DÜNYADA GÜVEN KAYBOLUYOR, İŞBİRLİĞİNE YENİ ADIMLAR
Küresel Belirsizlikler ve Türkiye-ABD Ekonomik İlişkileri Masada
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile ABD Ticaret Odası’nın ortaklaşa düzenlediği Yuvarlak Masa Toplantısı, iki ülke arasındaki ekonomik bağları güçlendirme ve ticaret-yatırım işbirliklerini artırma potansiyelini değerlendirmek üzere toplandı. Toplantıya Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da teşrif etti ve TOBB İkiz Kuleler Kabul Salonu ev sahipliği yaptı. Bu önemli buluşmada, mevcut ekonomik durum ve geleceğe yönelik stratejiler ele alındı.
Hisarcıklıoğlu: Güven Kayboluyor, Korumacılık Artıyor
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, yaptığı konuşmada, ABD ile son 10 yılda kaydedilen ticari ve yatırım ilişkilerindeki gelişmeden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Geçen yıl 39 milyar dolara ulaşan ikili ticaret hacminin tarihi bir rekor olduğunu ve ABD‘nin, Almanya‘nın ardından Türkiye’nin ikinci büyük ticaret partneri haline geldiğini vurguladı. Bu olumlu ivmenin 2024’ün ilk çeyreğinde de devam ettiğini belirtti.
Ancak Hisarcıklıoğlu, küresel ekonomide yaşanan sık ve şiddetli şoklara, ülkeler ve bölgeler arasındaki ayrışmanın derinleşmesine, kurallara dayalı ticaret sisteminin zayıflamasına, korumacılığın yükselişine, güvenin azalmasına ve öngörülebilirliğin kaybolmasına dikkat çekti. Türkiye’nin ise öngörülebilir, kurallara bağlı, yüksek üretim gücüne sahip ve coğrafi konumu itibarıyla önemli bir sanayi üretim üssü ve stratejik ortak konumunda olduğunu vurguladı.
Yeni Paradigma ve Türkiye’nin Rolü
Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde, near-shoring (yakın kıyı desteği) ve friend-shoring (dost desteği) gibi kavramların zorunluluk haline geldiğini belirten Hisarcıklıoğlu, “Türkiye, coğrafyası, sanayi altyapısı ve insan kaynağıyla bu yeni paradigmanın merkezinde yer almaktadır.” dedi. ABD ile daha güçlü bir ekonomik ortaklık kurma arzusunu dile getiren Hisarcıklıoğlu, bu ortaklığın sadece ticaret rakamlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini savundu. 100 milyar dolarlık ticaret hedefine ulaşmak için güçlü bir ivme yakalandığını ancak bu büyümeyi sürdürülebilir ve daha dengeli bir yapıya kavuşturmak gerektiğini ifade etti.
Bu ortaklığın, birlikte üretim, teknoloji geliştirme ve büyümeyi hedeflemesi gerektiğini belirten Hisarcıklıoğlu, savunma sanayisinden yapay zekaya, enerjiden dijital ekonomiye kadar pek çok alanda derin işbirliğinin mümkün olduğunu dile getirdi. Özellikle LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) ticareti ve yenilenebilir enerji alanında işbirliğinin daha da ileri taşınması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin savunma sanayisindeki küresel konumu ve yüksek teknoloji üretim kapasitesiyle ABD ile bu alanda önemli ilerlemeler kaydedebileceğine dikkat çekti. Ayrıca, karşılıklı yatırımların artırılmasının önemine değinerek, ABD’li şirketlerin Türkiye’ye son 20 yılda yaptığı 16 milyar dolarlık yatırımın çok daha yukarılara taşınması gerektiğine inandığını söyledi.
Engeller ve Çözüm Önerileri
Daha güçlü bir ortaklık kurmanın önündeki engellere de değinen Hisarcıklıoğlu, özellikle CAATSA yaptırımlarının bir an önce kaldırılması gerektiğini belirtti. Ayrıca, “Section 232” uygulamaları ve ABD’nin tek taraflı artırdığı gümrük tarife oranlarının, ikili ticaretin potansiyelinin altında kalınmasına neden olduğunu ifade ederek, “Eğer gerçekten daha büyük bir ortaklık hedefliyorsak, bu engelleri birlikte aşmalıyız.” çağrısında bulundu.
