Yatırımcıların Gözü Altından Konuta Kaydı
Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmeler ve küresel belirsizlikler, yatırımcıların portföylerinde önemli değişikliklere yol açtı. Güvenli liman olarak görülen altın yerine gayrimenkul yatırımlarına yönelim artarken, bu durumun Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri de yakından takip ediliyor.
Altın Yatırımlarında Düşüş Eğilimi
Savaş ve bölgesel gerilimlerin etkisiyle altın fiyatlarında beklenen yükselişin gerçekleşmemesi, altının güvenli liman algısını zedeledi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından yapılan ve 3.103 hane halkının katıldığı Nisan ayına ilişkin “Hanehalkı Beklenti Anketi” verileri, bu eğilimi net bir şekilde ortaya koydu. Mart ayında %55,2 olan “altın alırım” diyenlerin oranı, Nisan’da 6,4 puan düşerek %48,8‘e geriledi. Bu düşüş, altın yatırımındaki belirgin bir yavaşlamaya işaret ediyor.
Gayrimenkule Olan İlgi Arttı
Altındaki düşüşe karşın, gayrimenkul yatırımlarına olan ilgi dikkat çekici bir şekilde arttı. Mart ayında ev, dükkan veya arsa alırım diyenlerin oranı %28,5 iken, Nisan ayında bu oran 4,9 puan artışla %33,4‘e ulaştı. Bu artış, hane halkının yeniden taşınmaz ve fiziki varlıklara yöneldiğini gösteriyor.
Konut Fiyatlarındaki Beklentiler Cazibeyi Artırıyor
Gayrimenkule olan yönelimde en belirleyici faktörlerden biri, konut fiyatlarındaki beklenen değişimler oldu. Anket sonuçlarına göre, hane halkı 12 ay sonrası için konut fiyat artışı beklentisini %35,2 seviyesinde tuttu. Katılımcıların %65,2‘si ise fiyatların artmasını bekliyor.
Demografik ve Gelir Dağılımı
Yatırım tercihlerinin demografik dağılımına bakıldığında, ankete katılanların %54,7‘si erkeklerden oluşurken, kadınların oranı %45,3 seviyesinde. 18-39 yaş aralığındaki bireylerin daha fazla yatırım eğiliminde olduğu görülürken, 55 yaş ve üstü grupta bu oran daha düşük. Gelir düzeyinde ise asgari ücret ve altında bir gelir seviyesine sahip olanlarda ve ortaokul/lise mezunlarında da dikkat çeken dağılımlar mevcut.
Enflasyon Beklentilerinin Etkisi
Hane halkının yüksek seyreden enflasyon beklentileri, yatırım tercihlerinde etkili olmaya devam ediyor. Yüksek enflasyon beklentisi, tasarruf sahiplerini kısa vadeli araçlar yerine değerini koruyabileceğini düşündükleri varlıklara yönlendiriyor. 12 ay sonrası enflasyon beklentisi Nisan’da %51,56‘ya yükseldi. Buna karşın, 12 ay sonrası dolar kuru beklentisi 52,12 TL ile sınırlı bir değişim gösterdi. Kur tarafında sert bir sıçrama beklentisinin olmaması, yatırımcıların döviz yerine alternatif araçlara yönelmesini destekleyen bir unsur olarak öne çıkıyor.
Gıda ve Enerji Fiyatlarındaki Artış Beklentisi
Hane halkının son bir yıl içinde fiyatlarının en çok arttığını değerlendirdiği ve gelecek 12 ay için fiyatlarının en çok artmasını beklediği ürün/hizmet grupları ‘gıda’ ile ‘yakıt ve enerji’ oldu. Gıdayı, fiyatı en çok artan ürün grupları arasında değerlendiren katılımcıların payı bir önceki aya göre 0,2 puan artarak %40,7‘ye çıktı.
Enflasyon Beklentilerindeki Ayrışma
TCMB‘nin Nisan 2026 Sektörel Enflasyon Beklentileri raporu da enflasyondaki ayrışmayı ortaya koydu. Piyasa katılımcıları, reel sektör ve hanehalkının 12 ay sonrası enflasyon beklentileri arasındaki fark, Nisan ayında belirgin şekilde açıldı. Rapora göre, 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi piyasa katılımcıları için %23,39, reel sektör için %33,70 ve hanehalkı için %51,56 olarak hesaplandı. Bu durum, farklı kesimlerin enflasyon beklentileri arasında yaklaşık 28 puanlık bir fark oluşturuyor. Nisan ayında üç kesimde de beklentiler yukarı yönlü güncellenirken, uzmanlar enflasyonla mücadele sürecine ilişkin temkinli duruşun sürdüğüne işaret etti. Önümüzdeki 12 ayda enflasyonun düşeceğini bekleyenlerin oranı ise %14,57 seviyesinde kaldı.
Finans Hattı Yorum:
Küresel ve bölgesel gelişmelerin etkisiyle yatırımcı davranışlarındaki değişim, makroekonomik göstergelerle de destekleniyor. Altının güvenli liman statüsündeki sarsılması ve döviz kurundaki beklentilerin sınırlı kalması, gayrimenkul gibi fiziki varlıklara olan talebi artırıyor. Özellikle hane halkının yüksek enflasyon beklentisi, bu eğilimi pekiştiriyor. Ancak, enflasyon beklentilerindeki bu denli yüksek seyir ve farklı kesimler arasındaki makasın açılması, para politikalarının etkinliği ve gelecekteki ekonomik istikrar açısından dikkatle izlenmesi gereken bir durumdur. Gayrimenkul piyasasındaki canlanmanın sürdürülebilirliği ve bu durumun genel ekonomik büyümeye katkısı, önümüzdeki dönemde yakından takip edilecektir. Yatırımcıların, bu volatil ortamda portföy çeşitlendirmesini ve risk yönetimini önceliklendirmesi önem taşıyor.












