deki bireysel tasarruf büyüklüğü 524 milyar dolar seviyesinde olup, ekonomiye kazandırılması önemli bir potansiyel taşıyor.
- Küresel İslami finans ekosistemi 4 trilyon dolar büyüklüğe sahipken, sukukların canlı bakiyesi 1 trilyon doları aştı.
- Sukuk ihraçlarında Körfez yatırımcılarının payı %60 seviyesinde olup, bu enstrüman Körfez fonlarını çekmede stratejik önem taşıyor.
Finans Hattı Yorum:
Bu gelişme, Türkiye’nin uluslararası sermaye piyasalarındaki yerini ve katılım finansı araçlarının etkinliğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Özellikle Körfez ülkelerinden gelen yüksek yatırımcı ilgisi, sukuk ihraçlarının sadece bir finansman yöntemi olmanın ötesinde, stratejik bir fon çekme ve ilişki geliştirme aracı olarak kullanıldığını göstermektedir. Bu durum, Türkiye’nin finansal piyasalarının derinliğini ve uluslararası yatırımcılar için cazibesini artırma potansiyeli taşımaktadır.
Yatırımcıların mevcut ekonomik ortamda reel ekonomiye dayalı, değer üreten enstrümanlara yönelme eğilimi, sukuk gibi katılım finansı ürünleri için olumlu bir zemin hazırlamaktadır. Küresel borç yükünün büyüklüğü göz önüne alındığında, faizsiz finans prensiplerine dayalı sukukların, sürdürülebilir ve etik yatırım arayışındaki küresel fonlar için daha çekici hale gelmesi beklenmektedir. Bu da, Türkiye’nin sukuk ihraçlarının hacmini ve çeşitliliğini gelecekte artırabilir.
Önümüzdeki dönemde, Türkiye’nin sukuk piyasasındaki performansının, küresel faiz oranlarındaki değişimler, jeopolitik gelişmeler ve yerel ekonomik istikrar gibi faktörlere bağlı olarak şekillenmesi beklenmektedir. Yatırımcıların Körfez ülkelerinden gelen ilgiyi sürdürüp sürdürmeyeceği, ihraç edilen sukukların getirileri ve getiri vaatleri, ayrıca katılım bankalarının sunduğu ek imkanlar yakından takip edilecektir. Özellikle global ölçekte İslami finansın büyüme trendi, Türkiye’nin bu alandaki potansiyelini daha da artıracaktır.
















