Ticaret erbabının fırsatçılar yüzünden topluca suçlandığı bir dönemden geçildiğini vurgulayan Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, “Ticaret ve ahlak yan yana gelemiyor” gibi söylemlerin yaygınlaştığını belirtti. Baran, “Fırsatçılar, basiretli, dürüst, işini iyi yapan ve geliştirmeye çalışan üretici ile tüccarı da lekeliyor, olumsuz etkiliyor. Verimliliğimizi düşüren bu soruna kalıcı bir çözüm için ticaretle ilgili tüm yasaların baştan sona değiştirilmesi gerektiğine inanıyorum” dedi.
Fahiş Fiyatlara ve Stokçuluğa Karşı Yeni Bir Anayasa Gerekli
7 liraya mal edilen bir biberin 200 liradan fazla fiyata satıldığı marketlere yönelik Ticaret Bakanlığı’nın kestiği cezaları değerlendiren Baran, “Evimizin sokağında dahi birden fazla süpermarket bulunuyor ve bunlar rekabet halinde. Fiyatlarda fırsatçılık yapan anlık kazanç sağlasa da müşteri kaybeder. Bunun kesin çözümü, rekabetten perakendeye, hal yasasından çek yasasına, aracılık hizmetlerinden desteklemelere kadar tüm ticari ilişkileri düzenleyecek yeni bir Anayasa yazmaktır. Anayasa’ya uymayan bir tacire ise ticaret yaptırılmamalı” şeklinde konuştu.
İşyeri Açmak İçin Testten Geçilmeli
Baran, ticarette stok yapmanın önemine değinirken, “Yeterli stok bulundurulmazsa vatandaşın talebini karşılayamazsınız. Ancak deponuzda mal bulunması sizi stokçu durumuna düşürebiliyor. Fahiş fiyat konusunda da benzer bir tehlike var. Stokçuluk ve fahiş fiyatın tanımı net olarak yapılmalı. Üyelerimiz günlük gelişmelere göre denetlenip ceza kesilen işletmeler olmak istemiyor. Ben bir işyeri açarken bir testten geçmeliyim. Sermaye birikimim nedir? Ne kadar iş yapacağım? Gücüm nedir? Bilgi birikimim ne kadar? Bu iş için gerekli donanımım var mı? Bu işi nerede yapacağım? Benim yaptığım işi yapan başka kimse var mı? Kapasitenin tamamı kullanılıyor mu? Yapacağım işin pazarı ne durumda? Bunların hepsi bir testin parçası olmalı” dedi.
Test Uygulaması İçin Yol Haritası
Bu test uygulamasının hayata geçirilmesi için bir planlama ve yol haritasına ihtiyaç duyulduğunu belirten Baran, “Bu teste yarın başlanamaz. Öncelikle doğru bir envanter çıkarılmalı. Bu süreç 6 ay, 1 yıl veya 3 yıl sürebilir. Ancak mutlaka böyle bir sistem inşa edilmelidir” diye ekledi.
Vergi Afları Ticari Ahlakı Zayıflatıyor
Vergi aflarının ticari ahlakı zayıflatan önemli unsurlardan biri olduğunu kaydeden Baran, “Devlete karşı yükümlülüklerini zamanında ve eksiksiz yerine getirenler mağdur oldu. Vergisini zamanında ödemeyen, sigorta primini geciktiren herkes, çıkan aflar ve ödeme kolaylıkları nedeniyle haklı konuma gelirken, zamanında ödeme yapanlar mağduriyet yaşadı. Bu sorunun kalıcı çözümü için vergi oranlarını düşürmek gerekiyor. Devletin gelirleri azalır diye endişe edilebilir ancak tam tersine artacağına inanıyorum. Vergi gelirleri çok önemlidir. Bu coğrafyada, özellikle benim devletimin çok güçlü olması gerekiyor. Siyasi gücünüz, ekonomik gücünüz kadar önemlidir. Bu nedenle devletimizin gelire ihtiyacı var. Vergi oranlarının düşürülmesi ve verginin tabana yayılması, vergiye uyumu artıracaktır. Bu şekilde deprem gibi olağanüstü haller dışında af ya da yapılandırma yapılmasına gerek kalmayacaktır” ifadelerini kullandı.
Kayıtdışılık ve Vergi Artışları
Baran, vergi sisteminin sağlıklı işlemesi için öncelikle üretim ve ticaret alanlarının düzenlenmesi gerektiğini, aksi takdirde yüzde 50’nin üzerinde olduğu belirtilen kayıt dışılığın artacağını ve vergi gelirlerinin daha da düşeceğini söyledi. Ayrıca orantısız vergi artışlarının ve kayıt altında olanların cezalandırılmasının da kayıt dışılığı artıracağını vurguladı.
Enflasyon ve Yüksek Faiz Oranları Tasarruf Açığı Yaratıyor
Yaşanan sorunların temel kaynağının enflasyon olduğunu belirten Baran, “Enflasyon toplumu çürüten, ahlakı bozan ve ticaretin dengesini altüst eden bir olgu. Şu anda enflasyon çok yüksek, dolayısıyla faiz oranları da çok yüksek. Ülke olarak tasarruf açığımız var. İşletme sermayeleri de yeterince güçlü değil. Bu nedenle bankalara bağımlı hale geliyoruz” dedi.
