YABANCILARDAN 5 AYLIK TAHTVİL ALIMI: TL VARLIKLARINA İLGİ ARTAR MI?
Tahvil Piyasasında Yabancı Yatırımcıların Güçlü Geri Dönüşü Dikkat Çekiyor
Yabancı yatırımcılar, 10 Temmuz haftasında Türkiye’nin menkul kıymetler piyasasına yönelik ilgilerini sürdürdü. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yayımladığı haftalık menkul kıymet istatistiklerine göre, yabancıların tahvil alımlarında belirgin bir artış gözlemlendi. Bu dönemde yabancıların hisse senedi alımı 33,5 milyon dolar seviyesinde gerçekleşirken, tahvil alımları ise tam 1,2 milyar dolar gibi önemli bir rakama ulaştı. Bu rakam, tahvil piyasasında yabancı ilgisinin en son 13 Şubat haftasında görülen seviyelerin üzerine çıktığını ve son 5 ayın en güçlü alımına işaret ettiğini gösteriyor.
Bu önemli gelişme, Türk ekonomisine yönelik yabancı sermaye akışının seyrini anlamak açısından kritik öneme sahip. Yabancı yatırımcıların hisse senedi ve tahvil piyasalarındaki alım satım pozisyonları, hem TL varlıklarının genel sağlığı hem de Türk Lirası’nın döviz kurları karşısındaki performansı hakkında önemli ipuçları sunar. Özellikle son dönemde makroekonomik politikalardaki değişimlerin ardından gelen bu güçlü tahvil alımları, piyasalarda olumlu bir hava estirme potansiyeli taşıyor.
Tahvil Alımları İstikrarlı Bir Şekilde Devam Ediyor
Yabancı yatırımcıların tahvil piyasasındaki pozitif duruşu, son haftalarda istikrarlı bir şekilde devam ediyor. En son 5 Haziran haftasında tahvil satışı yapan yabancılar, sonrasında kesintisiz bir şekilde 5 haftadır net tahvil alıcısı konumunda. Bu son 5 haftalık periyotta gerçekleştirilen toplam tahvil alımının 3 milyar doları aştığı görülüyor. Bu durum, yabancıların Türk devlet tahvillerine olan güveninin arttığını ve portföylerinde bu varlıklara daha fazla yer ayırdıklarını gösteriyor. Önceki haftada 11,5 milyon dolarlık hisse ve 572 milyon dolarlık tahvil alımı yapılmışken, bu hafta gerçekleşen 1,2 milyar dolarlık tahvil alımı, trendin güçlendiğinin bir işareti olarak değerlendirilebilir.
Hisse Senedi Piyasasında Dört Haftalık Alım Serisi
Tahvil piyasasındaki bu dikkat çekici toparlanmanın yanı sıra, yabancı yatırımcıların hisse senedi piyasasındaki ilgisi de son dört haftadır devam eden alım serisiyle kendini gösteriyor. Yabancılar, 19 Haziran haftasında 465,7 milyon dolar, 26 Haziran haftasında 203,3 milyon dolar ve 3 Temmuz haftasında 11,5 milyon dolarlık net hisse senedi alımı gerçekleştirmişti. Geride bıraktığımız 10 Temmuz haftasında ise bu alım 33,5 milyon dolara ulaştı. Bu şekilde dört haftalık bir kesintisiz alım serisi, yabancıların Türk hisse senetlerine yönelik orta vadeli bir ilgi gösterdiğini düşündürüyor. Son bir ayda toplam hisse senedi alımının 714 milyon dolara ulaşması, bu ilgiyi daha da somutlaştırıyor.
Portföy Değerlemeleri ve Yabancı Varlıkları
Yabancı yatırımcıların portföylerindeki değişimler de yakından takip ediliyor. Yabancıların elinde bulunan hisse senedi değeri, bir önceki dönemde 41,7 milyar dolar iken, son verilerle birlikte 41,3 milyar dolara geriledi. Bu küçük çaplı düşüş, muhtemelen haftalık bazda yapılan alım satım işlemlerinin neticesindeki küçük fiyat değişimlerinden veya gerçekleşen kar satışlarından kaynaklanıyor olabilir. Öte yandan, yabancıların elinde tuttuğu tahvil stoku ise önemli bir artış gösterdi. 16,2 milyar dolardan 17,4 milyar dolara yükselen tahvil stoku, tahvil piyasasındaki alım iştahının bir yansıması olarak görülüyor. Bu durum, yabancıların risk iştahının göreceli olarak arttığını ve daha istikrarlı getiriler sunan borçlanma araçlarına yöneldiğini göstermektedir.
Finans Hattı Yorum:
Yabancı yatırımcıların özellikle tahvil piyasasındaki bu güçlü ve istikrarlı alımları, Türkiye ekonomisinin makroekonomik göstergelerine ve para politikası beklentilerine olan güvenin arttığına işaret ediyor. Son dönemdeki faiz artışları ve rasyonel politikalara dönüş sinyalleri, yabancı sermayenin ülkeye geri dönüşünü teşvik eden temel faktörler olarak öne çıkıyor. Bu durum, sadece TL varlıklarının değer kazanmasına değil, aynı zamanda döviz kurlarındaki istikrarın da desteklenmesine katkı sağlayabilir. Sektörel bazda bakıldığında, finans sektörü ve reel sektörün borçlanma maliyetleri üzerinde olumlu bir baskı yaratması beklenirken, genel piyasa likiditesinin artması da olasıdır.
Mevcut piyasa sentimenti, genel olarak bir iyimserlik eğilimi gösteriyor. Özellikle son haftalarda Borsa İstanbul’da görülen toparlanma eğilimi ve yabancıların tahvil alımlarına yönelmesi, yatırımcıların risk iştahının arttığını ve Türk lirası cinsinden varlıklara daha pozitif yaklaştığını ortaya koyuyor. Teknik olarak, Borsa İstanbul’un 10.000-10.500 bandındaki önemli direnç seviyelerini kırma çabası ve tahvil faizlerindeki geri çekilme, bu iyimserliği destekliyor. Temel analiz açısından bakıldığında, enflasyonla mücadele ve cari açık beklentilerindeki olumlu gelişmeler, yabancı yatırımcılar için cazip hale gelen faktörler arasında yer alıyor.
Ancak, bu olumlu tablonun sürdürülebilirliği açısından dikkat edilmesi gereken bazı riskler de mevcut. Küresel ekonomideki belirsizlikler, jeopolitik gelişmeler ve enflasyonist baskıların seyrinin piyasalar üzerinde etkili olabileceği unutulmamalıdır. Ayrıca, yurt içi politikalardaki olası değişimler veya beklenmedik ekonomik şoklar, yabancı sermayenin çıkışına neden olabilir. Yatırımcıların, hem küresel gelişmeleri hem de yurt içi ekonomik ve siyasi gelişmeleri yakından takip ederek pozisyonlarını buna göre ayarlamaları, bu süreçte stratejik bir yaklaşım olacaktır. Özellikle TL’deki değerlenme beklentileri, sermaye çıkış riskini azaltıcı bir etken olarak görülebilir.










