TÜRK İHRACATI YILIN İLK YARISINDA UZAK ÜLKELERDE 14,3 MİLYAR DOLARA ULAŞTI
Jeopolitik Belirsizlikler İhracatçıyı Yeni Pazarlara Yöneltti
Bu yılın ilk altı ayında, Türkiye’nin “Uzak Ülkeler Stratejisi” kapsamında belirlediği 18 ülkeye yönelik ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,2’lik bir artışla 14,3 milyar dolara ulaştı. Bu strateji, küresel ekonominin yarısından fazlasını oluşturan bu ülkelerden daha fazla pay almayı hedefleyerek, Türk ihracatçılarının global arenadaki varlığını güçlendirmeyi amaçlıyor. Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Japonya, Pakistan, Kanada, Hindistan ve Avustralya gibi anahtar ülkelerin dahil olduğu bu geniş coğrafyadaki ihracat artışı, özellikle artan jeopolitik riskler ve Avrupa’daki ekonomik durgunluk ortamında yeni pazarlara yönelmenin bir sonucu olarak öne çıkıyor.
Rusya-Ukrayna Savaşı’nın dört yılı aşkın süredir devam etmesi, Orta Doğu’daki çatışmaların tırmanması ve Avrupa ekonomisindeki yavaşlama gibi küresel çapta yaşanan olumsuz gelişmeler, Türk ekonomisini dışa bağımlılığı azaltma ve ihracat pazarlarını çeşitlendirme stratejilerini daha da kritik hale getirdi. Ticaret Bakanlığı’nın öncülük ettiği “Uzak Ülkeler Stratejisi” bu bağlamda, Türk firmalarının küresel tedarik zincirlerindeki konumunu sağlamlaştırması ve katma değerli ürünlerini daha geniş bir coğrafyaya ulaştırması için önemli bir katalizör görevi görüyor. Bu stratejik hamleler, 2023 yılının ilk yarısında elde edilen 14 milyar 345 milyon 805 bin dolarlık ihracat rakamı ile somut sonuçlar vermeye başladı. Geçtiğimiz yılın aynı döneminde bu ülkelerden elde edilen ihracat geliri 12 milyar 781 milyon 737 bin dolar seviyesindeydi. Bu artış, Türk sanayisinin ve ticaretinin adaptasyon yeteneğini ve küresel pazarlardaki rekabet gücünü teyit etmektedir. Güncel Şirket Haberleri ve sektörel gelişmeler, bu tür makroekonomik değişimlerin şirket bilançolarına yansımalarını yakından takip etmemizi gerektiriyor.
ABD Liderliğinde İlk 18 Ülke Performansı
Uzak Ülkeler Stratejisi kapsamında ihracat performansı sergileyen 18 ülke arasında, ABD 6 milyar 971 milyon 280 bin dolarlık ihracat değeriyle açık ara liderliğini korudu. Bu rakam, söz konusu 18 ülkeye yapılan toplam ihracatın yaklaşık %48‘ini oluşturuyor. ABD’yi sırasıyla 1 milyar 809 milyon 73 bin dolarla Çin, 641 milyon 689 bin dolarla Meksika, 640 milyon 244 bin dolarla Kanada ve 580 milyon 426 bin dolarla Hindistan takip etti. Bu demografik ve ekonomik büyüklükleri itibarıyla öne çıkan ülkeler, Türk üreticileri için önemli fırsatlar sunmaya devam ediyor.
Yılın ilk yarısında en dikkat çekici ihracat artışı ise %62,4 ile Nijerya’da gerçekleşti. Bu ülkeyi, %57,1 ile Endonezya, %36 ile Güney Afrika Cumhuriyeti, %32,7 ile Çin ve %17,6 ile Meksika izledi. Bu yüksek oranlı artışlar, Türk firmalarının yeni pazarlardaki potansiyelini ve stratejik yayılımını göstermesi açısından büyük önem taşıyor. Farklı coğrafyalarda elde edilen bu başarılar, genel ihracat performansı üzerindeki olumlu etkiyi artırıyor ve sektörlerin çeşitlenmesine katkıda bulunuyor.
Sektörel Dağılım ve Ülkeye Özel Performans
ABD’ye yapılan ihracatta, 725 milyon 356 bin dolarla “kimyevi maddeler ve mamulleri” sektörü ilk sırada yer aldı. Bu sektörü, 679 milyon 155 bin dolarla “elektrik ve elektronik” ve 607 milyon 230 bin dolarla “otomotiv endüstrisi” takip etti. Bu dağılım, Türkiye’nin sanayi ürünleri ihracatındaki çeşitliliğini ve ABD pazarındaki gücünü yansıtıyor.