Kazançların Yatırıma Dönüşmemesi Sorunu
Gelişmiş ülkelerde ticaret yapanların kazançlarını işlerini büyütmek, ihracatı geliştirmek, istihdamı artırmak ve makine parkurlarını yenilemek için kullandıklarını ifade eden Baran, “Bizde ise maalesef kazançla araba, arsa, ev veya yazlık alınıyor. Bu durum da işi yürütmek için bankaya bağımlı hale gelinmesine neden oluyor. Bankaya gidilemediğinde ise işletmenin gücü sadece deposundaki mala yetiyor. İhtiyaç için bankaya başvuran, yüzde 50 faizle para alacaksa, yüzde 20 zarar ederim diyerek elindeki malı veya hizmeti fiyatları düşürerek satıyor. Bu da çetin bir rekabeti ortaya çıkarıyor. E-ticaret sitelerinde de bunu görebilirsiniz” diye konuştu.
Sistem Kurulmalı, Af Olmamalı
İşini düzgün yapmaya çalışanların zorlandığına dikkat çeken Baran, “8 liraya alınan biberin 360 liraya satılması, yani abartılı bir karlılıkla satılması da mevcut şartlardan, iklim değişikliği, tarımsal üretim maliyetleri, savaş ortamı gibi birçok nedenden kaynaklandığı gibi insan kalitemizden de kaynaklanıyor. Denetlemelere karşı değilim, ancak denetleme ile sorun çözülmeden önce sistemin doğru kurulması gerekiyor. Hangi alanda ise orada sistemi doğru kurup, sonrasında hiçbir şekilde af olmayacağını kamuoyuna anlatırsak, bugün yaşadığımız sorunların çoğunu yaşanmayız. Örneğin, bir daha af olmayacağını Anayasa’ya koyalım” ifadelerini kullandı.
Ticaret Erbabının İmajı Zedeleniyor
En çok üzüldüğü konunun, yaşananlar sonucunda ticaret erbabı ve tacirlerin imajının zedelenmesi olduğunu belirten Baran, “Neden ticaret yapan bir kişi sahtekarlıkla suçlansın ki? Ticaret yapmak, hele de bizim gibi sancılı bir coğrafyanın ortasındaki ülkede ticaret yapmak gerçekten madalyayı hak ediyor” dedi.
Sektörel Kurallar ve Ciddi Yaptırımlar
“Koyduğumuz kuralı uygulamamız gerekiyor. Bugün en büyük sorunlardan biri şu: Bir düzenleme yapılıyor ama kısa süre sonra af geliyor. Bu da alınan kararların etkisini tamamen ortadan kaldırıyor. Oysa sistem baştan sağlam kurulmalı. Her sektör için ayrı ayrı kurallar ve standartlar belirlenmeli. Örneğin, bir işletmenin aldığı ürüne ne kadar kar koyabileceği sektöre göre değişebilir. Bazı sektörlerde yüzde 30-40 kar normal olabiliyorken, bazı sektörlerde yüzde 10-15 yeterlidir. Bu ayrım net şekilde yapılmalı ve herkes bu kurallara harfiyen uymalı. En önemlisi de şu: Kurala uymayanın ciddi yaptırımla karşılaşacağını bilmesi gerekir. Bugünkü gibi ‘nasıl olsa bir af çıkar’ anlayışı devam ederse hiçbir sistem işlemez” şeklinde konuştu.
Planlama ve Ruhsatlamanın Önemi
Gürsel Baran, her sektörde, her iş alanında, her yerleşim biriminde planlamaya ihtiyaç olduğunu vurguladı. Bunu en kısa yoldan ruhsat planlaması olarak ifade eden Baran, “Aynı alanda faaliyet gösteren işletmelerin onlarcası aynı semtte, caddede, mahallede yan yana ticaret yapabiliyor. Örneğin şehrimizde hemen her semtte erkek berberi, kadın kuaförü, terzi, restoran gibi işletmeleri yan yana sıralanmış vaziyette görebiliyoruz. İşletme sayısının ihtiyaçtan fazla olması haksız rekabete, haksız rekabet de hizmet kalitesinde düşüşe yol açarken kısa süre içinde iflas ve kapatmaları gündeme getiriyor” değerlendirmesinde bulundu.
Ticarette Sınırlar Çizilmeli
Ticarette sınırların çizilmesi gerekliliğine dikkat çeken ATO Başkanı Gürsel Baran, “Her işletmenin sermayesiyle orantılı iş yapması gerekiyor. Bugün 5 milyon lira sermayesi olan bir işletme, 100 milyonluk işlere girebiliyor. Bu da büyük riskler doğuruyor. Bir işletmenin ne kadar büyüklükte iş yapabileceği belli sınırlar içinde olmalı. Bu tür kontrolsüz büyüme hem piyasayı bozuyor hem de alacak-verecek dengelerini altüst ediyor” ifadelerini kullandı.












