Gözlerinizden Öperim Sergisi Venedik’te Açıldı
60. Venedik Bienali’nin Türkiye Pavyonu, 6 Mayıs tarihinde sanatçı Nilbar Güreş‘in “Gözlerinizden Öperim” isimli sergisiyle kapılarını açtı. 22 Kasım tarihine kadar bienalin önemli mekanlarından Arsenale’de ziyaret edilebilecek serginin küratörlüğünü Başak Doğa Temür üstleniyor. Türkiye Pavyonu’nun bu yılki organizasyonu, İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) koordinasyonunda, Dışişleri Bakanlığı himayesinde ve Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla gerçekleştiriliyor. Finansal destekler ise Borusan Otomotiv ve Trendyol Sanat sponsorluğunda sağlanırken, SAHA Derneği prodüksiyon desteği, Türk Hava Yolları ise havayolu partnerliği ile projeye katkıda bulunuyor. Vehbi Koç Vakfı da sergi kitabının yayın desteğini üstlendi.
Sanatçı Nilbar Güreş‘in Türkiye Pavyonu’ndaki sergisi, cinsiyet, göç, aidiyet ve gündelik iktidar dinamiklerini sanatsal pratiğinin merkezine alıyor. Sergide, sanatçının farklı dönemlerden seçilmiş yapıtları ile bu sergi için özel olarak üretilmiş yeni eserleri bir araya geliyor. Geçiş halindeki figürler aracılığıyla toplumsal normların yarattığı gerilimleri görünür kılan Güreş, izleyiciyi yerleşik bakış açılarını yeniden sorgulamaya davet ediyor. Sergide kullanılan malzemeler fotoğraf, kolaj, yağlıboya, heykel, enstalasyon, kumaş, makrome, yün, pirinç, ahşap gibi geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Bu çeşitlilik, hem kişisel hem de kolektif hafızaları barındıran bir ifade alanı yaratıyor. “Gözlerinizden öperim” ifadesinden ilham alan sergi, sahiplenme veya küçültme olmadan, birlikte var olmanın incelikli bir biçimine işaret ediyor.
Bu yılki bienalin ana teması, küratör Koyo Kouoh tarafından belirlenen “In Minor Keys” (Minör Tonlarda) olarak belirlendi. Bu tema, baskın anlatıların ötesinde, daha sessiz, kırılgan ve sıklıkla göz ardı edilen deneyimlere odaklanmayı öneriyor. Küratör Başak Doğa Temür, Nilbar Güreş‘in heykel, yerleştirme, resim ve kağıt/kumaş üzerine karma teknik çalışmalarını bir araya getirerek, sanatçının bu temayla uyumlu bir sergi ortaya koyduğunu belirtiyor. Sergideki yerleştirmeler, ziyaretçiyi belirli bir rota izlemeye zorlamak yerine, mekanı yavaşlamaya ve bedeninin çevreyle, yapıtlarla ve diğer insanlarla kurduğu ilişkiye odaklanmaya teşvik ediyor. Temür’e göre Güreş‘in pratiği, toplumsal cinsiyet, göç ve aidiyet gibi konuları yaşanmış deneyimler üzerinden ele alıyor; yerinden edilme, ırkçılık, yabancı düşmanlığı gibi konuları gündelik hayatı şekillendiren koşullar olarak değerlendiriyor.
Nilbar Güreş‘in sanat üretiminin temelini tekstil, giysi, ev içi nesneler ve doğadan alınan formlar oluşturuyor. Bu malzemeler, sanatçının müdahaleleriyle kişisel ve kolektif hafızaları taşıyan; şefkat, mizah ve direnç içeren ifadelere dönüşüyor. Sanatçı, değer, arzu ve imtiyaz üreten sistemlerin bedenleri ve ilişkileri nasıl biçimlendirdiğine dikkat çekerek, “İnsanların kendilerine her şeyin sadece en iyisini layık görmelerinden tiksiniyorum. Çünkü bu başkalarına zarar vermeden mümkün değil” diyerek eleştirel bir duruş sergiliyor.
