SEO TITLE: ABD-Çin Ticaret Görüşmeleri Trump Ziyareti Öncesi Canlanıyor
Trump’ın Çin Ziyareti Öncesi Kritik Görüşmeler: Ticaret Masası Yeniden Kuruluyor
Çin Ticaret Bakanlığı, ekonomik ilişkilerden sorumlu Başbakan Yardımcısı Hı Lifıng başkanlığındaki Çin heyetinin, 12-13 Mayıs tarihlerinde Güney Kore‘de ABD ile ekonomi ve ticarete ilişkin önemli istişarelerde bulunacağını duyurdu. Bu kritik görüşmeler, ABD Başkanı Donald Trump‘ın 14-15 Mayıs‘ta Çin’e yapması planlanan ziyaret öncesinde gerçekleşecek.
Daha önce 31 Mart-2 Nisan tarihleri arasında yapılması planlanan ancak ABD Başkanı Trump‘ın İran’daki gelişmeler nedeniyle ülkesinde bulunması gerekliliği bahanesiyle 14-15 Mayıs‘a ertelenen Çin ziyareti, küresel piyasaların yakından takip ettiği bir gelişme olarak öne çıkıyor. ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Trump‘ın Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Pekin’de yapacağı zirve öncesinde Japonya ve Güney Kore’de bir dizi görüşme gerçekleştireceğini belirtti.
Mnuchin‘in açıklamasına göre, 12 Mayıs‘ta Tokyo‘da Japonya Başbakanı Shinzo Abe, Maliye Bakanı Taro Aso ve diğer yetkililerle ekonomik ilişkiler masaya yatırılacak. Ardından 13 Mayıs‘ta Seul‘de Hı Lifıng ile bir araya gelecek olan Mnuchin, bu temasların ardından Trump ve Şi arasındaki zirve için Pekin’e geçecek. Mnuchin, “Ekonomik güvenlik ulusal güvenliktir ve Başkan Trump‘ın ‘Önce Amerika Ekonomik Gündemi’ni ilerletmek üzere çalışırken verimli bir dizi görüşme gerçekleştirmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.” ifadelerini kullandı.
ABD ile Çin arasındaki ilişkiler, Başkan Trump‘ın ikinci görev döneminde karşılıklı gümrük tarifelerindeki artışlar, teknoloji kısıtlamaları ve Çin’in küresel tedarik zincirindeki kritik rol oynayan nadir toprak elementleri üzerindeki kontrolü gibi çeşitli anlaşmazlıklarla gerginleşmişti. İki ülke heyetleri, geçen yıl boyunca çeşitli şehirlerde (Cenevre, Londra, Stockholm, Madrid, Kuala Lumpur, Paris) bir araya gelerek bu anlaşmazlıkları çözme yönünde müzakereler yürüttü.
Bu müzakerelerde, karşılıklı tarife artışları iki kez 90 günlük periyotlarla askıya alınmış ve beşinci tur görüşmelerin sonunda ekonomik anlaşmazlıkların çözümüne yönelik geçici bir mutabakat çerçevesi üzerinde uzlaşıldığı açıklanmıştı. Bu anlaşma, özellikle 30 Ekim 2025‘te Güney Kore‘nin Busan şehrinde gerçekleşen liderler zirvesinin ardından ortaya çıkan olumlu hava ile pekişmişti. Bu zirvede, iki ülke karşılıklı olarak uyguladıkları %24 ek tarifeleri 10 Kasım‘dan itibaren bir yıl erteleme kararı almıştı.
Çin, fentanil ve öncül maddelerinin ihracat kontrolü konusunda adımlar atacağını taahhüt ederken, ABD de bu alandaki tedbirlerin yetersizliği gerekçesiyle Çin’e uyguladığı %20 ek gümrük vergisini %10‘a indirme kararı almıştı. Washington yönetimi 29 Eylül‘de ihracat kontrolü uyguladığı yabancı şirketlerin ortaklıklarını kapsayan kuralın yürürlüğe girişini bir yıl ertelerken, Çin de nadir toprak elementleri ihracat kontrol tedbirlerinin uygulanmasını bir yıl ertelemeyi kabul etmişti. Ayrıca, ABD’nin denizcilik, lojistik ve gemicilik sektörlerine yönelik başlattığı soruşturma sonucunda Çin gemilerine ek liman ücreti getirilmesi kararı ve Çin’in misilleme tedbirleri de bir yıl ertelenmişti.
Finans Hattı Yorum:
ABD ve Çin arasındaki ticaret müzakerelerinin yeniden canlanması, küresel piyasalar için önemli bir dönüm noktası olabilir. Özellikle Donald Trump‘ın Çin ziyaretinden hemen önce gerçekleşecek bu üst düzey temaslar, piyasalardaki belirsizliği azaltma potansiyeli taşıyor. Bu görüşmelerden çıkacak olası bir anlaşma veya en azından yapıcı bir ilerleme, küresel büyüme endişelerini hafifletebilir ve teknoloji, otomotiv, perakende gibi ticaret savaşlarından doğrudan etkilenen sektörlerde olumlu yansımalar yaratabilir. Ancak, geçmişteki müzakere süreçlerinde yaşanan gelgitler göz önüne alındığında, sonuçların temkinli bir iyimserlikle takip edilmesi gerekmektedir.
Yatırımcılar açısından bakıldığında, ABD-Çin ticaret ilişkilerindeki gelişmeler, küresel risk iştahını doğrudan etkileyen temel faktörlerden biri olmaya devam ediyor. Bu kritik görüşmelerin sonucu, özellikle gelişmekte olan piyasalara yönelecek sermaye akışını ve döviz kurlarını şekillendirecektir. Eğer görüşmeler olumlu bir zeminde ilerlerse, hisse senedi piyasalarında risk iştahının artması ve güvenli liman varlıklarına olan talebin azalması beklenebilir. Tersine, bir başarısızlık veya gerginlik artışı durumunda ise küresel borsalarda satış baskısı görülebilir.
Önümüzdeki dönemde yatırımcıların dikkat etmesi gereken en önemli unsurlar, görüşmelerin içeriği ve somut sonuçları olacaktır. Özellikle nadir toprak elementleri, yarı iletkenler ve tarım ürünleri gibi stratejik sektörlerdeki gelişmeler yakından izlenmelidir. Teknik olarak ise, küresel endekslerdeki önemli destek ve direnç seviyeleri ile Çin ve ABD’den gelecek ekonomik veri akışları, piyasa yönünü belirlemede kilit rol oynayacaktır. Trump‘ın ziyaretinin öncesi ve sonrasındaki açıklamalar, piyasalarda kısa vadeli dalgalanmalara neden olabilir.
