Çin’e yapılan ihracatta ise 1 milyar dolarla “madencilik ürünleri” başı çekerken, bunu 362 milyon 417 bin dolarla “kimyevi maddeler ve mamulleri” ve 87 milyon 776 bin dolarla “tekstil ve ham maddeleri” sektörleri izledi. Bu veriler, Çin’in ithalat yapısındaki çeşitliliği ve Türkiye’nin bu pazardaki farklı sektörlerdeki varlığını gösteriyor.
Meksika’ya yapılan ihracatta öne çıkan sektör ise 178 milyon 163 bin dolarla “mücevher” oldu. Bu sektörü 114 milyon dolarla “otomotiv endüstrisi” ve 73 milyon 99 bin dolarla “çelik” takip etti. Mücevher sektöründeki bu güçlü performans, niş alanlarda da önemli başarılar elde edilebileceğini gösteriyor.
Ticaret Bakanlığı tarafından 2022 yılında uygulamaya konulan Uzak Ülkeler Stratejisi, ABD, Avustralya, Brezilya, Çin, Endonezya, Filipinler, Güney Afrika, Güney Kore, Hindistan, Japonya, Kanada, Malezya, Meksika, Nijerya, Pakistan, Şili, Tayvan ve Vietnam gibi 18 ülkeyi kapsamaktadır. Bu stratejik genişleme, Türk ihracatının sürdürülebilir büyümesi ve küresel ekonomik dalgalanmalara karşı direncini artırması açısından kritik bir öneme sahiptir.
| Ülke | 2025 (Bin $) | 2026 (Bin $) | Değişim Oranı (%) |
| ABD | 6.308.776,45 | 6.971.280,51 | 10,5 |
| ÇİN | 1.362.872,97 | 1.809.073,56 | 32,7 |
| MEKSİKA | 545.455,71 | 641.689,49 | 17,6 |
| KANADA | 689.692,32 | 640.244,49 | -7,2 |
| HİNDİSTAN | 559.756,27 | 580.426,86 | 3,7 |
| AVUSTRALYA | 4 | – | – |
Finans Hattı Yorum:
Uzak Ülkeler Stratejisi’nin ilk yarı sonuçları, küresel ekonomik konjonktürdeki belirsizliklerin ve bölgesel çatışmaların Türk ihracatçıları üzerindeki etkisinin azaltılmasında ne kadar başarılı bir politika olduğunu gözler önüne seriyor. Avrupa’daki daralma eğilimleri ve tedarik zinciri aksamaları, ihracatçımızı alternatif ve büyüyen pazarlara yönlendirerek hem firma bazında riskleri dağıtıyor hem de ülke ekonomisinin dış ticaret gelirlerini çeşitlendiriyor. Özellikle ABD gibi devasa bir pazarda gösterilen %10,5’lik büyüme, Türk ürünlerine olan talebin arttığını ve bu pazarda kalıcılaşma potansiyelinin yüksek olduğunu gösteriyor. Bu strateji, Türkiye’nin küresel ticaret haritasındaki yerini daha da sağlamlaştırma yolunda önemli bir kilometre taşıdır.
Yatırımcı duyarlılığı açısından bakıldığında, bu ihracat rakamları, özellikle ihracata dayalı büyüme potansiyeli taşıyan sanayi şirketleri için olumlu bir gösterge niteliğinde. Sektörel bazda kimyevi maddeler, elektrik-elektronik ve otomotiv gibi alanlarda görülen güçlü performanslar, bu sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin finansal tablolarında iyileşme sinyalleri verebilir. Gerekli Halka Arz Haberleri ve şirket bilançolarını inceleyerek bu durumdan faydalanabilecek şirketleri belirlemek, doğru yatırım kararları için önem taşımaktadır. Fiyat/kazanç (F/K) ve piyasa değeri/defter değeri (PD/DD) gibi temel analiz göstergeleri, bu şirketlerin mevcut çarpanlarının büyüme beklentilerini ne ölçüde yansıttığını anlamak için kritik olacaktır.
Ancak bu olumlu tablonun karşısında dikkat edilmesi gereken bazı risk faktörleri de mevcuttur. Küresel enflasyonist baskıların sürmesi, ana pazarlardaki (özellikle ABD ve Avrupa) olası bir resesyon riski, gelişmekte olan ülkelerdeki döviz kuru dalgalanmaları ve artan lojistik maliyetleri, ihracat performansını olumsuz etkileyebilecek temel faktörlerdir. Ayrıca, Uzak Ülkeler Stratejisi’nin hedeflerine ulaşmasında gümrük vergileri, ticaret anlaşmaları ve yerel regülasyonlar gibi dışsal faktörlerin de rolü olacaktır. Bu nedenle, yatırımcıların makroekonomik gelişmeleri ve jeopolitik riskleri yakından takip ederek portföy çeşitlendirmesini önemsemesi gerekmektedir.











