Türkiye, ESG Borçlanma Araçlarında Önemli Bir Konumda
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings’in son raporuna göre, Türkiye, gelişmekte olan piyasalarda dolar cinsinden ihraç edilen Çevre, Sosyal ve Yönetişim (ESG) odaklı borçlanma araçlarında önemli bir paya sahip olarak beşinci sırada yer aldı. Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri bu alanda liderliğini sürdürürken, Türkiye’nin elde ettiği yüzde 11,7’lik pay dikkat çekiyor. Bu gelişme, küresel finans piyasalarında sürdürülebilirlik temalarının giderek daha fazla önem kazandığının bir göstergesi olarak öne çıkıyor.
Gelişmekte Olan Piyasalar ve ESG İhraçları
Fitch’in raporu, gelişmekte olan piyasalardaki dolar cinsinden ESG borçlanma aracı ihraçlarının 2026’nın ilk dokuz ayında bir önceki yıla göre %40’lık bir düşüşle yaklaşık 15 milyar dolara gerilediğini ortaya koyuyor. Bu düşüşe rağmen, Körfez ülkeleri gerçekleştirdikleri ihraçların yaklaşık %39’unu oluşturarak bu alandaki liderliklerini perçinledi. Körfez ülkelerinin sürdürülebilirlik ve dönüşüm planları, finansman kaynaklarını çeşitlendirme stratejileri ve uluslararası yatırımcıların artan talebi, bu bölgenin ESG borç piyasasındaki hakimiyetini destekliyor. Raporda, bölgedeki ESG ihraçlarının 2026’nın son çeyreğinde ve 2027’de artış gösterebileceği öngörülüyor, ancak jeopolitik gelişmelerin potansiyel bir risk unsuru olmaya devam ettiği vurgulanıyor.
Ülkelere Göre ESG Borçlanma Performansı
ESG borçlanma aracı ihraçlarında ülkelere göre yapılan dağılımda Suudi Arabistan, %20,9’luk pay ile ilk sırayı aldı. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) %17,8’lik payla ikinci, Brezilya ise %15,9’luk payla üçüncü sırada yer aldı. Hindistan %12,5 ile dördüncü olurken, Türkiye %11,7’lik payıyla beşinci sıraya yerleşti. Bu sıralama, gelişmekte olan piyasalarda ESG finansmanına yönelik artan ilgiyi ve farklı ülkelerin bu alandaki stratejik yaklaşımlarını gözler önüne seriyor.
Körfez’de ESG Borç Stoku ve İslami Finansın Rolü
Körfez ülkelerinde tedavüldeki ESG borçlanma araçlarının toplam tutarı, 2026’nın üçüncü çeyreği sonunda yıllık %18’lik bir artışla 72,9 milyar doları aştı. Bu toplam stokun %43’ünü sukuk ihraçları oluşturuyor. Fitch, bu durumun Körfez ülkelerindeki bankacılık sistemlerinin önemli bir bölümünü oluşturan İslami bankalardan gelen güçlü talep tarafından desteklendiğini belirtiyor. ESG etiketli araçların Körfez ülkelerindeki toplam dolar cinsinden borç stokundaki payı yaklaşık %8 seviyesinde bulunuyor.
Para Birimleri ve İhraç Trendleri
Körfez ülkelerinde ESG borçlanma araçlarının büyük çoğunluğu dolar cinsinden ihraç edilirken, euro cinsinden yapılan ihraçların payı da dikkat çekici bir artış gösteriyor. 2026’nın üçüncü çeyreğinde bölgede euro cinsinden gerçekleştirilen borçlanma aracı ihraçlarının %91’i ESG formatında yapıldı. Bu durum, Avrupa ESG borç piyasasının gelişmişliğini ve yatırımcı talebini yansıtıyor. Katar riyali cinsinden yeşil sukuk ve sürdürülebilir tahvil ihraçları da yakın zamanda gerçekleştirilse de, bu piyasadaki faaliyetlerin henüz sınırlı kaldığı gözlemleniyor.
Körfez’de İhraç Hacmindeki Düşüş ve BAE-Suudi Arabistan Farklılaşması
Körfez ülkelerinde ESG borçlanma aracı ihraç hacmi, 2026’nın ilk dokuz ayında yıllık %44’lük bir düşüşle yaklaşık 8 milyar dolara geriledi. Raporda, bu düşüşte İran ile yaşanan jeopolitik gerilimler sırasında borç sermaye piyasalarındaki faaliyetlerin zayıflamasının etkili olduğu belirtiliyor. Bölgedeki tüm ESG ihraçları BAE ve Suudi Arabistan tarafından gerçekleştirildi; ihraç hacminin %61’i BAE’den, %39’u ise Suudi Arabistan’dan geldi. İki ülkenin performansındaki farklılıklar dikkat çekiyor: BAE’de ESG borçlanma aracı ihraçları yıllık %12 artarken, Suudi Arabistan’da %66’lık bir gerileme yaşandı. Bu durum, her ülkenin kendi ekonomik koşulları ve stratejilerine göre farklılaştığını gösteriyor. Türkiye’nin bu alandaki konumu, küresel sürdürülebilirlik finansmanı ekosistemindeki yerini pekiştirme potansiyeli taşıyor ve gelecekteki halka arz ve borçlanma stratejileri açısından önem arz ediyor.
Finans Hattı Yorum:
Türkiye’nin uluslararası piyasalarda ESG borçlanma araçlarında elde ettiği beşincilik, sürdürülebilirlik odaklı finansman stratejilerinin küresel ölçekte giderek daha fazla kabul gördüğünün bir işareti. Bu durum, şirketlerimizin uluslararası yatırımcılar nezdindeki cazibesini artırırken, aynı zamanda çevreye duyarlı ve sosyal sorumluluk sahibi projelerin finansmanına erişimi kolaylaştıracaktır. Sektördeki genel düşüş trendine rağmen Türkiye’nin bu sıralamada yer alması, makroekonomik istikrarın sağlanması ve yeşil finansman konusundaki potansiyelinin vurgulanması açısından önemlidir.
Bu gelişme, global piyasalardaki risk algısını ve yatırımcı davranışlarını da şekillendirebilir. Özellikle Körfez ülkelerinin liderliği ve İslami finansman araçlarının (sukuk) bu alandaki payının yüksekliği, farklı finansal enstrümanların sürdürülebilirlik hedefleriyle nasıl entegre edilebileceğine dair ipuçları sunuyor. Türkiye’nin bu pazardaki payını artırması, hem kurumsal düzeyde hem de genel ekonomide yeşil dönüşümün hızlanmasıyla mümkün olacaktır.
Önümüzdeki dönemde, Türkiye’nin ESG borçlanma piyasasındaki konumunu koruması ve yükseltmesi, küresel iklim değişikliğiyle mücadele hedefleriyle uyumlu politikaların benimsenmesine, şeffaf raporlama standartlarının uygulanmasına ve bu alandaki yatırımcı güveninin pekiştirilmesine bağlı olacaktır. Jeopolitik risklerin yanı sıra, küresel faiz oranlarındaki değişimler ve gelişmekte olan piyasalara yönelik genel yatırımcı iştahı da Türkiye’nin bu alandaki performansını etkileyebilecek önemli faktörlerdir.
















