Sığ Tahtalarda Karşılıklı İşlemler, Şişirilen Fon Fiyatları ve 826 Milyar Liralık Tasfiyeye Yol Açan Manipülasyon Mekanizması
Türkiye sermaye piyasalarında Eylül 2026 döneminde patlak veren ve toplam varlık büyüklüğü 18-20 Milyar Doları (826 Milyar TL) bulan tarihi fon krizi, finansal piyasaların karşılaştığı en karmaşık piyasa dolandırıcılığı ve manipülasyon ağlarından birini gün yüzüne çıkarmıştır. Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) müdahalesiyle Tera Portföy, Pusula Portföy, Hedef Portföy, Atlas Portföy, A1 Portföy, Pardus Portföy ve Bulls Portföy bünyesindeki 131 fonun tasfiyesine karar verilmesi, buzdağının yalnızca görünen yüzüdür.
Krizin merkezinde; serbest yatırım fonları şemsiyesi altında organize edilen, fiili dolaşımı sığ hisse senetlerinde kurulan yapay fiyatlama mekanizmaları, karşılıklı işlemler (circular trading / churning), fon portföy değerlerinin (NAV) fiktif biçimde şişirilmesi ve bu yolla TEFAS üzerinden yüz binlerce yatırımcının sisteme çekilerek oluşturulan ponzi benzeri likidite piramidi yer almaktadır. Bu kapsamlı analiz yazısında, krizin odağındaki hisse senetleri, bu hisselerde uygulanan manipülasyon modelleri ve tasfiyeye giden süreç tüm çıplaklığıyla incelenmiştir.
Manipülasyonun Temel Çarkı: Düşük Dolaşım, Karşılıklı İşlemler ve TEFAS İllüzyonu
Fon krizini doğuran manipülatif düzenek, geleneksel hisse manipülasyonlarının fon mekanizmasıyla entegre edilerek kurumsallaştırılmış bir türevidir. Bu döngü dört ana aşamada işletilmiştir:
1. Düşük Fiili Dolaşım Oranı (FDO) ve Tahta Kilitleme
Manipülasyonun hedefindeki şirketler rastgele seçilmemiştir. Fiili dolaşımdaki pay oranı %10 ile %25 arasında kalan, derinliği sığ ve piyasa yapıcılığı bulunmayan şirketler hedef alınmıştır. İlgili portföy yönetim şirketlerine bağlı birden fazla serbest fon üzerinden bu hisselerin dolaşımdaki paylarının %60 ila %80‘i piyasadan toplanarak tahtadaki serbest pay arzı fiilen kilitlenmiştir.
2. Karşılıklı İşlemler ve Yapay Fiyat Artışı (Cross-Trading)
Tahtadaki arz kısıtlandıktan sonra, aynı kurucuya veya iş birliği halindeki farklı portföy yönetim şirketlerine ait fonlar arasında kademeli ve yüksek fiyatlardan karşılıklı işlemler gerçekleştirilmiştir. Gerçek bir mülkiyet değişimi doğurmayan bu işlemlerle hisse fiyatları temel finansal rasyolarından (F/K, PD/DD, FAVÖK) tamamen koparılarak astronomik seviyelere taşınmıştır.
3. Fon Birim Pay Değerinin (NAV) Manipüle Edilmesi
Fonların portföylerinde tuttukları bu sığ hisselerin fiyatı yapay olarak her gün tavan veya primli kapandıkça, fonların TEFAS platformunda yayımlanan “Birim Pay Değeri” ve “Geçmiş Getiri” oranları olağanüstü yüksek çıkmıştır. Yıllık bazda yüzlerce kat getiri vadeden bu serbest fonlar, finansal okuryazarlığı kısıtlı 455 bin 758 bireysel yatırımcının sisteme para akıtmasını sağlamıştır.
4. Kredili İşlem, Teminatlandırma ve Piramit Döngüsü
Gelen taze yatırımcı nakitleri reel olarak çeşitlendirilmiş varlıklara değil, yine aynı sığ hisselerin fiyatını yüksek tutmak için piyasadan hisse alımına yönlendirilmiştir. Dahası, yapay biçimde değeri katlanan bu hisseler, aracı kurumlarda ve para piyasalarında teminat gösterilerek ilave kaldıraçlı pozisyonlar açılmıştır.
