Doğal Gazın Payı 9 Yılın En Düşük Seviyesinde
Hürmüz Boğazı’ndaki enerji tedarik kesintilerinin petrol ve doğal gaz fiyatlarını rekor seviyelere taşındığı bir dönemde, yenilenebilir enerjinin stratejik önemi daha da belirginleşti. Birçok ülkenin yenilenebilir enerjiye ve batarya depolama tesislerine yaptığı yatırımları artırdığı bu süreçte, Türkiye de mart ayında elektrik üretiminin yüzde 65‘ini yenilenebilir kaynaklardan elde etti. Bu durum, Türkiye’nin enerji ithalatı faturasını düşürmede önemli bir rol oynarken, hidroelektrik kaynaklar yüksek yağışların etkisiyle üretimde başı çekti.
Hidroelektrik Üretiminde Rekor Yükseliş
Bu dönemde hidroelektrik santrallerinin toplam üretimdeki payı, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 19‘dan yüzde 36‘ya tırmandı. Hidroelektrikten elde edilen üretimin yaklaşık iki katına çıkmasıyla birlikte, barajlı santrallerdeki kapasite faktörü yüzde 45 ile mart ayı rekorunu tazeledi.
Doğal Gaz Üretimindeki Düşüş Dikkat Çekiyor
Hidroelektrikteki bu çarpıcı artış, doğal gaz santrallerinin üretimdeki payını önemli ölçüde azalttı. Geçen yılın aynı dönemine göre doğal gazdan elektrik üretimi yüzde 61 oranında gerileyerek toplam üretimdeki payı yüzde 7‘ye düştü. Bu oran, aylık bazda son 9 yılın en düşük seviyesi olarak kayıtlara geçti. Bu düşüş sayesinde mart ayında yaklaşık 185 milyon dolarlık enerji ithalatının önüne geçildiği belirtildi.
Güneş ve Rüzgar Enerjisindeki Gelişmeler
Bu esnada güneş enerjisinin üretimdeki payı yüzde 11‘e ulaştı. Rüzgar santrallerinin kapasite faktörü yüzde 33 ile normal seyrini korurken, kurulu güçteki yüzde 14‘lük artışın etkisiyle üretimdeki payı yüzde 12,5‘e yükselerek en yüksek mart ayı seviyesini yakaladı. Ocak ve şubat aylarında olduğu gibi mart ayında da üretilen elektriğin beşte birinden fazlasını oluşturan yüzde 23,4‘lük kısım rüzgar ve güneşten sağlandı.
Kömür Santrallerinin Payı ve Geleceğe Yönelik Değerlendirmeler
İthal kömür santrallerinin payı yüzde 15‘e gerilerken, yerli kömür santrallerinin payı yüzde 12,3 seviyesinde sabit kaldı. Uluslararası enerji düşünce kuruluşu Ember’de Enerji Analisti Çağlar Çeliköz, küresel savaşın etkisiyle doğal gaz fiyatlarının geçen yıla göre yüzde 25 daha yüksek seyrettiği bu dönemde, yenilenebilir kaynakların devreye girmesinin Türkiye’nin enerji faturasını azaltma açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Çeliköz, yenilenebilir enerjinin toplam elektrik üretimindeki payının yüzde 65‘e ulaşmasıyla, Mart 2026‘da toptan elektrik fiyatlarının yüzde 24, elektrik faturalarının ise yüzde 10 düştüğünü belirtti. Ancak yüksek yağışların olumlu tablosunun geçici olabileceğine dikkat çeken Çeliköz, “Son 30 yılda yaşanan kuraklıkların Türkiye’ye maliyeti yıllık ortalama 1,8 milyar dolarlık ek enerji ithalatı oldu. Dolayısıyla enerji planlamamızı kuraklık riskini merkeze alarak yapmalıyız.” uyarısında bulundu. Rüzgar ve güneş enerjisindeki pozitif ivmenin umut verici olduğunu belirten Çeliköz, “2025’te elektriğin beşte birinden fazlasını sağlayan bu kaynakların payı, bu sene martta yüzde 23‘e yükseldi. Başta rüzgar ve güneş olmak üzere yenilenebilir enerjiyi merkeze alan politikalar sayesinde enerji ithalatı ve elektrik faturaları daha da düşürülebilir.” değerlendirmesini yaptı.
Finans Hattı Yorum:
Türkiye’nin enerji portföyünde yenilenebilir kaynakların artan payı, özellikle doğal gaz gibi ithal girdilere olan bağımlılığın azaltılması açısından olumlu bir gelişme olarak öne çıkıyor. Mart ayında gözlenen hidroelektrik ve rüzgar/güneş enerjisi üretimindeki artışlar, hem cari açık üzerinde hem de hanelerin enerji maliyetleri üzerinde doğrudan bir rahatlama sağlayacaktır. Bu durum, enerji ithalatı faturasında hissedilir bir düşüşe yol açarken, yerel ekonomiye de dolaylı katkı sağlayabilir.
Küresel enerji piyasalarındaki belirsizlikler ve yüksek fiyatlar göz önüne alındığında, Türkiye’nin yenilenebilir enerjiye yaptığı vurgu, uzun vadede enerji arz güvenliği ve ekonomik istikrar açısından stratejik bir avantaj sunmaktadır. Uzmanların da belirttiği gibi, bu artışın sürdürülebilirliği için kuraklık gibi doğal risklere karşı planlama yapılması ve yatırımların devamlılığı büyük önem taşımaktadır. Doğal gaz fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı daha dirençli bir yapı oluşturulması hedefleniyor.
Yatırımcılar açısından, yenilenebilir enerji sektörüne yönelik politikaların destekleyici olması, bu alandaki şirketler için büyüme potansiyelini artırmaktadır. Elektrik üretiminde doğal gazın payının tarihi düşük seviyelere inmesi, enerji şirketlerinin stratejilerini gözden geçirmesine ve yenilenebilir enerji projelerine daha fazla odaklanmasına neden olabilir. Bu değişim, uzun vadede enerji piyasasında farklı oyuncuların ve iş modellerinin öne çıkmasına zemin hazırlayabilir.