Türk firmalarının ABD’deki yatırımlarının 14 milyar doları aşmasının, Türk iş dünyasının bu ortaklığa olan güçlü inancının bir göstergesi olduğunu kaydeden Hisarcıklıoğlu, 100 milyar dolarlık ticaret hedefine ulaşmaya destek olmak amacıyla Chicago‘da TOBB Ticaret Merkezi‘ni kurduklarını bildirdi. Bu merkezin, lojistikten satış sonrası hizmetlere, pazarlamadan tedarik zinciri yönetimine kadar geniş bir yelpazede çözümler sunduğunu ve açıldığı günden bu yana 17 sektörde 150’den fazla ihracatçı firmaya hizmet verdiğini anlattı. Benzer merkezleri ABD’nin farklı eyaletlerine ve kıtasına yaygınlaştırma hedefinde olduklarını da ekledi.
ABD’li İş Dünyasından Destek ve Vizyon
ABD Ticaret Odası’nın ABD-Türkiye İş Konseyi Başkanı ve Chobani Üst Yöneticisi (CEO) Hamdi Ulukaya, Türkiye’nin genç, enerjik ve dinamik bir iş dünyasına sahip olduğunu vurguladı. Son dönemde yaşanan savaş ve çatışmaların, Türkiye’nin önemini bir kez daha gösterdiğini belirten Ulukaya, sadece ABD’ye yatırım yapmak isteyen bir Amerikan şirketi değil, aynı zamanda ABD’de yatırım yapan Türk şirketleri olduklarını ifade etti. 100 milyar dolarlık iddialı hedeflere işaret eden Ulukaya, ABD-Türkiye İş Konseyi olarak iki ülke arasında büyük bir fırsat gördüğünü ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi, derinleştirilmesi konusunda heyecanlı olduğunu söyledi. ABD-Türkiye ilişkisinin iyi gitmesinin bölge ve dünya için olumlu olduğunu belirterek, kendi rolü gereği bu ilişkileri daha iyiye taşımak için elinden gelenin en iyisini yapacağını dile getirdi. Hatta Türkiye’de yatırım yapmayı düşünmeye başladığını ve uzun vadeli düşünüldüğünde Türkiye’deki yatırımların “inanılmaz meyveler vereceğini” söyleyerek Amerikalıları daha fazla yatırım yapmaya teşvik etti.
ABD Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Khush Choksy ise Odanın, ABD iş dünyasının küresel sesi olduğunu ve Orta Doğu, Orta Asya ve Türkiye’deki çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.
Mutabakat Zaptı İmzalandı
Toplantı sonunda, iki ülke arasında ticaret ve yatırım ilişkilerinin güçlendirilmesine yönelik bir mutabakat zaptı imzalandı.
Finans Hattı Yorum:
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu‘nun küresel ekonomik belirsizliklere ve artan korumacılığa yaptığı vurgu, mevcut uluslararası ticaret atmosferinin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle ABD gibi stratejik bir partnerle ticari hacmin 39 milyar dolara ulaşması önemli bir başarı olmakla birlikte, Hisarcıklıoğlu‘nun belirttiği gibi bu ivmenin sürdürülebilirliği ve dengeli bir yapıya kavuşturulması kritik önem taşımaktadır. Savunma sanayiinden dijital ekonomiye kadar geniş bir yelpazede işbirliği potansiyeli, Türkiye’nin küresel tedarik zincirlerindeki yeni konumunu ve jeopolitik avantajlarını kullanma çabasını göstermektedir.
CAATSA yaptırımları ve “Section 232” gibi ticari engellerin kaldırılması talebi, Türkiye’nin önündeki somut zorlukları işaret etmektedir. Bu engellerin aşılması, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin tam potansiyeline ulaşması için elzemdir. Hamdi Ulukaya‘nın Türkiye’ye yatırım çağrısı ve uzun vadeli perspektifte “inanılmaz meyveler vereceği” yönündeki öngörüsü, Türkiye’nin yatırım cazibesini ve büyüme potansiyelini teyit etmektedir. Bu tür açıklamalar, hem Türk hem de Amerikan yatırımcıları için cesaret verici olabilir ve karşılıklı doğrudan yatırımların artmasına zemin hazırlayabilir.
Genel olarak bakıldığında, bu tür üst düzey diplomatik ve ekonomik buluşmalar, küresel çalkantılara rağmen Türkiye-ABD ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesine yönelik samimi bir çabanın olduğunu göstermektedir. İmzalanan mutabakat zaptı, bu çabaların somut bir adımdır ve önümüzdeki dönemde atılacak adımlarla ticaret hacminin 100 milyar dolar hedefine doğru ilerlemesi beklenmektedir. Yatırımcılar açısından, bu tür gelişmelerin yanı sıra söz konusu ticari engellerin takibi ve jeopolitik gelişmelerin ekonomik etkileri yakından izlenmelidir.