Krizin Merkezindeki Şirketler ve Tahtalardaki Operasyonel Kırılımlar
Soruşturma dosyalarına, SPK bültenlerine ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı incelemelerine yansıyan verilere göre, manipülatif fon yoğunlaşmasının merkez üssünde yer alan başlıca şirketler ve hisselerindeki usulsüzlükler şunlardır:
Katılımevim Tasarruf Finansman A.Ş. (KTLEV): Tasarruf finansmanı sektöründe faaliyet gösteren şirketin payları, krizin ana operasyon merkezlerinden biri olmuştur. Fonların tahtada yarattığı aşırı yoğunlaşma ile hisse senedi piyasa gerçeklerinden kopartılmış; fonların fonlama ve teminat aracı haline getirilmiştir. Krizin patlak vermesiyle günlerce taban serisi yaşayan hisse, BİST50 ve BİST100 endekslerinden çıkarılmıştır.
Destek Finans Faktoring A.Ş. (DSTKF): Birkaç serbest fonun portföyünün neredeyse yarısını dolduracak derecede tek hisse yoğunlaşmasına tabi tutulmuştur. Hissede yaratılan yapay işlem hacimleri şirketi geçici olarak BİST30 endeksine kadar taşımış; ancak fonların temerrüde düşmesiyle birlikte piyasa yapısı çökmüş ve 1 Ekim 2026 endeks revizyonuyla tüm ana endekslerden ihraç edilmiştir.
Mia Teknoloji (MIATK), Odine Teknoloji (ODINE) ve Pasifik Teknoloji (PATEK): Bilişim ve teknoloji temalı serbest fonların vitrininde kullanılan bu hisseler, yazılım sektöründeki küresel rüzgâr bahane edilerek manipüle edilmiştir. Fonların karşılıklı paslaşmalarıyla çarpanları F/K bazında 80-100 seviyelerine tırmandırılmış, kriz anında ise tabanlarda milyonlarca lotluk satış emirleri birikmiştir.
Pasifik Eurasia Lojistik (PASEU) ve Pasifik GMYO (PSGYO): Pasifik grubu şirketlerinin payları, özellikle lojistik ve gayrimenkul odaklı serbest fonların portföylerinde aşırı yoğunlaşma yaratılarak kontrol altına alınmıştır. Bu hisselerdeki yapay fiyatlama, kriz anında fonların katılma payı çıkışlarını ödeyememesinin ana nedenlerinden biri olmuştur.
Reeder Teknoloji (REEDR), Kuyas Yatırım (KUYAS) ve Efor Yatırım (EFOR): Düşük fiili dolaşım oranları ve perakende yatırımcı ilgisi kullanılarak fon portföylerinde devasa bloklar halinde toplanmış; fiyatın yapay olarak desteklenmesi için fon likiditesi bu tahtalara kalkan yapılmıştır.
Ral Yatırım Holding (RALYH), Qua Granite (QUAGR), Peker GYO (PEKGY), Anel Elektrik (ANELE) ve Işıklar Enerji Yapı Holding (IEYHO): İlgili fonların portföy kısıtlamalarını aşmak ve çapraz alım satımlarla günlük fon getirisini yeşil göstermek adına senkronize alım satım operasyonlarına alet edilen diğer hisseler olmuştur.
