Havacılık Sektöründen AB’ye Kritik Talep: Biyometrik Sistem Uygulaması Durdurulsun
Avrupa havacılık sektörü oyuncuları, Avrupa Birliği’nin (AB) yeni nesil biyometrik sınır kontrol sistemi olan Giriş-Çıkış Sistemi’nin (EES) mevcut operasyonel zorlukları nedeniyle uygulamaya konulma sürecinde daha fazla esneklik talep ediyor. Havayolu şirketleri ve havalimanları temsilcileri, artan yolcu trafiği ve sistemin yarattığı aksaklıklar göz önüne alındığında, uygulamanın geçici olarak askıya alınması çağrısında bulunuyor.
Yaklaşık 600 havalimanını temsil eden Uluslararası Havalimanları Konseyi (ACI Europe) Avrupa kolu, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’e sunduğu açık mektupta, EES uygulamasının havalimanları üzerinde “sürdürülemez bir baskı” oluşturduğunu vurguladı. Bu sistem, Schengen Bölgesi’ne ilk girişte yolculardan parmak izi ve yüz fotoğrafı gibi biyometrik verilerin toplanmasını zorunlu kılıyor. Halihazırda, bu uygulama nedeniyle yoğun saatlerde sınır geçiş bekleme sürelerinin 5 saate kadar uzadığı bildirildi.
Sektör temsilcileri, uygulamanın ciddi operasyonel aksaklıklara yol açtığını, yolcuların uzun süreler boyunca sınır noktalarında beklemek zorunda kaldığını ve bunun da sınır makamları, havalimanları ile havayolu şirketlerinin operasyonlarını olumsuz etkilediğini belirtiyor. Özellikle temmuz ve ağustos aylarında Avrupa havalimanlarındaki yolcu sayısında önceki aylara kıyasla yaklaşık 40 milyonluk bir artış beklenirken, sektör temsilcileri mevcut uygulamada değişiklik yapılmaması halinde sorunların daha da büyüyeceği konusunda uyarıyor.
Bu bağlamda, AB Komisyonu’ndan, yolcu yoğunluğunun operasyonel kapasiteyi aşması gibi olağanüstü durumlarda üye ülkelere EES uygulamasını geçici olarak tamamen askıya alma yetkisi verilmesi talep edildi. Daha önceki geçici esnetme kararının da yetersiz kaldığı belirtilirken, sektör, eylül ayından sonra da olağanüstü durumlarda prosedürlerin askıya alınabilmesini istiyor.
Ayrıca havayolu şirketleri, sınır noktalarında yeterli personel sayısının sağlanması, EES altyapısının daha istikrarlı çalışması, self-servis kioskların etkin kullanımı ve ön kayıt sisteminin devreye alınması gibi yapısal düzenlemelerin tamamlanana dek esnek uygulamaların sürdürülmesini talep ediyor. Bu düzenlemeler tamamlanana kadar sistemin sorunsuz işlemesinin mümkün olmadığı, bu durumun bağlantılı uçuşların kaçırılmasına ve yolcuların kapıları kapanan uçakların boş koltukları nedeniyle sınır kuyruklarında bekletilmesine neden olduğu ifade ediliyor.
- Avrupa havacılık sektörü, AB’nin biyometrik sınır kontrol sisteminin (EES) uygulanmasında operasyonel esneklik talep ediyor.
- Sistemin yoğun saatlerde sınır bekleme sürelerini 5 saate kadar uzattığı ve operasyonel aksaklıklara neden olduğu bildirildi.
- Sektör, yolcu yoğunluğunun operasyonel kapasiteyi aştığı durumlarda uygulamanın geçici olarak askıya alınması yetkisi istiyor.
Finans Hattı Yorum:
Avrupa havacılık sektöründen gelen bu “uygulama askıya alınsın” çağrısı, küresel tedarik zincirlerindeki ve operasyonel altyapıdaki kırılganlıkları bir kez daha gözler önüne seriyor. Özellikle turizm ve seyahat gibi döngüsel sektörlerde, bu tür bürokratik ve teknolojik geçiş süreçlerinin mevcut ekonomik dalgalanmalarla birleştiğinde yarattığı potansiyel kaos, uzun vadeli planlama ve öngörülebilirlik açısından ciddi riskler barındırıyor. Sektörün büyük oyuncularının bu denli açık bir mektupla çağrıda bulunması, sorunun boyutunun ne denli kritik olduğunu ve AB’nin kendi içindeki regülasyon ile sektörün gerçekleri arasındaki potansiyel çatışmayı işaret ediyor. Türkiye’nin de turizmdeki gücü düşünüldüğünde, bu gelişmeleri yakından takip etmek ve Canlı Borsa akışındaki havacılık ve turizm hisseleri üzerindeki olası etkilerini değerlendirmek önem taşıyor.
Yatırımcılar açısından bakıldığında, bu durum, Avrupa seyahat ve havacılık ekosistemindeki potansiyel bir yavaşlamaya veya operasyonel maliyet artışlarına işaret edebilir. Teknik olarak bakıldığında, eğer bu durum uluslararası seyahat endekslerinde bir baskı unsuru oluşturursa, bu durum ilgili şirketlerin hisse senedi fiyatlarında da bir miktar dalgalanmaya yol açabilir. Finansal oranlar açısından ise, artan operasyonel maliyetler ve potansiyel gelir kaybı, sektördeki şirketlerin karlılık metriklerini olumsuz etkileyebilir. Mevcut küresel ekonomik yavaşlama eğilimleri ve enflasyonist baskılar da göz önüne alındığında, sektördeki yatırımcı duyarlılığı şu an için temkinli seyredebilir.
Bu gelişmenin en büyük risklerinden biri, AB’nin bu çağrıya ne kadar hızlı ve ne ölçüde yanıt vereceği konusudur. Eğer AB, sektörel talepleri göz ardı ederek mevcut planlamasına devam ederse, önümüzdeki yoğun dönemlerde havalimanlarında ciddi aksaklıklar yaşanması ve bunun hem yolcu memnuniyetini hem de havayolu şirketlerinin gelirlerini olumsuz etkilemesi kaçınılmaz olacaktır. Bu nedenle, yatırımcıların, AB’nin bu konudaki tutumunu ve olası düzenleyici adımlarını yakından izlemesi, stratejilerini buna göre ayarlaması tavsiye edilir.