Nilbar Güreş, 1977 İstanbul doğumlu olup, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü‘nü tamamladıktan sonra Viyana Güzel Sanatlar Akademisi‘nde resim ve grafik tasarımı üzerine yüksek lisans yaptı. Ardından Viyana Uygulamalı Sanatlar Üniversitesi‘nde sanat ve tekstil pedagojisi eğitimi aldı. Sanatçı, Avusturya Kültür ve Sanat Bakanlığı tarafından 2023 Üstün Sanatçı Ödülü ile onurlandırıldı ve araştırma bursu kazandı. Kariyeri boyunca 2013 Hilde Goldschmidt Ödülü, 2014 Otto Mauer Ödülü, 5. Belvedere Contemporary’nin 2015 BC21 Sanat Ödülü, Londra Sanat Fuarı’nın 2018 De’Longhi Sanat Projeleri Sanatçı Ödülü ve 2021 Maud Mottier Ödülü gibi prestijli ödüllere layık görüldü. 2012‘de New York‘taki Uluslararası Stüdyo ve Küratoryal Program’a misafir sanatçı olarak katıldı. Yirmi beş yıla yakın süren sanatsal pratiği fotoğraf, video, film, resim, performans, heykel, enstalasyon ve kumaş üzerine karma teknik kolajları kapsıyor. İşlerinde toplumsal adaletsizlik, cinsiyet rolleri ve kültürel kimlik kodları gibi konuları duyarlılıkla ele alarak, nükteli simgelerle konvansiyonel olanı yıkmayı amaçlıyor. Güreş, çalışmalarını Napoli, Viyana ve İstanbul‘da sürdürüyor.
- Sergi, 6 Mayıs‘ta açıldı ve 22 Kasım‘a kadar Arsenale’de ziyaret edilebilecek.
- Temelinde cinsiyet, göç ve aidiyet gibi konuları ele alan Güreş, farklı malzeme ve tekniklerle zengin bir ifade alanı sunuyor.
- Bienalin “In Minor Keys” (Minör Tonlarda) temasıyla uyumlu olan sergi, sessiz ve kırılgan deneyimlere odaklanıyor.
- Sanatçının kariyerinde çok sayıda ulusal ve uluslararası ödül bulunuyor.
Finans Hattı Yorum:
Venedik Bienali’nde Türkiye Pavyonu’nun açılması, ülkenin sanatsal ve kültürel dışavurumunu küresel ölçekte sergilemesi açısından büyük önem taşıyor. Sanatçı Nilbar Güreş‘in tematik derinliği ve kullanılan çeşitli malzemeler, hem sanatsal piyasa için hem de uluslararası sanat camiasında Türkiye’ye olan ilgiyi artırma potansiyeli taşıyor. Özellikle sponsorluk anlaşmaları ve kamu destekleri, bu tür büyük ölçekli kültürel etkinliklerin sürdürülebilirliği ve tanıtımı açısından kritik rol oynuyor. Borusan Otomotiv ve Trendyol Sanat gibi özel sektörün desteği, sanat ve iş dünyası arasındaki sinerjinin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.
Yatırımcılar ve sanat koleksiyonerleri açısından bakıldığında, Nilbar Güreş‘in uluslararası platformlardaki görünürlüğü, eserlerinin değerini ve gelecekteki potansiyelini etkileyebilir. “Gözlerinizden Öperim” sergisi, sanatçının kariyerindeki önemli bir kilometre taşı olarak görülebilir. Sanatçının toplumsal konulara getirdiği özgün yorumlar ve kullandığı teknik çeşitlilik, çağdaş sanatın trendleriyle paralel bir eğilim gösteriyor. Bu durum, sanat piyasasındaki ilgiyi ve potansiyel talebi artırabilir. Genel olarak, bu tür uluslararası etkinlikler, ülkenin kültürel sermayesini güçlendirerek dolaylı yoldan ekonomik etki de yaratma potansiyeli taşır.
Önümüzdeki dönemde, Venedik Bienali’ndeki serginin aldığı geri bildirimler ve uluslararası sanat eleştirmenlerinin yorumları yakından takip edilmelidir. Sanatçının bu platformdaki başarısı, gelecekteki sergileri ve sanat piyasasındaki konumu için önemli bir gösterge olacaktır. Özellikle bienal sonrası oluşacak koleksiyoner ilgisi ve galerilerin sanatçıya yönelik stratejileri, sanatın ekonomik boyutunu daha net ortaya koyacaktır. Yatırımcılar, çağdaş sanat piyasasındaki trendleri ve Nilbar Güreş‘in eserlerine olan talebi gözlemleyerek stratejilerini belirleyebilirler.










