GİRİŞ: TBMM Başkanı’ndan PAB Genel Kurulu’na İlişkin Açıklamalar
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İstanbul’da düzenlenecek olan Parlamentolararası Asya (PAB) 152. Genel Kurulu hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kurtulmuş, toplantıya katılımın geçmiş organizasyonlara kıyasla yüzde 35 daha yüksek olacağını belirtti. Ayrıca, Filistin’i Destekleyen Parlamentolar Grubu’nun ikinci kez toplanacağını duyurdu.
PAB 152. Genel Kurulu’nda Rekor Katılım Bekleniyor
İstanbul’da ev sahipliği yapılacak PAB 152. Genel Kurulu’nun, PAB tarihinin en yüksek katılımlı toplantısı olacağını vurgulayan Kurtulmuş, “Toplam 2420 kayıt var. 155 delegasyon kayıt yaptırmış. 77 meclis başkanı, 800 milletvekili dünya parlamentolarından katılım gösterecek. Bu, olağanüstü düzeyde bir katılım,” dedi. Kurtulmuş, bu organizasyonun Türkiye’nin tanıtımı açısından da büyük önem taşıdığını ve İstanbul’un başlı başına bir marka olduğunu ekledi.
Filistin’i Destekleyen Parlamentolar Grubu İkinci Kez Toplanacak
Geçen yıl ilki İstanbul’da gerçekleştirilen Filistin’i Destekleyen Parlamentolar Grubu’nun ikinci toplantısının da yapılacağını açıklayan Kurtulmuş, “14 ülkeyle başlamıştık, bu ikinci toplantıda sayının 30’u aşacağını öngörüyoruz,” ifadelerini kullandı.
Yan Etkinlikler ve Temel Konular
Genel Kurul marjında çeşitli yan etkinlikler de yer alacak. TÜRKPA’nın bir yan etkinliğinin yanı sıra, Azerbaycan’ın öncülüğünde Bağlantısızlar Hareketi toplantısı da gerçekleştirilecek. Ayrıca Kadın ve Genç Parlamenterler ayrı ayrı toplantılar düzenleyecek. Genel Kurul’un ana temasının “Gelecek Nesiller için Umudu Yeşertmek, Barışı Sağlamak ve Adaleti Temin Etmek” olacağı bildirildi.
Katılımın Yüksekliği ve Türkiye’nin Rolü
Kurtulmuş, katılımcıların yoğun ilgisini mevcut küresel çalkantılara ve parlamenter diplomasinin öneminin artmasına bağladı. İstanbul’un bu gelişmeler için merkezi bir konumda olmasının da etken olduğunu söyledi. Savaşın devam etmesi durumunda özellikle bölgeden ve Asya’dan katılımın azalabileceği endişesini taşıdıklarını belirten Kurtulmuş, ateşkesin bir avantaj olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin barış konusundaki duruşunun da katılımın yüksekliğinde etkili olduğunu düşündüğünü dile getiren Kurtulmuş, “Bu savaşta Türkiye çok iyi bir yerde durdu. Hem açıkça Amerika ve İsrail’in saldırganlığını telin etti hem de İran’ın savaşı yayma çabalarını doğru bulmadığını ifade etti. Bu, uluslararası camiada karşılık buluyor,” şeklinde konuştu. İran’ı doğrudan suçlamayan tutumlarının da dikkat çektiğini belirtti.
Körfez Ülkeleri ve Mezhep Sorunu
Arap ülkelerinin zarar görmemesi hususunda Türkiye’nin tavrının da etkili olduğunu düşündüğünü aktaran Kurtulmuş, Körfez İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerin ve Ürdün’ün Ankara büyükelçileriyle Meclis’te verimli bir görüşme gerçekleştirdiklerini söyledi. Bu görüşmelerdeki temel meselenin, bölgedeki savaşın bir Sünni-Şii savaşına dönüşmesini engellemek olduğunu vurguladı. Mezhep üzerinden bu konuyu kaşımanın yanlış olduğunu ve bunun Türkiye için milli güvenlik sorunu teşkil ettiğini belirtti.
İran’ın attığı füzelerin bölge ülkelerine de düştüğünü hatırlatan Kurtulmuş, “Netanyahu hangi mezhepten?” sorusuyla konuya mezhep perspektifinden bakmanın yanlışlığını ortaya koydu. Meseleyi Sünni ve Şii halkların aleyhine işleyen bir süreç olarak gördüğünü ve bu tür fitne fücurun etkisiz hale gelmesi için aradaki farklılıkların çözülmesi gerektiğini savundu.