Krizin odağındaki şirketlerin manipülasyon profili ve kriz sonrası piyasa yansımaları aşağıdaki tabloda detaylandırılmıştır:
| Hisse Kodu | Şirket Unvanı | Manipülasyon ve Yoğunlaşma Türü | Tahtadaki Likidite Hasarı ve Endeks Yansıması |
| KTLEV | Katılımevim Tasarruf Finansman | Dolaşımdaki payların kilitlenmesi, teminat manipülasyonu | Çoklu taban serileri, BİST50 ve BİST100‘den çıkarılma |
| DSTKF | Destek Finans Faktoring | Aşırı tek hisse konsantrasyonu, yapay BİST 30 yükselişi | Likidite çöküşü, BİST30, BİST50 ve BİST100‘den ihraç |
| MIATK | Mia Teknoloji | Fonlar arası çapraz işlemlerle fiyat şişirme | Fon çıkışlarında alıcısız tabanlar, BİST50 dışına düşüş |
| ODINE | Odine Teknoloji | Halka arz sonrası fon yoğunlaşması ve yapay ciro algısı | Taban kilitlenmeleri, BİST100 endeksinden çıkarılma |
| PASEU | Pasifik Eurasia Lojistik | Karşılıklı hacim yaratma, fon NAV manipülasyonu | Sermaye erimesi, BİST50 ve BİST100 sepetinden tasfiye |
| PATEK | Pasifik Teknoloji | Bilişim fonları üzerinden yapay fiyat istikrarı | Fon çözülmesinde satış karşılanamaması, BİST100 dışı kalma |
| PSGYO | Pasifik Gayrimenkul Yatırım Ort. | Varlık değerinin üzerinde fon alımlarıyla fiyatlama | Yoğun fon tasfiyesi, BİST100 endeksinden çıkarılma |
| REEDR | Reeder Teknoloji | Perakende FOMO’su ve fon ortaklığı algısıyla şişirme | Yüklü taban emirleri, BİST100 endeksinden çıkarılma |
| KUYAS | Kuyas Yatırım | Gayrimenkul fonları üzerinden çapraz tahta kontrolü | Likidite kaybı, BİST50 ve BİST100 listesinden çıkarılma |
| EFOR | Efor Yatırım | Fon blok alımlarıyla serbest dolaşım baskılanması | Taban serileri, BİST50 ve BİST100 sepetinden çıkarılma |
| RALYH | Ral Yatırım Holding | Fonlar arası pay devirleri ile yapay primleme | Fiyat çöküşü, BİST100 endeksinden çıkarılma |
| QUAGR | Qua Granite Hayal Yapı | Portföy tamponu olarak kullanma ve likidite çekişi | Sert satış dalgası, BİST100 endeksinden çıkarılma |
Teminat Kaskadı ve Zincirleme Likidite Çöküşü: Taban Serileri Nasıl Başladı?
Manipülasyon mekanizması sisteme taze para girdiği sürece sorunsuz çalışmıştır. Ancak çarkın kırılma noktası SPK’nın 28 Ağustos 2026 tarihinde yayımladığı ilke kararı olmuştur. SPK, serbest fonların BİST 30 dışındaki tek bir hisseye yapabileceği yatırım sınırını katı kurallara bağlamış ve tek payda %5’i aşan yatırımların toplamının fon portföyünün %20’sini geçemeyeceğini hükme bağlamıştır.
Bu düzenleme ile portföy yönetim şirketlerine portföylerini yasal sınırlara çekmesi için süre tanınmıştır. Ancak fon yöneticileri hisse satmaya çalıştığı anda sistem kilitlenmiştir:
Alıcısız Tahtalar: Manipülatif hisselerdeki fiyatlar organik bir piyasa talebine dayanmadığı için, fonlar milyonlarca lotluk satış girdiği anda piyasada bu büyüklüğü karşılayacak hiçbir gerçek alıcı bulunamamıştır.
Taban Kilitlenmeleri: KTLEV, DSTKF, MIATK, ODINE, REEDR ve PASEU gibi hisseler günlerce taban fiyatta kilitlenmiş, işlem hacimleri sıfıra yaklaşmıştır.
Fon Katılma Payı İadelerinin Çöküşü: Fon getirisinin hızla eksiye döndüğünü gören yatırımcılar panikle fon katılma paylarını iade etmek (paralarını çekmek) istemiştir. Ancak hisseleri satıp nakde dönemeyen fonlar, 15-16 Eylül 2026 tarihlerinde temerrüde düşerek nakit ödemelerini durdurmuştur.
Bulaşma Etkisi ve BİST 30 Tasfiyesi: Temerrüt dalgası ve 1,76 Milyar TL’lik teminat tamamlama çağrıları (margin call), aracı kurumları bu fonların teminatında duran diğer likit hisseleri satmaya zorlamıştır. Fonların elindeki THYAO, TUPRS, ASELS ve AKBNK gibi dev BİST 30 hisseleri haraç mezat satılmış; kriz sığ hisselerden genele yayılarak Borsa İstanbul A.Ş. genelinde 4,5 Trilyon TL’lik servet kaybına ve endekste %20’ye yakın bir çöküşe yol açmıştır.
