Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Karahan, Körfez bölgesinde yaşanan çatışmaların Türkiye ekonomisi ve finans piyasaları üzerindeki etkilerini analiz ederek, bu süreçte devreye alınan tedbirleri açıkladı. Gelişmelerin enflasyon, büyüme, enerji, ticaret, cari açık ve turizm gibi pek çok alanda yansımaları olduğunu ifade eden Karahan, fiyat artışlarını dizginlemek amacıyla stratejik adımlar attıklarını belirtti.
Enerji Fiyatları ve Enflasyonla Mücadele
Başkan Karahan, enerji maliyetlerindeki yükselişe karşı uygulanan eşel mobil sisteminin enflasyonist baskıları hafiflettiğini dile getirdi. Petrol fiyatlarındaki kalıcı yüzde 10’luk bir artışın tüketici enflasyonunu bir yıl içinde yaklaşık 1,1 puan yukarı çektiğini kaydeden Karahan, “Uygulanan eşel mobil sistemi bu etkinin tüketici fiyatlarına yansımasını önemli ölçüde sınırladı ve etkisini üçte bire kadar düşürdü” bilgisini paylaştı.
Savaşın orta vadede hem arz hem de talep kanalları üzerinden enflasyon baskısı yaratacağını vurgulayan Karahan, maliyet artışları ve tedarik zinciri problemlerinin arz yönlü sıkıntıları derinleştirdiğini söyledi. Karahan, “Gelişmelerin beklentiler ve fiyatlama davranışları üzerinden enflasyonist etkilerini sınırlamak için gereken sıkılığı sağlayacağız” şeklinde konuştu.
Ekonomik Veriler Üzerindeki Tahmini Etkiler
Petrol fiyatlarındaki değişimlerin temel makroekonomik göstergeler üzerindeki etkisi şu şekilde öngörülmektedir:
| Değişken | Artış Miktarı | Ekonomik Etki (1 Yıllık) |
|---|---|---|
| Tüketici Enflasyonu | %10 Petrol Artışı | 1,1 Puan Artış (Eşel Mobil Öncesi) |
| Büyüme Oranı | %10 Petrol Artışı | 0,4 – 0,7 Puan Gerileme |
| Net Enerji Dengesi | 10 Dolar Petrol Artışı | 3 – 4 Milyar Dolar Bozulma |
| Toplam Cari Denge | Petrol + Gaz Artışı | 5 Milyar Dolar Bozulma |
Cari Denge ve Büyüme Beklentileri
Dış belirsizlikler ve enerji maliyetlerinin dış talepte zayıflama yaratarak ekonomik aktiviteyi baskılayabileceğine işaret eden Karahan, artan belirsizliğin yatırım iştahı ve özel tüketim üzerinde de etkili olacağını ifade etti. Küresel talepteki yavaşlamanın ihracat ve turizm kanalıyla cari açığı artırabileceğini belirten Karahan, buna karşın ekonomideki soğumanın ticaret dengesine olumlu yansıyacağını aktardı. Karahan, “Son gelişmelerle ortaya çıkabilecek cari dengedeki olası bozulmanın yönetilebilir bir seviyede olacağını düşünüyoruz” dedi.
Rezerv Politikası ve Altın Swap İşlemleri
Mevcut kur rejiminde bir değişiklik planlamadıklarını ve 2026 yılında da aynı stratejinin süreceğini vurgulayan Karahan, rezervlerdeki hareketliliğin küresel risk iştahındaki değişimlerin doğal bir sonucu olduğunu belirtti. Rezerv yönetiminde altının rolüne değinen Karahan, 2016 yılında 377 ton olan altın rezervlerinin iki katına çıktığını ve Mart 2026 itibarıyla altın rezervlerinin toplam rezerv içindeki payının yüzde 60’ı geçtiğini bildirdi.
Altın satışları ve takas işlemlerine yönelik eleştirilere yanıt veren Karahan, şu ifadeleri kullandı: “İşlemlerin önemli bir kısmı vadeli altın-döviz takası niteliğinde yani vadesi geldiğinde söz konusu altınlar yeniden rezervlerimize geri dönecek.” Ayrıca döviz likiditesini desteklemek adına altın kaynaklı işlemlerin kullanılmasının doğal bir tercih olduğunu sözlerine ekledi.
Piyasa Likiditesi ve Bankacılık Sektörü
Bankaların Merkez Bankası ile yeniden swap işlemlerine yöneldiğini kaydeden Karahan, bu durumun sistemde döviz likiditesi sorunu olmadığını ve kur rejiminin sağlıklı işlediğini kanıtladığını savundu. Karahan, dezenflasyon sürecinin kesintiye uğramaması için gereken sıkı duruşun korunacağını belirterek, “Rezerv yönetimi ve likidite araçlarımız konusunda proaktif, esnek ve kontrollü bir yaklaşım izliyoruz” açıklamasında bulundu.