Amerika’nın Rolü ve Arap Ülkelerinin Algısı
Arap ülkelerinin liderlerinin, Amerika’nın kendilerini artık koruyamayacağı endişesini taşımaya başladığını gözlemlediğini dile getiren Kurtulmuş, Katar’daki bir olayı örnek göstererek, “Amerika’yı doğrudan söyledik ki ‘sen kaç para alırsan al, ne kadar servetin üstünde oturursan otur bu Arap ülkelerini biz istemezsek koruyamazsın’. Arap ülkelerin liderlerinin de bu mesajı aldığı çok açık,” dedi.
Ateşkes ve Sürecin Devamı
Türkiye, Mısır ve Pakistan tarafından yürütülen diplomatik sürecin önemine değinen Kurtulmuş, 15 gün kadar süren anlaşmaya rağmen tekrar başa dönülmesini beklemediğini ifade etti. Tekrar başa dönülmesinin süreci zorlaştıracağını belirtti.
Silahlı çatışmanın tekrar başlaması ihtimali olsa da, bunun bir dünya savaşına kadar gidebileceği riskine dikkat çekti. Bu nedenle, küçük saldırılar olsa dahi topyekun bir savaşa dönüştürmeyeceklerini düşündüğünü söyledi. Bu noktada oyunbozanlık yapanın İsrail olduğunu belirtti.
Netanyahu ve İsrail’in Durumu
Netanyahu veya İsrail’i kimin durduracağı sorusuna Kurtulmuş, “Şu anda tek başına hiçbir aktör durduramaz. Bizatihi kendisi durmak zorunda kalacak,” yanıtını verdi. İçerideki muhalefet, mahkemeler, uluslararası baskı ve Uluslararası Adalet Divanı gibi mekanizmaların etkili olacağını söyledi. Amerika’daki İsrail karşıtı havanın da önemine değinen Kurtulmuş, Siyonizm’in gücünün küresel bir ağa sahip olmasından kaynaklandığını ve bu ağın savaşta zarar gördüğünü belirtti. İsrail için zamanın daraldığını ifade etti.
Netanyahu’nun Türkiye’ye Yönelmesi
Netanyahu’nun Cumhurbaşkanı ve Türkiye’ye yönelmesinin nedenini, Türkiye’nin gücü ve Cumhurbaşkanı’nın dirayeti olarak açıklayan Kurtulmuş, bölgede barışın sağlanmasının siyonist lobiyi zorladığını ve bundan üzüntü duyduklarının aşikar olduğunu söyledi.
Demokratikleşme ve Terörsüz Türkiye Yasaları
Meclis’te görüşüleceği belirtilen demokratikleşme ve Terörsüz Türkiye yasalarının gecikmesine ilişkin soruya Kurtulmuş, öncelikle partilerin kendi hazırlıklarını tamamlaması gerektiğini söyledi. Örgütün tamamen silah bırakması ve tasfiye sürecinin daha görünür hale gelmesinin önemini vurguladı.
Silah bırakma sürecinde bir gecikme olduğunu kabul eden Kurtulmuş, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin konuyu takip ettiğini ve sürecin tatminkar düzeyde sürdürüldüğünün görülmesi gerektiğini belirtti. Bu düzenlemelerin hızlanması gerektiğini ve uluslararası konjonktürdeki olumsuz gelişmelerin süreci etkileyebileceğini vurguladı.
Silah bırakmayla meclisteki yasal düzenlemelerin paralel gitmediğini, birinin bitiminden sonra diğerinin başlayacağını düşündüğünü ifade etti. Kritik eşiğin örgütün kendisini feshetmesi olduğunu, bunun için silah bırakma töreni yapıldığını ancak devamının gelmesi gerektiğini söyledi. Öncelik sıralamasından ziyade tüm partilerin mutabık kaldığı bir düzenleme yapılmasının önemli olduğunu belirtti.
Siyasetin sorumluluğunu yerine getirdiğini, tüm partilerin bir araya gelerek bir komisyon kurduğunu ancak şimdi örgütün de üzerine düşeni yapması gerektiğini ve bu konuda bir gecikme ve sıkıntı olduğunu söyledi.
İlk istihbarat raporlarının daha olumlu olmasına rağmen silah bırakmanın teyidinin kısa süreli olmasının ardından durumun farklılaştığını belirten Kurtulmuş, örgütün zamanı yayarak bölgedeki gelişmelerden kendi lehine bir sonuç elde etmeye çalıştığını düşündüğünü ifade etti.












