21 Kasım haftasında hisse senedi, DİBS ve özel sektör tahvillerinde toplamda 358,3 milyon dolarlık alım gerçekleşti; DİBS stoku 16,4 milyar dolara yükseldi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan haftalık menkul kıymet istatistikleri, yabancı yatırımcıların Türk sermaye piyasalarına olan ilgisinin devam ettiğini ortaya koydu. 21 Kasım ile biten haftada yurt dışı yerleşikler, hisse senedi, devlet tahvili ve özel sektör tahvillerinin tamamında net alıcı pozisyonunda yer aldı.
Verilere göre, yabancı yatırımcılar söz konusu haftada 71,9 milyon dolarlık hisse senedi, 239,1 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) ve 47,3 milyon dolarlık Genel Yönetim Dışındaki Sektör (ÖST) varlığı satın aldı. Böylece haftalık toplam giriş 358,3 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Bu işlemlerle birlikte, yurt dışı yerleşiklerin 14 Kasım haftasında 30 milyar 782 milyon dolar olan hisse senedi stoku, piyasa değerindeki değişimlerin de etkisiyle 21 Kasım haftasında 31 milyar 589 milyon dolara yükseldi. Aynı dönemde DİBS stoku 16 milyar 206 milyon dolardan 16 milyar 460 milyon dolara, ÖST stokları ise 501,4 milyon dolardan 547,1 milyon dolara çıktı.
Finans Hattı Yorumu:
TCMB verileri, yabancı yatırımcının Türkiye’ye bakışında “temkinli iyimserliğin” sürdüğünü, ancak tercihin net bir şekilde sabit getirili menkul kıymetlere (tahvil/bono) kaydığını gösteriyor. Hisse senedi tarafına gelen 71,9 milyon dolarlık giriş sınırlı kalsa da, DİBS tarafındaki 239,1 milyon dolarlık güçlü alım, yabancının mevcut yüksek faiz ortamından ve reel getiri potansiyelinden yararlanma iştahının canlı olduğunu kanıtlıyor.
Hisse senedi stok değerinin bir önceki haftaya göre yaklaşık 800 milyon dolar artması, sadece para girişinden değil, aynı zamanda Borsa İstanbul’da yaşanan değer artışından da kaynaklanıyor. Bu durum, yabancının hisse senedi tarafında “bekle-gör” modunda olmasına rağmen, mevcut pozisyonlarını koruduğunu ve piyasadaki yükselişten faydalandığını gösteriyor. Toplamda 358 milyon dolarlık net giriş, TCMB rezervlerini destekleyici ve kur üzerindeki baskıyı hafifletici bir unsur olarak değerlendirilebilir.