Finans Hattı Yorum:
Türkiye sermaye piyasalarında yaşanan Eylül 2026 fon krizi, piyasa mikro yapısı (market microstructure) ve finansal regülasyon teorisi açısından tarihe geçecek bir “regülatif arbitraj” ve “sistemik piyasa dolandırıcılığı” vakasıdır. Krizin temelinde yatan en büyük yanılsama, serbest fon (hedge fund) statüsündeki son derece yüksek riskli ve karmaşık enstrümanların, TEFAS platformu gibi likit, şeffaf ve tabana yaygın bir dağıtım ağı üzerinden denetimsizce perakende yatırımcılara satılmasına izin verilmiş olmasıdır.
Finansal analiz açısından bu krizin hisse bazlı mekaniği incelendiğinde, “fiyat keşfi” (price discovery) mekanizmasının nasıl felç edildiği açıkça görülmektedir. Serbest fonlar, likit olmayan ve fiili dolaşımı %10 – %20 bandında sıkışmış sığ tahtalarda (KTLEV, DSTKF, MIATK, ODINE, PASEU) pozisyon açarak piyasa yapıcısı gibi davranmış; ancak piyasa yapıcılığının aksine likidite sağlamak yerine tahtadaki tüm likiditeyi yutarak fiyatı tek yönlü yukarı manipüle etmiştir. Şirketlerin özkaynak kârlılığı, Fiyat/Kazanç (F/K) ve FAVÖK marjları gibi temel rasyoları bu yapay fiyatlamayı desteklemediği için, tahtalarda oluşan değer bir rasyonel yatırım değeri değil, tamamen “suni bir değerleme köpüğü” haline gelmiştir.
Krizin en yıkıcı yapısal dersi ise “likidite yanılsamasıdır” (liquidity illusion). Bir hisse senedinin fiyat ekranında her gün %10 prim yapması, o hissenin gerçekte likit olduğu anlamına gelmez. Nitekim fon yöneticileri yüz milyarlarca liralık portföy büyüklüklerine ulaşmalarına rağmen, SPK regülasyonu sonrasında tek bir günde dahi portföylerinin %1‘ini nakde çevirememişlerdir. Bu durum, piyasa derinliği ile fiyat seviyesi arasındaki asimetrinin sermaye piyasalarını nasıl temerrüt sarmalına sokabileceğini kanıtlamıştır.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan geniş çaplı adli soruşturmalar, gözaltılar ve MKK kayıtları üzerinden yürütülen geriye dönük incelemeler, piyasa dolandırıcılığı fiilini işleyen aktörlerin tespiti açısından zaruridir. Ancak regülasyon tarafında da kalıcı reformlar kaçınılmazdır:
TEFAS ve Serbest Fon Ayrımı: Serbest fonların TEFAS üzerinden genel perakende yatırımcılara doğrudan satışı tamamen yasaklanmalı; yalnızca gerçek anlamda portföy büyüklüğü denetlenen “nitelikli yatırımcılara” kapalı devre sunulmalıdır.
Sığ Tahtalarda Konsantrasyon Limitleri: Fonların sermaye piyasası araçlarındaki payı sadece fon portföyü bazında değil, hedef şirketin fiili dolaşımdaki paylarına (FDO) oranla da sınırlandırılmalıdır. Bir fon grubunun, halka açık bir şirketin serbest dolaşımdaki hisselerinin %10‘undan fazlasını kontrol etmesi sistemik risk olarak kodlanmalıdır.
Dinamik Risk ve Stres Testleri: Takasbank ve SPK gözetim sistemleri, fonların portföy likiditesini anlık stres testlerine tabi tutmalı; fonun aynı anda %20 katılma payı çıkışı ile karşılaşması durumunda portföyündeki hisseleri kaç günde nakde çevirebileceği (Days-to-Liquidate rasyosu) zorunlu bir risk metriği haline getirilmelidir.
Sonuç olarak; krizin ardından 1 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe giren endeks revizyonu ile bu manipülatif hisselerin BİST30, BİST50 ve BİST100 vitrininden tamamen süpürülmesi ve yerlerine bilançosu sağlam reel sektör devlerinin yerleştirilmesi, Borsa İstanbul’un rasyonel fiyatlama zeminine dönmesi açısından en kritik temizlik adımı olmuştur. Yatırımcıların ise sermaye piyasalarında “garanti yüksek getiri” illüzyonu sunan sığ temalı fonlardan uzak durmaları, yatırım kararlarını bağımsız denetimden geçmiş nakit akışlarına, F/K ve PD/DD gibi rasyonel temel analiz çarpanlarına dayandırmaları hayati bir gerekliliktir.
















